kapat
26.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi


Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )

Yeni bir dönem

Kapatılan FP'nin Genel Başkanı Kutan dün mecliste doğrular, yanlışlar ve çelişkilerle dolu bir konuşma yaptı.

Demokrasi, özgürlükler, insan hakları ve hukuk devleti özlemine ilişkin sözleri eminiz büyük bir çoğunluğun duygularını yansıtıyor.

Ama kapatma kararı yanlış ve ağır bulunsa da "haksız" değildir. Çünkü Anayasa Mahkemesi, kararını yürürlükteki Anayasa'ya ve yasalara dayanarak vermiştir.

Hukuk devletine saygılı bir parti, çağa uymadığını iddia etse bile o Anayasa'ya ve yasalara uymakla yükümlüdür. Görevi, beğenmiyorsa değiştirmeye çalışmak, ama değişene kadar saygı göstermektir.

Yani "Ana muhalefet partisini millet değil mahkeme kapattı" diyen Kutan burada çelişkiye düşüyor. Beğenmediği Anayasa'yı değiştirmeyen meclis milletin değil mi?.

Türkiye'nin bir "partiler mezarlığı" olmasından ve 21. Yüzyılda hâlâ parti kapatan bir ülke olma ayıbını taşımasından doğan bir mağduriyet varsa, mağdur millettir, ülkedir.

Suçlusu da, kapatılmayı mahkeme kararı ile hak eden parti!

Kendini kandırma
Elbet "demokrasi için muhalefete gerek var".. Ama Kutan'ın dediği gibi "demokrasi, sınırların bulunmadığı bir rejim değildir."

Rejime muhalefeti, siyasi muhalefet zannedenler her zaman hukukun duvarına çarpmıştır, çarpacaktır. Tarih, bu ihlâlleri hukuk yoluyla önleyemeyen ulusların felâketine tanıklık ediyor.

Kutan "Biz suç işlemedik" dedi, "Laikliğe aykırı eylemler iddiası bütünüyle temelsizdir. Hangi eylemlerde bulunmuşuz, kimler bu eylemlerde bulunmuş?"

Gerekçeli kararda bunun cevabını göreceğiz mutlaka.. Ama Merve Kavakçı, sırf türban eylemini meclise taşımak göreviyle özel seçilmiş bir serdengeçti değil miydi?

Meclisteki yemin törenine türbanla getirilen bu kadın, partinin ortak kabulü ile laik cumhuriyeti tam kalbinden vurmak için kullanılmak istenen bir hançer değil miydi?

Partinin seçimden beri türbandan başka derdi olmadı. Partiyi bölünme noktasına getiren "Yenilikçiler" muhalefeti, aslında bu yanlışa yönelik bir özeleştiri değil miydi?

Demokrasi şartı
Anayasa Mahkemesi bu davada, iç hukukumuza giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile AİHM kararlarının ışığında FP'yi kapatmayan bir karar oluşturabilir miydi?

Kutan "Yüksek mahkeme bunu yapabilir ve Türkiye'nin önünü açabilirdi" diyor.

Bu görüş, aslında bizim de paylaştığımız bir dilek ve umuttu, olmadı.. Ama meclis, Türkiye'nin önünü açacak güce sahiptir.

Parti liderlerinin FP kapatıldıktan sonraki üzüntü ifadeleri, halkın midesini kaldıracak cinsten samimiyetsizlik örnekleridir.

Parti kapatma kararının ayıbı mahkemeye değil, askeri rejim yapımı bu Anayasa'yı değiştirmeyen meclise aittir.

Kutan'ın çağrısı doğrultusunda bu ayıp en kısa zamanda ortadan kaldırılmalıdır.

Recai Kutan'ın "Ben ve arkadaşlarım, insan haklarına dayalı, tam ve kâmil bir demokrasi için çalışmaya devam edeceğiz" sözlerini bir taahhüt sayıyor ve başarı diliyoruz.

Cumhuriyetin laiklik ilkesinin, demokrasinin de olmazsa olmaz şartı olduğunu, hiç değilse bundan sonra unutmayacakları umuduyla..

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır