kapat
26.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi


Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ABDURRAHMAN YILDIRIM(yildirim@sabah.com.tr )

Dalgalı kur sistemine alışmak

Geçen hafta açıklanan bazı veriler ekonomide toparlanma olduğunu gösteriyor.

* Beş aylık sonuçlara göre bütçe açığı yüzde 37 daraldı ve 4.808 trilyon liraya indi. Faiz dışı bütçe fazlası yüzde 75.1 artışla 7.129 trilyon liraya çıktı.

* İç borçlanma takasının başarılı geçmesi önümüzdeki aylarda bütçe açığının kontrolünü kolaylaştırdı. Takasla 5.3 aylık iç borçlanma senetlerinin vadesi 37.2 aya uzatıldı. Bu yıl 5.715 trilyonluk itfadan kurtulundu. Bunun bütçeye sağlayacağı faiz tasarrufu 1.9 katrilyon lira.

* Yine geçen hafta açıklanan dış ticaret verileri Ocak-Nisan ayındaki dış ticaret açığının yüzde 44 azalarak 3.738 milyon dolara indiğini ortaya koydu. Nisan ayı dış ticaret açığındaki daralma yüzde 78.7. İlk dört ayda ihracatın artışı yüzde 5.4, ithalatın düşüşü yüzde 33 düzeyinde. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 57.8'den yüzde 72.5'e yükseldi.

* Dış açıkta iyi gelişme- Buna bağlı olarak ödemeler dengesinin açık değil fazla vermeye başladığını, üstelik bunun Türkiye'den sermaye çıkışı olmasına rağmen sağlandığını eklemek gerekiyor. Gelecek aylarda hem bu sermaye çıkışı duracağından hem de kur etkisi nedeniyle ihracat hızlanacağından daha iyi sonuçlar beklenebilir.

* İç borçlanma sorunu- Bu olumlu verilere karşılık, geçen hafta açıklanan iç borç stoku rakamları Mayıs sonu itibariyle 2000'e göre yüzde 132.1 artışı ortaya koydu.

Programın belkemiğini de oluşturan iç borçlanmanın sürdürülmesinde ortaya çıkan riskler geçen haftaya olduğu gibi, bu haftaya da damgasını vuruyor. İç borçların döndürülmesi ekonominin en acil ve en önemli sorunu iken, pogramın yürütülmesinde koalisyonun bir ortağı tarafından yaratılan zorluklar, hem siyasi riski artıyor, hem de programa güvensizlik duyulmasına yol açıyor. Buna, bankaların sendikasyonlarının geri ödemesi, takasa katılmayan bankaların yıl ortası bilançolarını düzenlemek için döviz alımları, yine bazı şirketlerin önceki programa göre kur bandına Temmuz başında geçilecek olması nedeniyle yükümlülüklerini Haziran ayında sonlandırmaları eklenince dövize talep arttı. Merkez Bankası bu talebin gerçek bir talep olduğundan hareketle geçen hafta yaklaşık 1 milyar dolar sattı.

Program iç borçların sürdürülebilirliği üzerine kurulunca faizlerin düşürülmesi hedeflendi. Bu nedenle faiz tutulup döviz dalgalanmaya bırakıldı. Bu çerçevede Merkez Bankası sadece aşırı fiyat hareketlerine müdahale ediyor.

* Kur barometre gibi- Böyle olunca da kur ekonomide ve siyasette adeta bir barometre görevi üstleniyor. IMF kriterlerinden birinin yerine getirilmesinde sorun çıktığında bunun ilk vurduğu yer kur. Siyasette bir istikrarsızlık ortaya çıktığında bunun etkisinin ilk görüldüğü yer yine kur. İç borçlanmanın çevrilmesinde bir tehlike ortaya çıktığında ilk yansıyacağı yer yine kur oluyor.

* Dalga sıcak paraya engel- Kurda bu rejimden hemen vazgeçmek de zor. Çünkü dalgalı kur yurtdışından kısa vadeli sermaye gelmesini büyük ölçüde önlüyor. Kur öngörülemediği için dışardan borç alıp bunu liraya çevirip Hazine'ye borç vermek riskli hale geliyor. Sıcak sermayeye dayalı iç borçlanma politikasından bu şekilde vazgeçilmiş.

Ülkeye yine döviz gelecek, ancak bu sıcak sermaye şeklinde değil, ihracattan, turizmden kazanılan dövizlerle olacak. Bir de ihtalatın kısılmasından tasarruf edilecek dövizlerle olacak.

Buna hiç bir itirazımız yok. Böyle de olması gerekir. İdeali bu.

Ancak geriye toplum olarak bu dalgalı kura nasıl alışacağımız kalıyor.

Dolarizasyonun yaklaşık yarı yarıya olduğu Türkiye'de bu da çok zor.

* Sonuç- "Alışkanlığın tahakkümü çok ağırdır" Publilius Syrus

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır