kapat
09.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Stres bu öldürür de yaşatır da


Ceyda Erem 5 hafta boyunca beyin kanaması geçirdi, mucize eseri kurtuldu.
Onu ölüm döşeğine götüren de yaşama döndüren de stresin yol açtığı beynindeki deformasyon oldu. Kİmİnİn hayatı bir roman okur değişir, kimininse milli piyangodan bir anda 300 milyar kazandığında... Onunsa hayatı ise bir beyin ameliyatı sonrası değişti...

İsmi Ceyda Erem. Tanıyorsunuz. Çok başarılı bir işkadını. Zirveye sıfırdan tırmandı. Babası Bursalı bir devlet memuruydu, o Türkiye'nin en büyük fuarcılık organizasyonu CNR'ın yönetim kurulu başkanı oldu. Hep çok çalıştı. 25 yıl boyunca dur durak bilmedi. Zirveye tırmanmak kolay değildi. Hani derler ya, çalışmaktan yaşamaya fırsat bulamadı diye... Öyle. İlk oğlu İlhan'ı dünyaya getirdiğinde "Daha bir haftalık lohusasın. Yatman lazım" diyenlere aldırmadı. İşinin başına koştu. Ama nasıl? Bebeği de dadısıyla birlikte yanında. Bir yandan oğlunu emzirirken, diğer yanda telefonda sıkı pazarlıklar yaptı. İkinci oğlu Serhan doğduğunda da farklı olmadı...

Sonunda patron oldu. Elbette bir bedeli vardı. Son birkaç yıldır, iyice bitkin düşmüştü. Baş ağrıları da giderek artıyordu. Derken, çocuklarının Şubat tatilinde gittikleri Fransa'da dağda kayak yaparken düşüp bayıldı... Kısa süreli de bir hafıza kaybı yaşadı. Fransız doktorlar, "Bu çok ciddi bir durum. Hemen tetkik yapılmalı. Kalın burada bakalım" dedilerse de dinlemedi. Nasıl olsa Türkiye'de de çok iyi doktorlar var, dönüşte baktırımım diye düşünüyordu.

Y ORGUNLUK DEDİLER
Türkİye'nİn en ünlü beyin cerrahından randevu aldı. Doktor, "Yorgunluktan, biraz boyunluk kullanın, geçer" dedi. Birkaç da ilaç yazdı. Ama ağrıları gün geçtikçe artıyordu. Öyle ki artık sağ kolunu ve sağ ayağını rahat kullanamaz olmuştu. Bir profesöre daha gitti: "Günde bir Aspirin alın birkaç güne kalmaz bir şeyiniz kalmaz."

Bir yandan Kurban Bayramı yaklaşıyordu. Çocuklarına söz vermişti. Bu kez İsviçre'ye kaymaya götürecekti onları.

İsviçre'de artık kolunu bile kıpırtdatamaz hale gelmişti. Sonrası... Sonrası İsviçre'deki kontrolde anlaşıldı ki Ceyda Erem, ilk düşüşten bu yana, 5 haftadır beyin kanaması geçiriyor.

DAHA DA GÜZELLEŞMİŞ
AslInda olayı birinci ağızdan dinlemek en iyisi. Ameliyatın üstünden neredeyse 4 ay geçti. Bu süre içinde evinden hiç çıkmadı. Söyleşi talebimizi ise tek bir şartla kabul etti. Fotoğrafçı olmayacaktı. İşte bu yüzden söyleşiye giderken sanıyordum ki, karşımda yıkılmış bir kadın bulacağım. Ama öyle olmadı. Gözlerime inanamadım. Eskisinden çok daha güzel, ve güleryüzlü bir kadın vardı karşımda.

* Beyin kanaması geçirdiğiniz nasıl anlaşıldı?

İsviçre'de... Hareket edemiyordum. Doktora gittim, gözlerime baktı . "Diş etleriniz kanıyor mu" dedi. Evet dedim. Hemen telefona sarıldı. Almanca birşeyler söyledi. Telefonu kapadı. "Siz beyin kanaması geçiriyorsunuz. Durum ciddi" demez mi? Önce hastaneye sonra helikopterle Zürih'e gittik. Ameliyata alınacaktım. Helikopterde o kadar ihtimamı görünce ben öldüm de cennette miyim diye düşünmeye başladım. Ameliyat başarılı geçti.

* Peki bu 5 günde nasıl ölmemişsiniz?

Beyinde yorgunluk ve stresin yarattığı bir dejenerasyon meydana gelmiş. Kafatasıyla beyin arasında bir boşluk oluşmuş. Kan akacak yer bulduğu için ölmemişim.

* Peki Türkiye'deki doktorlara dava açmayı düşünmediniz mi?

Düşünmez olur muyum? Tıp fakültesinde okumayı bile düşündüm. O doktorlara çok isyan ettim.

* Onları aradınız mı peki?

Hayır. Bir doktor arkadaşımla onlara, "Lütfen kendilerine söyleyin. Bir daha aynı sorumsuzluğu yapmasınlar. Kimbilir böyle kaç kişinin hayatına mal olacak?" diye haber yolladım.

