kapat
05.07.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

www.sahibinden.com
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

Kırk (para etmez) pınar!..

Kırkpınar bitiyor.. Tükeniyor.. Kimsenin de aklına bir önlem almak gelmiyor.. Tersine, "Önlem" diye alınan bir iki karar var, onlar da yokoluşu hızlandırma dışında bir işe yaramıyor..

Kırkpınar, Er Meydanı, geleneksel olarak..

Ama, söyleyenlerin bile inanmadığı o palavra alkışları bir kenara atın.. Elinizi vicdanınıza koyun..

"Er" lafı bu kadar ucuzladı mı?..

Doping var.. Cıvgar var.. Bizzat Şampiyon "Takım işi" diyor.. Ne demek bu..

Güreşlere takımla geliyorsun. Eşleşme.. Senin takımından biri sana düşerse, anında pes.. Terlemeden güreşi bitiriyorsun.. Rakibe düşerse, onu yorabildiğince yoruyor.. Finale sen çakı gibi geliyorsun, rakip turşu gibi.. Bu mertlik mi şimdi?.. Böyle kazandın mı, Er Meydanında mı kazanmış olursun?..

Spor Bakanı Fikret Ünlü'nün bu yıl Kırkpınar'a gelmeyişi, çok anlamlı bir mesajdır.. Ama Ünlü işi bu mesajla bırakmamalı, üstüne gitmeli, taa 1356 yılından beri devam eden bu muhteşem gelenek, adına layık hale döndürülerek sürdürülmelidir.

Yağlı güreş, çayırda pehlivanlar yenişene kadar devam eden muhteşem, benzersiz bir spordu. Baş pehlivan olmak için ustalık yetmez, dayanıklılık da gerekirdi.. Kırkpınar'ın geçmişinde, 2 gün süren güreşler olduğu efsane gibi yazılır, söylenir..

Yağlı güreşi, minder kuralları içine almak gibi ahmakça bir düşünce ile, güreşler sınırlandı.. 40 dakika.. Yenişemezlerse 5 dakika puan güreşi..

Böyle yağlı güreş, böyle er meydanı olur mu?..

Olmadı tabii..

Şimdi süreyi böyle kısıtlayanlar, aslında Kırkpınar'ı televizyona kurban edenlerdi. Saatler sürecek bir güreşi hangi TV yayınlar, bu yayın ilgi çeker miydi?.

O zaman öyleydi.. Bugün Digital tekonoloji sayesinde her eve, yüzlerle kanal girebiliyor. Bu "Tematik- Tek konulu" kanallara yol açtı.. Şimdi sadece önlerindeki arabaya elleri ile dokunanlar günler süren bir Tv yayınına konu oluyorsa, düşünebiliyor musunuz, 2 gün, 2 gece süren (Keşke sürse) bir yağlı güreş, nasıl dünya medyasını nasıl mıknatıs gibi çeker?..

Sabah kalkıyor ve bir gün evvel başlayan güreşin hala devam ettiğini öğreniyorsunuz, hemen o kanala saldırmaz mısınız?.

Kırkpınar, cıvgarı hissettiği anda, önleme yetkisi ile donatılmış bir Hakem Komitesi tarafından yönetilmeli ve güreşler, 700 yıllık gelenek neyse, onun kuralları ile yapılmalı, bu bir..

İkincisi..

Bu yıl Kore Şampiyonu Loi Hon Man, açılış günü bir gösteri maçı yapmış Kırkpınar'da..

Kore nire, Türkiye nire, düşünebiliyor musunuz?..

O zaman, cesaretle, Kırkpınar'ı Uluslararası yapalım.. Adını da "Dünya Şampiyonluğu" koyalım.. Kemeri takanlar, Kırkpınar Şampiyonu değil, Cihan Pehlivan'ı olsunlar..

Bulgaristan'dan gelsinler.. Öteki Balkan ülkelerinden gelsinler.. Kore'den, Japonya'dan, Çin'den gelsinler..

"İlle de Türkler kazansın" diye yalnız Türklere açık yarışma yapma illetinden, korkaklığından ve kompleksimizden vaz geçelim artık..

Kim kazanırsa kazansın.. Yeter ki Kırkpınar, dünya medyasının ilgisini çeken, dünyaya yayılan bir festival, bir şölen, bir büyük panayır haline gelsin..

Dünya televizyonları gelsin.. Dünya turistleri gelsin..

Bunlar cesaretle atılması gereken adımlar..

Bu adımlar atılmalı..

Öncelikle, işi sadece yağlı güreş ve onun "Cihan" organizasyonu Kırkpınar olan bir federasyon kurulmalı.. Bu federasyon Kırkpınar'ı eski, geleneksel kurallarına döndürmeli ve bir dünya şöleni haline getirmek için kolları sıvamalı..

Fikret Ünlü, bunları başarırsa eğer, gelmemekle attığı anlamlı adımın arkasını getirmiş olur, bu "Red" eyleminin haklı gerekçesine pek çok taraftar toplar..

Haydi Ünlü..

Demiri tavında döv..

Yanındayız!..

Basketbol, spor değil mi, medya?..
Varsa futbol, yoksa, futbol.. En palavra transfer haberleri günlerce medyamızın manşetlerini süslüyor.. Oysa, bu ülkenin iki numaralı sporu basketbolda da transfer sezonundayız..

Doğru dürüst tek haber gördünüz mü?..

Oysa çok önemli şeyler oluyor basketbolda..

Bu sporun kaderi değişiyor nerdeyse..

Yıllar yılı büyük mali güçleri ile kulüp takımlarını ezen ve kulüplerin "Haksız rekabet" şikayetlerine yol açan müessese kulüplerinde çözülme devam ediyor..

Geçen yıl aniden çekilen Tofaş'tan sonra, bu yıl da, belki de ekonomik krize paralel, bir çekilme ve ufalma var..

Konya Kombasan, bırakma kararı aldıktan sonra, belediye desteğini alınca, idareten devam kararı vermiş..

En büyük gerileme Efes Pilsen'de..

Türk basketbolünün yıllardır Amiral gemiliğini yapan, ama kötü yönetim yüzünden bir türlü harcanan paraların ve yapılan yatırımların semeresini alamayan Efes söylendiğine göre, Avrupa Şampiyonluğu hayallerinden falan vazgeçip küçülme kararı almış..

Mehmet Okur'un NBA'e gitmesinden sonra, Hüseyin Beşok ve Ömer Onan'a "Üç yıl için serbestsiniz" denmiş.. Yugoslavlardan da vazgeçiliyormuş..

O zaman geriye ne kalır, merak ediyor insan..

İnsan merak ediyor da, Türk spor medyası merak etmiyor.. Efes ile söylenenler o boyutlarda ki, şaşarsınız.. Bunlar doğru ise büyük haber.. Doğru değilse, doğrusu gene haber.. Ama bizim medya Efes haberi yazmaktan korkuyor sanki..

Yıllar yılı Efes kafileleri ile Avrupa gezileri yapıldığı haberlerinin doğru olduğunu düşünüyor insan.. Ya göbekleri ile bağlılar.. Ya da tıpkı Fener terörü gibi bir Efes terörü var.. Kulüpten izinsiz kimse haber bile yazamıyor..

Basketbol piyasası bu kadar Efes dedikodusu ile çalkanırken, ortalık birbirine girerken, tek Efes haberi, tek Efes analizi okumazsanız, ne düşünürsünüz?..

Ya gazetecilik bilmiyorlar..

Ya göbeklerinden bağlılar..

Ya da korkuyorlar..

Aklınıza başka şey geliyor mu?..

***
Müessese takımları krize, ya da başka şeylere bağlı olarak küçülüyorsa, bu kulüp takımlarının önünün açıldığı, yıllardır şikayet ettikleri haksız rekabetin hizaya geldiği anlamına gelir. O zaman kulüp takımlarının basketbola ağırlık vermeleri gerekir. Oysa durum tam tersine..

Beşiktaş yabancısız oynama kararı veriyor. Fener ve Galatasaray en iyi oyuncularını satışa çıkarıyorlar..

Yani onlar daha çok çekiliyorlar..

O zaman..

O zaman Türk basketbolü küçülmüş olmuyor mu?..

Bu gidişin sonu ne?..

Basketbol yazarları başta, spor medyası bu konuyu vakit geçirmeden, bugünlerde, sıcağı sıcağına tartışmamalı mı?..

Nerdeler bunlar.. Üzerlerine ölü toprağı mı serpildi, yoksa başka şeyler mi var?..

Basketbolü bugün gündeme getirmez, tartışmazsak, yarın çok geç kalmış olabiliriz.

Fenerbahçe'deki gelişmeler..
Fenerbahçe'de aylardan beri beklenen gelişmeler gerçekleşti. Başkan Aziz Yıldırım, ilginç şovları ile hem yeniden aile desteğini sağladı, hem kongrede güven tazeledi, hem yönetimdeki hoşlanmadığı çatlak sesleri temizledi, hem de, ihtiyaç duyulduğunda elini taşın altına koyup sıcak para vermesi beklenen zenginleri yanına aldı..

Fenerbahçe Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğuna dönüştü.. Artık o, Yıldırımlar İmparatorluğu.. Fenerli medyaya göre, veliaht da belli.. Ali Yıldırım!..

Hayırlı olsun..

***
Fener medyası, günlerden beri "Azizname"ler yazarken, dikkatlerden kaçan bir şey var..

Fenerbahçe transferde görülmüyor..

"Ben bu yıl şampiyon olmak istemiyorum" diye bas bas bağıran Galatasaray, çökmüş Beşiktaş ve yıkılmış Trabzon'a rağmen, güç bela şampiyon olan (Sadece Antep maçı 3-0'dan dönmese neler olurdu, düşünün) bu kadro, bu yıl Şampiyonlar Liginde ne yapar?..

Hadi daha cesur soralım.. Ön elemeyi geçip Şampiyonlar Ligine kalabilir mi?..

Bütün Fenerbahçe camiası, takımlarından, UEFA Şampiyonu olan Galatasaray'ın başarısına yakın bir şeyler bekliyorlar.. Aziz Yıldırım'ın "Avrupa Şampiyonluğu 3 yıl sonra" sözlerine fazla aldıran yok..

Ön elemenin kaybedilmesi, Fenerbahçe camiasında büyük çalkantılara sebeb olur.. Şampiyonluk yüzünden seslerini kısıp saklanan Mustafa Denizli düşmanları öyle bir yaygara ile ortaya atılırlar ki, Fenerbahçe ligler başladıktan sonra Teknik Direktör değişikliği zorunda kalabilir.. (Fenerbahçe'deki yönetim değişikliğinde Denizli'ye bu güne dek en fazla sahip çıkanların tasfiye edildiğine, "Şampiyon olsak da olmasak da Denizli gidecek" diyenlerin kaldığına dikkat edelim.)

Fenerbahçe'nin sağlıklı bir sezon geçirmesi en azından ön elemeyi geçip Şampiyonlar Ligine kalması ile mümkün..

Bunun için de, Başkanın, seçildiği gün söylediklerini geri alması gerekiyor..

"Federasyon altı oyuncunun kadroya girmesine izin veriyor. Ben oynatmayacağım oyuncuyu almam. Yabancı transferi yok.."

Olmaz..

Fenerbahçe'ye takviye gerek..

Yakınımda pek çok, "Hasta" Fenerli var. Bunların hemen hepsi, Rüştü'nün kalmasına üzüldü. Fener camiasında Rüştü'ye inanan çok az insan var. Bence Avrupa'nın en iyi kalecilerinden biri.. Ama ben böyle söyleyince "Seni Galatasaraylı seni. Fener kalesinin boş olması hoşuna gidiyor değil mi" diyorlar, çok acı bir ironi ile.. Yazık..

Yazık ama gerçek.. İnanılmayan bir kaleci ile yola çıkılmaz..

Fener'e bir kaleci gerek..

Fener, artık, Johnson, Mustafa Doğan gibi, klasları yok denecek kadar az, "Eh işte" düzeyinde görev yapan adamlarla Avrupa takımı olamaz.. Sağ ve sol kanatlarda, özellikle solda çok iyi adamlara ihtiyaç var. Ortada da, Johnson'un iyisine..

Tabii bir de çok iyi santrfor.. Fener'in görünürde forveti yok..

Yani, bir kaleci, iki kanat adamı, bir orta saha, bir de forvet.. Beş büyük futbolcuya ihtiyacı var Fenerbahçe'nin.. Bu saydığım yerler için Türkiye içinde aday görüyor musunuz?..

O zaman çare dışa açılmak..

Fenerbahçe en az üç büyük dış transfer yapmak zorunda..

Hagi, Popescu ve Taffarel'i çıkarın.. Galatasaray, bir değil, on Fatih Terim olsa, bu başarıya ulaşabilir miydi?.

Peki, bunları yapacak mali güç var mı?..

Kongrede açıklanan borç 50 milyon dolar. Aziz Yıldırım'ın cebinden koyduğu söylenen para 40 milyon dolar..

Yani Fener'in durumu aslında Galatasaray'dan farklı değil, Galatasaray'ın hiç değilse dört Türkiye bir Avrupa şampiyonluğu var..

Gene Aziz Yıldırım'ın eline cebine atması ile yapılacaksa bu transferler, kimse fazla umutlu olmasın..

Yeni gelenler, kulübe ne getirecekler, şimdi onu göreceğiz..

"Yuh" da yetmez!..
Galatasaray tarihinin en büyük utancı bu.. "Yuh" bile yetmez..

Hagi'ye jübile yapılmayacakmış..

Sebeb..

"Programda boş hafta yokmuş.."

Siz herkesi kör alemi sersem mi sanırsınız?.. Utanmazlığın, milleti ahmak yerine koymanın bu boyutu olur mu, yüzsüz adamlar..

Dünyada hangi futbol adamı, kulübüne Hagi'nin verdiğini vermiş, Hagi'nin sağladığını sağlamıştır?..

Galatasaray bugün dünyanın en büyük on takımından biridir.

Galatasaray bugün Avrupa Şampiyonudur.

Galatasaray taraftarı bugün, tarihte ilk defa Fenerbahçe taraftarını geçmiştir.

Hagi bunları başaran takımın baş aktörüdür..

Programda yer yokmuş..

Gidinin vefasız rezilleri..

Geçen yıl Fatih Terim.. Bu yıl Hagi..

Bu aşşağılık örnekleri arka arkaya verirken, artık kimden Galatasaray'a hizmet bekleyebilirsiniz?..

Sizde aklın, sizde vefanın zerresi olsaydı, yıllık programa önce Hagi'nin jübilesini koyar, geri kalan maçları onun etrafına yerleştirirdiniz..

Yaptığınız ayıba "Yuh" yetmez..

"Hagi'nin 10 numarası kimseye verilmesin" diye bana sorarsanız çok aptalca jestleri talep edenlerin, bu çirkin, bu rezil, bu aşşağılık açıklama karşısında hala susup oturmaları beni daha çok kahrediyor ya!..


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır