At ile arpanın kavgası
Recai Kutan "yeni bir büro döşedik... Beklerim" diye konuşunca... İlk sorumuz "şu" oldu:
- Çay ocağı da var mı?
Kutan gülmeye başladı:
- Olmaz olur mu?.. İlk işimiz çay ocağını kurmak oldu.
Recai Bey kapatılan Milli Selamet Partisi'nden deneyimli... Orada Genel Başkan Yardımcısı idi.
Kapatılan Refah Partisi'nden deneyimli... Orada Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.
Kapatılan Fazilet Partisi'nden deneyimli... Genel Başkan'dı.
Deneyim "çay ocağı deneyimi."
Parti kurma işine soyunan kişi "önce bir büro kiralar."
Ve kendi odasını dayayıp, döşemeden önce "çay ocağını faaliyete geçirir."
Zira bizim geleneklerimizde "siyaset, çay ocağından başlar."
MANZARA
Recai Bey'e çay ocağından sonra "manzarayı" sorduk:
- Tuttuğunuz büro, manzaralı mı?
Kutan "hem de nasıl?.. Gel de gör" dedi. Gittik.
Kutan'ın "bir masa... Birkaç koltuk... Ve bir namaz seccadesinden ibaret" oldukça mütevazı "makam odasının" balkonundan "manzarayı" seyrettik.
- Recai Bey... Hoca'nın evi nerede kalıyor?
Kutan "sol tarafı" işaret etti:
- Taş çatlasa bir kilometre... İşte, şurası.
- Ya TBMM?
Kutan bu defa "sağ tarafa" döndü:
- Aşağı, yukarı orası da bir kilometre... Bak, şurası.
Sonra gülmeye başladı:
- Sen bana asıl soruyu sormuyorsun... Sorsana "karşısı" neresi?
"Karşısı" askeri bölge.
"Ne var karşıda" dedik.
Kutan:
- 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra, benim on ay hapis yattığım yer... İşte... Tam karşısı... Üç yüz, dört yüz metre ya var, ya yok.
- Yani Ordu İstihbarat ve Dil Okulu... Yani anılarınızda "Kirazlıdere" diye yazdığınız askeri cezaevi.
- Evet.
- Recai Bey, yeni büronuz hayli manzaralı.
- Öyle.
ÇOK ACELE
- Sayın Kutan, ne yapacaksınız?
- Ne yapacağımızı belirlemek için bazı toplantılar yaptık.
- Sonuç?
- Tabanın görüşü şu: Çok hızla yeni bir parti kurulsun.
- Hangi takvimde?
- Hemen... Çok kısa sürede.
- Program... Tüzük... Ne alemde?
- Hazırlık başladı... Ama son şeklini "kurucular kurulu" verecek.
- Partinin adı?
- O da kurucular kurulunun işi.
DAYATMA
Kutan diyor ki "bazı dayatmalar var."
- Ne gibi dayatmalar?
- Kimi diyor ki... Eski genel başkanın ne kusuru var?.. Yani benim... Onlar, yeni partiyi yine benim kurmamı istiyorlar... Kimi de diyor ki... Recai Bey olmasın, falanca olsun... Yavuz Bey, bence bu iki görüş de dayatmacı görüş.
- Sizin düşünceniz ne?
- Ben de diyorum ki... 125 olur, 130 olur, bir kurucular kurulu meydana getirelim... Başkanı o kurul seçsin... Yani... Ne yapacaksak, birlikte yapalım.
ERBAKAN
- Recai Bey, Hoca bu işlere ne diyor?
- Tavsiyede bulunuyor.
- Mesela?
- Bölünmeyin diyor.
- Başka?
- Tek bir arkadaş bile feda edilmemeli... Recai sen tecrübelisin, herkesi kucakla diyor.
- Daha başka?
- Yani şöyle bir izlenimin doğmasını istemiyor... Hoca kararını verdi... Herkesin ona uymasını istiyor... Hoca bu havanın yaratılmasına karşı... Diyor ki... Yeni partiyi olabildiğince geniş katılımla kurun... Herşeyi demokratik usullerle yapın.
- Size, özel olarak söylediği nedir?
- Recai senin üslubunu, yumuşaklığını, uzlaşmacılığını biliyorum diyor... Bölünme olmaması için elinden gelen gayreti göster diyor.
İSİMLER
- Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmeyi düşünür müsünüz?
- Tabii... Ama konuşma zemininin oluşması için kimsenin "ben kararımı verdim... Partimi kuruyorum" anlayışında olmaması lazım... "Tek partide buluşalım" düşüncesinde olması lazım.
- Melih Gökçek'in pozisyonu nedir?
- Bir ara parti kurma araştırması içindeydi... Şimdi kenara çekilmiş durumda... Seyretmekle meşgulüm diyor.
- Ya Bülent Arınç?
- Birlik, bütünlük gayreti içinde... Örgütümüzden bazı isimler, acaba diyorlar... Bölünme olmaması için Bülent Bey'i mi başkan yapsak.
BİRLİK
Recai Kutan:
- Ben "125-130 kişilik kurucular kurulu ile bu işin içinden çıkalım" derken... Dayatmacı falan değilim... Başkası, başka bir öneri getirir, oturur, onu da kendi aramızda konuşuruz... Yani... Her görüşe açığız... Burada önemli olan husus, birliktelik... Zira gücümüz, birliğimizdir.
UZLAŞMA
Recai Kutan sordu:
- Siz ne düşünüyorsunuz?
Dedik ki "dünü... Anayasa Mahkemesi kararını tartışmanın yararı yok... Olan, olmuş bir kere."
Ve devam ettik:
- Ancak... Dün ile ilgili özeleştiriyi yapmalısınız... Yeni yapılanmada da devletle, demokrasi ile, askerle, laik Cumhuriyet ile kavga etmemelisiniz.
Kutan:
- Beni tanıyorsunuz... Ne devletle kavgam var, ne de askerle problemim olabilir... Laik Cumhuriyet'in savunucusuyuz... Bizim, bazılarından farkımız şu... Laiklik denilince, evrensel standartlar uygulansın.
BU KEZ ZOR
Kutan'la konuşup, gazeteye dönünce...
Baktık "arayan, arayana."
Arayanların söylediği "özetle" şu:
- Biz de büro döşedik... Biz de çalışıyoruz... Yeni partiyi asıl biz kuracağız.
Görünen o ki...
"Bu kesimin" işi, bu defa zor.
Eskiden, partileri kapatılınca, topluca "yeni bir adreste" buluşuyorlardı.
Ama şimdi bu kesimde "at ile arpa... Taş ile yumurta" kavga halinde.