E SKİ CEYDA İNTİKAMCIYDI
* Eski Ceyda da böyle mi davranırdı?

Asla. Eski Ceyda intikam alırdı.

Beynini hor kullanmışım

"Eskİden işe gitmesem ölürdüm' diyen Erem artık farklı düşünüyor: "Sanırdım ki bir gün işe gitmesem şirket batacak. 25 yıldur durdurak bilmeden çalışıyorum. Aslında bu olayla büyük bir uyarı aldım. İşin de bir usulü olduğunu öğrendim" diyor.

Beynini bu kadar yorduğu için İsviçre'de kendisine 'strong woman' yani 'güçlü kadın' adını taktıklarını söylüyor Ceyda Erem: "Çok büyük şans eseri sadece sağ tarafıma felç inmiş. Yani, İsviçre'de doktora gitmeseydik kimbilir neler olurdu? Ben çok şanslıyımdır. Doktor 'hayatının kıymetini biraz daha bilmen gerekiyor. Beyninizi çok hor kullanmışsınız' dedi.

Peki saçlarına üzülmüş müydü Erem? "Hayatta kalmam tamamen şans. Bunun sevinciyle saçımın başımın derdine düşmedim. Hatta hoşuma bile gitti, mutluluğumun bir işareti dedim kendime" diye anlatıyor:

YAKUP TIRAŞ ETTİ
"Tam ameliyattan önce başımda Anadolu şiveli bir Türk. "Ahh. Hemşehrim gelmiş" diyordu. "Yazık, ne de güzel kadınmışsın. Merak etme ben seni öyle bir tıraş edeceğim ki, kimse anlamayacak" diyordu. "Üzülme kurtulacaksın" diyordu. Orta yaşlı bir adamdı. Bana uyuşturucu vermişlerdi. Sonradan öğrendim. Adı Yakup'muş. Orada gurbette ameliyata girerken Yakup'un sesini duymak iyi gelmişti. Sonra da alıştıra alıştıra kestirdim saçlarımı."

24 Haziran'da 1 yaşıma bastım
"Yenİden doğdum" diyor Erem. "24 Haziran doğumgünümdü. Pastanın üstüne bir tek mum koyduk. Beynimle, vücudumla gerçekten ilk kez doğmuş gibiyim. Birinci yaşımı kutladık. Kendime baktığımı sanırdım. Ama öyle değilmiş, artık kendimle ilgileniyorum" diyor.

Bu olayın ardından hayata bakışı, çocuklarıyla ilişkileri öylesine değişmiş ki, neredeyse bu olayın kendisi için bir lütuf olduğunu düşünüyor:

"İş hayatı, yöneticilik ister istemez belli bir otoriteyi alışkanlık haline getiriyor. Bu alışkanlıkla özel hayatında sözünü geçirebildiğin çocukların oluyor. Şimdi öyle değilim. Sezgilerim arttı. 20 yaşımdan beri sürekli çalışıyordum, hayatımın kıymetini şimdi anladım. Ama hep düşünüyorum. Benim param var da bunları yaşadım. Ya olmasaydı?"

İsviçre'deki doktorum Gazi Yaşargil'in öğrencisi çıktı

* Şimdi kontrolleri kime yaptırıyorsunuz?

Şu anda ameliyattan dolayı kanım normal değerlerin yüzde 50 altında. Kanımı yükseltmek için bir tedavi görüyorum. İsviçre'deki Profesör İmof bana Türkiye'de tek isim önerdi. Prof. Dr. Ali Çetin Sarıoğlu. Beni ameliyat eden İsviçreli doktor da, Sarıoğlu da Gazi Yaşargil'in asistanıymış. Uzun yıllar birlikte çalışmışlar. Şimdi onun kontrolündeyim. Üç ay sonra tekrar kontrole gittiğimizde müthiş bir iyileşme gördü. Üstelik 'beyinde stresin yol açtığı dejenerasyonun tedavisi mümkün değil' demişlerdi. Ama Prof. Dr. İmof sonucu çok iyi buldu.

ŞAPKASIZ ÇIKAMIYORUM
* Bu ameliyat beyninizde hasar bıraktı mı?

Ameliyattan hemen sonra kendimi eskiye göre çok daha iyi hissetmeye başlamıştım. Unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu vardı. Şimdi yok. Eskiye göre çok iyileşmiş durumdayım. Hatta doktora da sordum. 'Zekamda büyük bir gelişme oldu' dedim. Doktor güldü, 'Arasıra havalandırmakta fayda var. Mümkündür' dedi.

* Koşabiliyor musunuz şimdi?

Hayır. 6 ay daha beklemem lazım. Ama zaten koşmayı sevmem. Başka hiçbir yasak yok. Aşırı yüklenmemek gerekiyor. Güneş ve sıcaktan uzak durmam gerekiyor. Mutlaka şapkayla çıkmam lazım.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır