  
Karabiberin gömleği
Karabiberin kim olduğunu biliyorsunuz. Hani şu;
"...Karabiberim, vur kadehlere...
Hadi içelim, içelim her gece,
Zevk-i sefa doldu gönlüme
Hadi içelim acıların yerine..."
şarkısıyla, uzun süre listelerden inmeyen, klibindeki esmer güzeli kızın göbeğinde zeytin yiyen Serdar Ortaç var ya, o işte...
Karabiberin gömleğine gelince, o da biraz özel bir gömlek.
Karabiberin sorunu
Hafta Sonu Dergisi'nin geçen haftaki sayısında, Salih Keçeci'nin Karabiber ile yaptığı söyleşi yayımlandı. Bir soru üzerine, Karabiber şu açıklamayı yapıyordu;
"...kaset kapağımın resmi olsun diye, gidip Avrupa'dan aldığım gömleğin fiyatı 1500 dolar. Bunun hiçbir yerde ve faturada belirtilmeyeceği de bir gerçek. Aynı şekilde, sadece yol için harcadığım benzin masraflarının vergiden düşülmesinin imkânsızlığı da mevcut bizde... Organizatör, konser yapar, 20 bin dolar öder, "15 bin dolar yazacağım" der. Vergi kaçırmaya mecbur bırakır seni, bir şey diyemezsin. Muhasebeci ile organizatör kendi aralarında tartışır. Fatura yoktur zaten, çoğu vermiyor..."
Söyleşi uzayıp gidiyor. Bir bölümünde de, yurtdışı konserlerdeki vergi kaçağından söz ediliyor.
Aslında, masraf yazma konusunda bildikleri eksik. Örneğin, yol için harcadığı benzin masraflarını, gider yazıp kazancından düşebilir.
1500 dolarlık gömleğe gelince... Bu yaklaşık 2 milyar TL ediyor. Yani, asgari ücretten aylık alan bir işçinin, yıllık gelirinin 1,5 katı... İnsanın, "Kardeşim, mecbur musun 2 milyarlık gömlek giymeye?" diyesi geliyor.
Evet, asgari ücret alan birinin tam 1,5 yıl çalışarak kazandığı paraya, üstelik gider de yazamadığın halde gömlek almaya mecbur musun?
Bir deneme daha
Kadın nefes nefese;
- Çok acıyor...
diye inlemişti...
Adam yüzünü gözünü buruşturarak;
- Acıtmamaya çalışacağım... Siz kendinizi sıkmayın lütfen...
diye homurdandı... Fakat kadın hâlâ inliyordu;
- Ne olur yapmayın... Çok acıtıyorsunuz...
Adam pek belli etmiyordu ama fena hırslandığı muhakkaktı...
- Oradan kalkın, şuraya uzanın... Bir deneme daha yapalım... dedi... Kadın bu defa adeta yerinden fırlamıştı...
- Ne yapıyorsunuz?.. Bittim, mahvoldum... Kabahat hep şunda...
Adam terlemeye başlamıştı. Tekrar homurdandı;
- Kabahat şunda mı, bunda mı bilmem ama ben... Madem başladık bitireceğiz...
Böyle söyleyerek, inim inim inleyen kadının üstüne tekrar abandı ve Allahın belası kök dişi nihayet yerinden söküp çıkarmaya muvaffak oldu.
BİR FIKRA
Mecbur musun dedik de, aklımıza bir fıkra geldi.
Genç ve güzel bir bayan, gemi ile 10 günlük yolculuğa çıkacakmış. Gemi tuttuğu ve midesi bulandığı için, limanın yakınındaki eczaneye gitmiş ve tezgâhtaki küçük çocuğa, bir mide bulantısı hapı istediğini söylemiş. Çocuk mide bulantısı hapını getirdiğinde, birden aklına her ihtimale karşı bir de "doğum kontrol hapı" almak gelmiş. Onu da istediğinde, tezgâhtaki çocuk, muzip bir şekilde gülerek;
- Abla, eğer kızmazsan sana bir şey sorabilir miyim?
- Tabi sorabilirsin, sor bakalım...
- Abla, madem hoşlanmıyorsun miden bulanıyor, o halde niçin yapıyorsun, mecbur musun?..
RTÜK vergi yasalarını değiştirmedi
Geçtiğimiz Hafta. RTÜK Yasası'nda yapılan bazı değişiklikler, Meclis'te zaman zaman elektriklenen ve karşılıklı atışmalara da neden olan görüşmeler sonucu kabul edildi. Işin ilginç yanı, RTÜK Yasa'ında yapılan değişikliklerin arasında, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Kanunları'yla ilgili olanlar da vardı. Tam "RTÜK vergi yasalarınada mı karışıyor?" diye sorulurken. Cumhurbaşkanı Sezer, RTÜK Yasası'nda yapılan değişiklikleri "veto" etti. Böyle olunca da, RTÜK Yasası ile vergi değiştirilememiş oldu.
Asla vazgeçmeyeceksin...
* 31 yaşında işini kaybetti.
* 32 yaşında bir hukuk kavgasını kaybetti.
* 34 yaşında işini tekrar batırdı.
* 35 yaşına geldiğinde çocukluk aşkı öldü.
* 36 yaşında sinir krizi geçirdi.
* 38 yaşında eyalet seçimini kaybetti.
* 43, 46 ve 48 yaşlarında kongre seçimlerini kaybetti.
* 55 yaşında eyalet senatörü olamadı.
* 58 yaşında gene senatör olamadı.
* 60 yaşında ABD başkanlığına seçildi.
Onun ismi Abraham Linkoln'dü. Asla vazgeçmedi. Asla vazgeçmeyin; kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir.
Başarılarımız, yaptığımız kötü hareketlerden daha çok düşman kazandırır.
JEFFERSON
|