kapat
08.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
OKAY GÖNENSİN(ogonensin@sabah.com.tr )

Söz ve "ardındaki"

Şirazlı Sadi, "sözün önemi"ni ve "susmanın değeri"ni anlatırken, asıl önemli olanın "ardındaki ben" olduğunu sürekli tekrarlar. Aktardığı, geliştirdiği, "hisse"lerini eklediği hikâyelerinde; sözün kendisi kadar başı, sonu ve yokluğunun da farklı ağırlıkları olduğu anlatılır.

***
Dostlardan birine dedim ki: "Çoğu zaman söz söylememeyi seçmeme sebep şudur: Sözün içinde her zaman tesadüfi olarak iyi de bulunur, kötü de bulunur. Düşmanların gözleri ise iyiliği görmez, sadece kötülüğü görür."

Dostum dedi ki: "Kardeşim, düşmanın iyiyi görmemesi de iyidir."

Düşmanlık gözüyle bakılınca hüner dahi büyük ayıp görünür. Sadi aslında güldür, fakat düşmanın gözünde sadece dikendir. Düşman iyi bir kimse hakkında dahi "Bu adam yalancıdır, serkeştir" diye taş atar. Cihanı parlatan güneş çeşmesi, körün yaralı gözüne çirkin görünür.

***
Bİr budala, bir alimin yakasından tutmuş, ona saygısızlık ediyordu. Oradan geçen bir bilge bu hali görünce "Eğer bu adam hakiki bir alim olsaydı böyle bir cahil ile işi bu dereceye getirmezdi" dedi.

İki akıllı arasında kavga, inat olmaz. Akıllı kimse zevzek bir insan ile çekişmez, onunla inatlaşmaz. Cahil; vahşilik ile, hoyratlık ile sert söyleyecek olsa dahi, akıllı insan yumuşaklık ile onun gönlünü yapar.

İki ehl-i dil, aralarında bir kılı muhafaza ederler, koparmazlar.

İki kişiden biri serkeş, öteki halim selim olursa, yine böyledir.

Eğer iki taraf da cahil ise, aralarında zincir de olsa koparırlar, kırarlar.

Kötü huylu birisi bir âkile sövmüştü. Sövülen kimse tahammül etmiş ve sükunetle şöyle demişti: "Ben senin söylemek istediğin dereceden daha fenayım. Sen benim ayıbımı benim kadar bilemezsin."

***
Lokman'a dediler ki: "Edebi kimden öğrendin?"

Lokman şöyle cevap verdi: "Edepsizlerden öğrendim. Şöyle ki, onların sözlerinden ve işlerinden hangisi gözüme hoş görünmedi ise o sözü söylemekten, o işi yapmaktan sakındım."

İnsanlar şaka yoluyla da olsa; ne söyleseler, akıllı insan o sözlerden mutlaka bir hisse alır. Fakat cahil kimsenin karşısında hikmet sözlerinden yüz parça okunsa, onun kulağına yine masal gibi gelir.

***
Bİr büyüğü, bir mecliste devamlı övüyorlar, güzel vasıflarını haddinden ziyade büyütüyorlardı.

O büyük zat başını kaldırdı ve şöyle dedi: "Kendimin ne adam olduğunu asıl ben bilirim. Ey benim güzel sıfatlarımı sayıp döken kimseler, yeter. Beni çok incittiniz. Görünüşüm öyledir, fakat iç yüzümü bilemezsiniz. Şahsım herkesin gözünde güzel görünüşlüdür fakat ben içimdeki fenalıklardan utanıyor, başımı kaldıramıyorum."

Herkes tavuskuşunu güzel nakışlı tüyü tüsü sebebiyle metheder durur. O ise ayağının çirkinliğinden dolayı utanır.

***
AkIllI bir genç her türlü vasfa ve sağlam bir kişiliğe sahipti. Fakat alimlerin meclislerinde bulunmakla birlikte hiçbir şey söylemez, hep dinlerdi. Bir kere pederi ona şöyle dedi: "Bildiğin şeylerden sen de söylesen olmaz mı? Neden bir şey söylemiyor, hep dinliyorsun?"

Çocuk cevap verdi: "Korkuyorum ki, ben bildiğim şeyi söyledikten sonra birisi bilmediğimi sorar, ben cevap veremem, mahçup olurum."

Söylemedikçe kimsenin seninle işi olmaz. Fakat söylediğin zaman da hem delilini getirmelisin, hem de arkasını getirmelisin.


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır