kapat
09.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 

Öksüz'ün 'işbirlikçi' paranoyası


Enis Öksüz'e göre, Telekom Yönetim Kurulu sorunu IMF'den değil, içerideki işbirlikçilerden kaynaklanıyor. Öksüz de Telekom'un içinin boşaltılacağı kaygısında
IMF- Dünya Bankası ekseninde gerçekten baş döndürücü, bir o kadar da kaygı verici gelişmeler yaşanıyor.

2 Temmuz akşamı, Washington'dan gelen haber, Ankara'ya bomba gibi düşüyor ve adeta yeni bir sürecin başladığını ilan ediyor. SPK eski Başkanı Ali İhsan Karacan'ın dediği gibi, artık ekonomide, siyasi kartlarla oynanan "2 Temmuz Süreci"ni yaşıyoruz. Şok dalgası, IMF merkezinden yayılıyor ama Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine kilitlenen tartışmada, asıl bilginin Dünya Bankası Ankara Bürosu'ndan gittiği anlaşılıyor. Doğal olarak, aynı ofiste çalışan IMF Türkiye Temsilcisi de Telekom'da "siyasi kadro paylaşımı" tezini içeren raporunu ABD'ye ulaştırıyor. Bir anlamda, tetiğe Dünya Bankası tarafından basılıyor, patlama IMF'de oluyor, Ankara yaralanıyor.

Bütün bu pazarlıkların odak noktasındaki bir isimle Diyarbakır'dayız. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'le, uçağın kapısında bir ara başbaşa konuşma fırsatı buluyoruz. Öksüz, yine IMF'ye yükleniyor. Biraz da komplo teorilerini çağrıştırır şekilde bakın neler diyor: "Ben, ihanet içinde olmam. Hiçbir Türk vatandaşı da ihanet içinde olmaz. Telekom Yönetim Kurulu gibi detay bir konu IMF'den mi kaynaklanıyor sanıyorsun? Tabii ki hayır. Asıl buradaki işbirlikçilerden. Ondan sonra Telekom'un içi boşaltılırsa ne olacak? Biz, ne istenirse yaptık. Telekomünikasyon Kurumu dediler, kuruldu. Telekom Yasası dediler, yürürlüğe girdi. Telekom Yönetim Kurulu'nu gündeme getirdiler, atamalar yapıldı. Bundan sonrası, adım atması gerekenlerin meselesi..."

Öksüz, bu arada kritik iki soruya da sinirli şekilde şu yanıtları veriyor:

* Bu iş, giderek siyasi bir hal alıyor. Hükümet'in ya da koalisyonun bileşimini etkiler mi?

Daha ne yapalım kardeşim? Koalisyon bozulursa da bozulur ama ben ihanet etmem.

* Sayın Kemal Derviş, sizi ABD'de savundu...

Karıştırmayın şimdi Derviş'i...

Gerginliğin giderek tırmanması belirsizliği ve krizin maliyetini arttırıyor. Ancak bir gerçeğin altı daha kalın çizgilerle çiziliyor: "IMF için önceden 'neyin' yapıldığı önemliydi. Bu yetmedi, 'nasıl' yapıldığı önem kazandı. Şimdi bu da yeterli görülmüyor. 'Kimin' yaptığı ön plana taşınıyor. Dalgalı kur sonrası, döviz-faiz tahterevallisine oturan Türkiye'nin sallantıdan kurtulması, soğukkanlı bir tarzda IMF'nin ikna edilmesini, hassas ekonomik yapının siyasi manevraların dışında tutulmasını gerektiriyor. Şüphesiz IMF'nin elinde iki örnek ülke var. Arjantin ve Türkiye. Yeni bir başarısızlık IMF'ye prestij kaybettirir ama iki kriz yemiş Türkiye'ye kaybettireceklerini düşünmek bile istemeyiz...

BARUTUMUZ NE KADAR?
Cumartesİ günü akşam saatlerinde Başbakan Bülent Ecevit, dikkatli gözlerden kaçmayan önemli bir görüşme yaptı. Davet edilen isim Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti idi. Kısa ama etkili bir brifing gerçekleşti. Açıkçası, Başbakan Ecevit, IMF ile yaşanan sorunların, piyasalara yansımasını, Merkez Bankası'nın dayanma gücünü öğrenmeye, ölçmeye çalıştı. Öyle anlaşılıyor ki, Merkez Bankası yönetimi Ecevit'e, reformlardaki ikircikli tutumun dışsal etkilerinin olumsuz olduğunu, akılcı bir çözüm bulunmadığı taktirde kur ve faizin yüksek seyredeceğini, bu durumun belirsizliği körükleyeceğini, yeni yeni oluşan güven ortamına darbe vuracağını ve faturanın giderek kabaracağını anlatmış.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Özelleştirme İdaresi'ndeki G-String tartışmasının, terfi ya da teşvik primi bekleyen ancak umduğunu bulamayan bir kısım personelden kaynaklandığını,

* DPT Müsteşarı Akın İzmirlioğlu-nun, dış tayin için kamu personeli yabancı dil sınavını beklediğini,

* TSMF tarafından el konulan bankalardaki tasarruf mevduatının yüzde 100 güvencede sayıldığını, ancak el konulmadan faaliyeti durdurulan bankalarda bu sınırın sadece 50 milyar lira olduğunu,

* Akaryakıt ürünlerinden alınan tüketim vergisine her ay tüketici fiyatları endeksindeki artış kadar ayarlama yapıldığını, bu yüzden akaryakıt zamlarının otomatiğe bağlandığını,biliyormusunuz


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır