|
|
 |
| |
|
Alamancılar da çağa uydu
Tüylü şapkalarını sallayarak akrabalarına mavi bandrollü Marlboro dağıtan gurbetçileri unuttuk. Artık gurbetteki vatandaşların sloganı "Biraz akraba ziyareti ve ucuz tatil"
1961 yılında Türkiye ile Federal Alman Cumhuriyeti arasında imzalanan işgöçü anlaşmasıyla Almanya'ya giden Türk vatandaşları 40'ıncı yıllarını kutluyorlar. İşçi olarak geldikten sonra burada yerleşik düzen kuran Türkler'in birçoğu 3 kuşaktır Almanya'da yaşıyor. Sadece Almanya mı?.. Yine ekmeğini gurbetten çıkarabilmek için zaman içinde birçok kişi Anadolu'nun çeşitli yerlerinden Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya gibi Avrupa'nın farklı ülkelerinin yolunu tuttu, buralarda bir hayat kurdu.
Her yıl, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte izinlerini alan gubetçiler memleket özlemiyle yola düşüyorlar. Karadan, denizden, havadan konvoylar halinde tatillerini geçirmek ve yakınlarını görebilmek için Türkiye'ye geliyorlar.
Anadolu insanının Avrupa ile tanışması, ilk gurbetçilerin 1962 yılındaki ziyaretlerine rastlar. Analar, babalar, eş-dost, bir yıllık Avrupa macerası sonrasında babaocağına dönen evlatlarını hiç alışık olmadıkları kıyafetler içinde görünce durumu biraz yadırgadılar. Örneğin kafalarındaki fötr şapka ve şapkalardaki tüyler, kısa mont ve ceketler en dikkat çekici olanlarıydı. Ellerindeki müzik setleri ise kostümü tamamlıyordu. Sadece Türkiye'ye gelmek için kiraladıkları otomobilleri ise son model oluyordu.
Avrupa'dan gelenler, o dönemde Türkiye'de bulunmayan malları getirmeleri ve "hoyrat" bir biçimde eşe dosta dağıtmaları ile tanınıyordu. Durumu iyi olanlar tercihlerini 'yükte hafif, pahada ağır' elektronik eşyadan kullanıyordu. Bunların başında ise ufak müzik seti, 36 ekran televizyon, tost makinesi, elektrikli süpürge, tıraş makinesi birinci sırada geliyordu. Yine evin büyüklerine 'mavi bandrollü' Marlboro, viski getirmek zorunlu gibiydi. Tabii küçükler de ihmal edilmiyordu. Onlara da çikolata, Haribo ayı şekerleri ve oyuncaklar getirilirdi.
Günümüzün şartlarında gurbetçilerin bavullarının içerikleri değişti. Neredeyse hepsi ağız birliği etmişçesine, "Artık her şey Türkiye'de de var. Yük yapıp getirmeye gerek yok. Bir tek çam sakızı çoban armağanı sigara ve içki getiriyoruz" diyorlar.
Avrupa'dan hediye getirme alışkanlığı biterken Türkiye'den Almanya'ya hediye götürme dönemi başladı. Artık Türkiye'den paketler hazırlanıp Almanya yolu tutuluyor. Türkiye'den Almanya'ya götürülen eşyaların başında ise Samsun sigarası geliyor. Tatil için Türkiye'ye gelip Samsun sigarasını deneyenler, Türkiye'ye giden arkadaşlarından Samsun istiyorlar. Samsun'u Tekel 2000 ve 2001 sigaraları izliyor.
Akdeniz'e ineceğiz Gürkan Yerkayar (17)
Almanya'da marangoz olarak çalışıyorum ve ayda 680 mark kazanıyorum. Edirne'de ilk önce akrabalarımızı göreceğiz. Sonra abimle Akdeniz'e tatile gitmeyi düşünüyoruz. Burada arkadaşlarıma sigara, içki ve çikolata getirdim. Buradan da oradaki arkadaşlarıma Samsun, Tekel 2000 gibi sigaralar götüreceğim. Çok hoşlarına gidiyor.
Burası daha ucuz Gökhan Yerkayar (20)
Plastİk işinde çalışıyorum ve 3 hafta kalacağım. İlk bir hafta Edirne'de geri kalanı ise denizde. Almanya'da ayda 2 bin mark civarında kazanıyorum. Buraya gelince hem ülkemizi görmek hem de dinlenmek istiyoruz. Burası her şeye rağmen ülkemiz, havasını soluduğumuz zaman kendimize geliyoruz. Ama şu da bir gerçek, orada yabancı, burada Almancıyız.
Buraya hiçbir şey getirmedim, çünkü hepsi burada var ve daha ucuz. Ama oradaki Alman ve Türk arkadaşlarıma kolye gibi takılan, içinde şans duası bulunan cevşen götüreceğim.
İnsanlık çok, hak yok Fatih Doğanay (20)
Ben Avusturya'da garson olarak çalışıyorum. Bahşişlerle ayda 4 bin mark kazanıyorum. Ancak ülkem çok farklı. Oralarda insanlık yok ama hak var. Türkiye'de ise tersi, insanlık var hak yok. Bir de hak olsa yaşanacak memleket olur. Her yıl elimden geldiğince buraya gelmeye çalışıyorum.
Bu yıl ilk defa kendi arabamla geldim. Biraz tatil yapıp dinlendikten sonra da askerliğimi yapacağım. Yıllar içinde biz gurbetçilerin alışkanlıkları çok değişti. Türkiye ile Avrupa arasında modernlik konusunda çok fark kalmadı.
Endüstri toplumu oldular
Avrupa ülkelerinde çalışan Türk vatandaşları, aile içi dayanışmayı unuttu. Diğer yanda iş disiplini de arttı
Türkİye Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Prof.Dr. Faruk Şen gurbetçileri üç kategoride topluyor:
1) 40 yıl içinde, kırsal bölgenin değer yargılarından arınıp, endüstri toplumunun bireyi oldular. Dolayısıyla daha bireyci ve rasyonel hareket etmeye başladılar. Aile arasındaki dayanışma azalırken, iş ve çalışma disiplini arttı.
2) İlk gelenler, çalışmaya başladıklarının 4 ve 7'nci yılları arasında hep Türkiye'ye dönmeyi düşündüler. Ancak şimdi yapılan araştırmalarda gurbetçilerin yüzde 91'i Türkiye'ye dönmek istemiyor. Yaşlılar için İslami şartlara göre yapılan bakım evleri, mezarlıklar bunun en güzel ispatı.
3) 40 yıl içinde Türkler Avrupa'ya kök saldı. İşçi olarak giden Türkler'den 59.500'ü işyeri kurup işadamı oldu. 125 kişi Almanya'da ev aldı. Türklerin endüstri toplumuna geçmesiyle birlikte alışkanlıkları da değişti. Almanya'dan Türkiye'ye önceden getirilen ancak şimdi getirilmeyen hediyelerin en önemli sebebi bu değişimdir. Artık Türkiye'ye tatil için geliyorlar. Hatta genç kuşağın tatil için daha 'çılgın' olan İbiza'yı tercih ettiklerini görüyoruz.
|
|
 |
|