Meğer ne hassas bir noktaya basmış; ne büyük bir "çiftliğe" izinsiz girmişim! Sabahtan beri telefonlarım durmuyor.
Köy Hizmetleri'nde çalışmış ya da çalışmakta olan, çeşitli illerde müdür, müdür yardımcılığı yapmış birçok okurum, tanık oldukları talan ve partizanlık öyküleri anlatıyorlar.
Arayanlardan biri de Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz... Sayın Yılmaz, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün yıllardır partizanca şişirildiğini kabul ediyor, bizzat tanık olduğu olayları şöyle anlatıyor:
"Yıllar yılı, il delegesinin oğlu, ilçe delegesinin kızı denmiş, bütün delege yakınları buraya doldurulmuş. Kartla maaş alıyor ya, adamın yüzünü gören yok. Diyelim, İstanbul'da kuyumculuk yapıyor, her ay başı gidip kartla maaşını çekiyor."
"Adını vermeyeyim, bir Bölge Müdürlüğü'ne 3000 kişi alındığını duydum. Gittim, ortada öyle 3000 kişi filan yok. Bölge Müdürü'ne nerede bu 3000 kişi diye sordum. 'Vallahi gelmiyorlar efendim. Zaten gelmelerini ben de istemiyorum.' dedi. 'Burada ne onları oturtacak yer, ne de yaptıracak iş var. Geldikleri zaman, hepsi şu çimenlere yayılıp bütün gün sigara içiyorlar. Ondan sonra o izmaritleri toplamak için benim odacılarım bütün gün çalışıyor. O yüzden, gelmiyorlar. Zaten biliyorsunuz, maaşlarını da kartla alıyorlar."
Yılmaz'ın itiraz ettiği nokta, 40 bin kişilik yeni kadro alımı konusu...
Köy Hizmetleri kadro sayısı açısından "Altın Çağı"nı 1990'da yaşamış. Tam 96 bin kişi... 1997'de Yılmaz göreve geldiğinde bu sayı 71 binmiş. Dört yıllık görev süresince 51 bine indirmiş.
Konuşmanın burasında, Bakan'a soruyorum "Gerçekte bu kurum kaç personelle yürütülebilir?"
Bakan açıkyüreklilikle cevap veriyor: "Bence 30 bin kişi yeter..."
Buradan çıkan sonuç şu ki; 1990'da Köy Hizmetleri'nde 66 bin kişi haybeden para alıyormuş. Dile kolay, sadece bir kurumda tam 66 bin aile hiçbirşey üretmeden bu toplumun vergileriyle geçiniyormuş.
Bu "asalak işçi" sayısı on yılda ine ine, bugün 20 bine inmiş. Yine bakan, "Hem de bunlar öyle asgari ücretle çalışmıyorlar. 500 milyonla 900 milyon arasında maaş alıyorlar" diyor.
Evet, Yılmaz kendi döneminde ciddi bir tensikat yapmış, dışardan yeni personel de almamış.
Ama başka bir şey yapmış: Geçici işçi kadrosunda çalışan 29 bin kişiyi geçici işçi olmaktan çıkarıp kadroya almış.
İşte Burhan Özfatura'nın yeni işe alındı dediği kişiler bunlar. Özfatura, bunların sayısının 29 bin değil, 40 bin kişi olduğunu söylüyor.
İster 29 bin olsun, isterse 40 bin kişi...
İşin özü şu ki, halen 20 bin fazla personelin olduğu bir kurumda, geçici statüyle çalışan 29 bin kişiyi, kadroya almak, devletin sırtındaki kamburu kalıcı hale getirmek, o 29 bin aileyi iki kuşak boyunca beslemeyi taahhüt etmek demektir.