
Millet küçülüyor
Kutsal saydığı devlete itaati gelenek haline getirmiş bir milleti isyan ettirmek için acaba daha ne yapılabilir?
Hükümet aymazlık içinde değilse, yaptıkları ile tehlikeli bir macera içindedir.
İnsafsız otoyol zamlarından sonra uçak biletinden cep telefonuna, tapu, gümrük ve vergi işlemlerine getirmek istediği ek vergilerle iktidar adeta halkın sabrını sınıyor..
Yapılanlar, yalnız vatandaşı tahrik riski taşımakla kalmıyor, ekonomik programı da tehlikeye sokacak adaletsizlikler içeriyor.
Krizden sonra özel sektör bir milyona yakın kişiyi işten çıkardı. Kalanların ücretini düşürdü. Dört milyona yakın esnaf görünürde çalışıyor ama yarısından fazlası işsiz.
Devlet ise memura, işçiye zam yapıyor ve halâ işe adam almaya devam ediyor.
Kimse bu zam ve vergileri "IMF zulmü" diye saptırmaya kalkmasın. Suçlu iktidardır!
IMF "Vergi koyun" demiyor, "Harcama yaparken karşılığını bulun" diyor.
İktidar da "oy deposu" gördüğü çiftçiye ve kamu işçisine olmayan parayı veriyor, sonra dönüp krizde ölümcül yara almış vatandaşını soymaya kalkıyor.
Yazıktır, günahtır bu millete..
Krize girmiş öbür ülkeler, kurtuluşu devlet harcamalarını ve vergileri düşürüp kaynakları üretime yönlendirerek çare bulurlarken Ankara'dakileri iflâs masası görevlisi ve icra memuru gibi çalışmaya acaba hangi güç veya duygu ikna edebiliyor?
Bu program için "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" dendi. Nasıl bir savaştır bu?
Ülkenin üreten ve yaratıcı gücü cepheye sürülecek, onların vergileriyle yaşayan ve başarısızlığı ile bu felâketi yaratan tüketici devlet kadroları, hiç bir fedakârlığa ortak olmadan hayatlarını sürdürecekler..
Ufuk Güldemir doğru söylemiş:
Devlet küçüleceğine, millet küçülüyor.
Olmaz.. Böyle savaş kazanılmaz.
Ankara'dakiler bu kafayı değiştirmeli!
Gene başaramadılar
Parti kapatmayı zorlaştıran Anayasa değişikliğini meclis, tatilden önce gerçekleştirmeyi başaramadı.
Çözüm, Eylül'e bırakılmış.. Bakalım o zaman hangi bahane ile savsaklayacaklar..
Çiller, partiler ve seçim yasasının Anayasa ile birlikte değiştirilmesini istiyor.
Keşke daha bile öne alınabilse..
Çünkü bugünü yaratan "malzeme" değişmediği sürece yarından bir iyilik umamayız.
Partiler ve seçim kanunu o nedenle Anayasadan bile önemlidir.
Neden derseniz.. Öncelik şu anda, Türkiye'nin sürekli parti kapatan bir demokrasi olma ayıbından kurtulması idi..
Lider sultasını son veren değişiklik gerçekleşseydi siyaset bu farkı görürdü!
|