kapat
26.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi


Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
METİN MÜNİR(mmunir@sabah.com.tr )

İrlanda: Üçüncü dünyadan birinci dünyaya terfi

Bizim fıkraların Laz'ı ne ise Avrupa fıkralarının Laz'ı da bir zamanlar İrlandalılardı.

Yüzyıllarca İngiliz sömürgesi olan İrlanda, Avrupa'da bağımsızlığını kazanan en son ülkedir. Yakın zamanlara kadar Avrupa'nın en az gelişmiş ülkesi olma unvanını elinde tuttu. Almanya'nın "Demir" Şansölyesi Otto Von Bismarck (1815- 1898), "eğer Hollandalılar İrlanda'da otursalardı İrlanda Avrupa'nın ekmek sepeti olurdu; eğer İrlandalılar Hollanda'da otursalardı, boğulurlardı" diyordu.

İrlandalıları artık kimse küçümsemiyor.

Nüfusu 3,7 milyon olan bu Katolik ada ülkesi geçtiğimiz 25 yıl içerisinde bir kalkınma mucizesi gerçekleştirdi. Milli gelir 1990 ile 2000 yılları arasında 10.000 Euro'dan 27.000 Euro'ya (neredeyse 30.000 dolar veya Türkiye'den 10 misli fazla) yükseldi. Aynı dönemde ihracat 18 milyar İrlanda pound'undan 94 milyar pound'a çıktı. İrlanda dünyada en büyük yabancı sermayeyi çeken ülkeler arasında girdi. 1994 ile 1999 yılları arasında yılda ortalama yüzde 8.5 büyüdü. Geçen yıl ise kalkınma hızı yüzde 1'e yaklaştı.

Bunları, bunların ulaşılabilir hedefler olduğunu anlamamızı isteyen Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı'nın (TTGV) davetlisi olarak gittiğim Dublin'de öğrendim.

Ülkenin yatırımlarına Enterprise Ireland (Girişim İrlanda) adlı kuruluş yön veriyor. Enterprise Ireland'in ikinci katında Daniel McCoy adlı ekonomistten bu müthiş kalkınmanın nasıl meydana geldiğini dinliyoruz. Konuştuğumuz diğer İrlandalılar gibi McCoy da tam nedenini bilmiyor. "Formülün karışımındaki unsurları biliyoruz ama formülün ne olduğunu bilmiyoruz" diyor.

Türkiye ile İrlanda'nın deneyimleri 1987'ye kadar birçok alanlarda örtüşüyor. İrlanda 1922'de bağımsızlığına kavuştu, Türkiye 1923'te. Başlangıçta her iki ülkede de ne endüstri ne de sermaye vardı. Her iki ülke de, geçirdikleri deneyim nedeniyle (Türkiye kapitülasyonlar; İrlanda, İngiliz sömürgesi olma) 1950'lerin sonuna kadar kadar kapalı bir ekonomi içerisinde yaşamayı tercih etti.

İrlanda 1965'te İngiliz korkusunu atarak komşusu ile serbest ticaret antlaşması imzaladı. Biz o yıllar için liberal sayılabilecek bir yabancı sermaye yasasına sahiptik. Ama korkuyu atamadığımız için meyvelerini toplayamadık. Yetmişli ve seksenli yıllarda hem İrlanda hem Türkiye gittikçe yükselen bir enflasyon ve bütçe açığı ekonomisi yaşıyordu.

1987'de Türkiye ile İrlanda'nın yolları tamamen ayrıldı. Biz geri giderken onlar ileri gitmeye başladılar. Çünkü İrlandalılar bizim hâlâ yapamadığımız ve yapmamız mümkün görülmeyen bir şey yaptılar. Siyasi partiler, işçi - işveren kuruluşları ve kilise biraraya gelerek Üçüncü Dünyalı olmaya yeter demeye karar verdiler. Ülkeyi düzlüğe çıkaracak bir program üzerinde anlaştılar. Programın temelinde iki unsur vardı: şirketler için düşük vergi oranı (yüzde 10), işçiler için ılımlı ücret zammı.

Avrupa Birliği üyeliğinde 27'inci yılını yaşayan İrlanda'da iktidarda hangi parti olursa olsun, bu program uygulanmaya devam ediliyor.

Yarınki yazımda İrlanda'nın kalkınmasında Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı benzeri kuruluşların oynadığı rolü anlatacağım.

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

Tel: 0213 467 21 78 Fax: 0312 467 40 79

e-mail: info@ttgv.org.tr

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır