Devalüasyon yıllarında en çok getiriyi döviz cinsi yatırım araçlarının getirmesi gerçeği bir kez daha kendini gösterdi. Yılın ilk yarısında döviz-altın, repo ve yatırım fonlarının getirisi enflasyonu aşarken, mevduat faizinin bütün vadeleri, üç aylık hariç tüm bono ve tahviller, borsadaki ana sektörlere ait hisseler reel anlamda kaybettirdi. Yandaki grafikten görülebileceği gibi, yılın ilk yarısında, en büyük kayıp yüzde 31.3 ile borsada Hizmetler Sektöründe, en yüksek kazanç yüzde 40'ın üzerinde olmak üzere altın ve dolarda gerçekleşti.
* Kısa vade gözde- Getirilerin ortaya koyduğu bir başka gerçek, kazancın kısa vadede olması. Yani en kısa vadeli ve en likit yatırım araçları en yüksek kazancı sağladılar. Döviz, altın ve kısa vadeli faizler bunun göstergeleri.
İlk altı aydaki durum bu.
* 94'de olanlar- Acaba ikinci altı ayda durum ne olabilir? Birinci yarıdaki eğilimler sürer mi?
En yakın örnek devalüasyon yılı 1994'ten. İkinci yarıda dolar durmuş, borsa yükselmiş, faizlerin getirileri reel anlamda yüksek kalmıştı. Yılın bütününde gecelik faizlere yatırım yapanlar en yüksek kazancı elde etmişti. Doların yıllık getirisi bonoların getirisini geride bırakmıştı.
Bu yılın bütününde de, dovizin getirisi Hazine faizinin üzerinde kalabilir. Çünkü şimdiden yüzde 40'lık bir reel getiri var. Bu makasın kapanması için ikinci yarıda faizlerin fırlaması gerekiyor. Bu zor.
* Faiz tutuklu, döviz serbest- Çünkü, yürütülen ekonomik program faizlerin daha da düşürülmesini öngörüyor. En önemli sorun olarak iç borçların çevrilmesi alınmış ve ekonomi politikaları faiz düşüşüne göre ayarlamış.
Yürütülen bu politika çerçevesinde 1994'den temel bir fark olarak faiz tutulup dövizin ucu serbest bırakılmış. Bunun anlamı ise politik ve ekonomik ortaya çıkabilecek bütün risklerin, hatta ekonomi programının yürütülmesinde ortaya çıkacak aksaklıkların etkisi gelip döviz kurunda ortaya çıkacak. Döviz sisteme olan güvenin barometresi yerine geçmiş.
* Riskler önce kura yansır- Dolayısıyla yılın ikinci yarısında sisteme güven azalacaksa, siyasi risk artacaksa, bir hükümet bunalımı görülüyorsa, erken seçim tartışılacaksa hatta gündeme gelecekse, programdan vazgeçilecekse, bunların öncelikle döviz kuruna yansıması beklenebilir. Ağustos ayında Hazine itfalarının yeniden yoğunlaşmasının, Eylül'de enflasyonun mevsimsel olarak artmasının, Ekim'de Meclis'in açılmasının etkisiyle yaz aylarındaki olumlu atmosfer dağılabilir. Kurdaki artış elbette faiz artışını da beraberinde getirir. Ancak karamsar senaryonun gerçekleşmesi durumunda, serbest bırakılmasından dolayı kurun faizin önünde gitmesi daha yakın bir olasılık. Sonbalarda siyasi risk öngörenlerin en uygun pozisyon değiştirme zamanı ise yaz ayları.
* Her şey Ankara'ya bağlı- Borsada yabancıların payı kurun oynaklığı nedeniyle azaldı, yüzde 40'ın altında seyrediyor. Borsanın yılın ikinci yarısında toparlanması ancak yürütülen programın iyi sonuçlar vermeye başlaması ve siyasi riskin doğmaması durumunda olabilir.
Aksi taktirde bütün piyasalar ve reel ekonomi gibi borsa da, hükümetin durumunun ne olacağını, erken seçimin ne zaman yapılacağını sorgulamaya ve bu arada programın uygulama sonuçlarını beklemeye davam edebilir. Bu da, yüksek risk ve kısa vadecilik anlamına gelir.
Dileyelim riskler gerçekleşmesin.
* Sonuç- "Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler" Shakespeare