Fazilet'in romanı...
Eğer gerilim mühendislerine güvenip... Ya da cami çıkışında "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganına bakıp... Devletle kavga etmeseydik... Başımıza bunlar gelmezdi.
İlk gün, yani "kararın açıklandığı cuma günü" Fazilet camiasında "duygusallık" ön plandaydı.
"İkinci gün", yani dün ise...
"Sakinleşme sürecine" girilmeye başlandı.
Bu süreç "Anayasa Mahkemesi kararını iyi okuma... Değerlendirme" süreci.
"Gerekçeli kararı bekleme" süreci.
"Geçmişe yönelik özeleştiri" süreci.
Ve "ileriye bakış" süreci.
Süreç dün itibariyle işlemekte.
ROMAN
Eski Faziletli, yeni bağımsız milletvekilleri, biraraya gelince "ciddi, ciddi özeleştiri" yapabiliyorlar.
Dün bunlardan "birkaçıyla" birlikteydik.
İçlerinden biri "hayatımız roman" dedi.
Diğeri, romandan "birkaç sayfa" çevirdi.
"Merve olayını" anlattı.
İşte "Fazilet romanının" Merve bölümü:
18 Nisan 1999'da seçim oldu.
Ve 19 Nisan sabahı, Türkiye, "Merve olayını" konuşmaya başladı.
Tartışılan konu, "yemin törenine hangi kıyafetle geleceğiydi."
Bu süreçte Başbakan Ecevit, Recai Bey'e üç ayrı mesaj" yolladı.
Mesajların "içeriği" şuydu:
- Yeni bir dönem başlıyor... İpi germeyin... Sıkıntı olur.
Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Demirel'den de mesajlar geldi.
Bazı mesajlar "doğrudandı."
Bazılarını ise "ortak bir dost" ulaştırıyordu.
Konu "Başkanlık Divanı'nda" konuşuldu.
Ve denildi ki:
- Doğru... Yeni bir dönem başlıyor... Mesajlara kulak verelim... İpi germeyelim.
OLAY
Başkanlık Divanı'nda "şöyle bir görüş" benimsendi...
Merve Hanım, yemin günü (2 Mayıs 1999) saat 14.00'te TBMM Başkanı'na gidecekti.
Yanında partiden "iki büyük" bulunacaktı:
Lütfü Esengün ile Abdullah Gül.
Merve Hanım, Başkan'a "şunları" söyleyecekti:
- Efendim, millet beni "bu halimle... Kapalı kıyafetimle" seçti... İzin verirseniz yemini de "aynı halimle" yapmak istiyorum.
Başkan Septioğlu kabul ederse...
Sorun olmayacaktı.
Olsa bile...
"Fatura" Merve'ye... Fazilet'e değil, Septioğlu'na kesilecekti.
Ama Septioğlu "hayır... Bu kıyafetle yemin edemezsin" diyecek olursa...
Merve "durumu protesto edecekti.
"İç ve dış hukuk yollarına" başvuracaktı.
Yani...
TBMM Genel Kurulu'nda "olay" çıkmayacaktı.
Başkanlık Divanı'nın bu görüşü Merve'ye bildirildi.
Merve "olur" dedi.
Ama son anda...
Merve Kavakçı üzerinde "bir başkası" etkili oldu ve... Merve 2 Mayıs 1999'da, yemin töreni devam ederken TBMM Genel Kurulu'na "o kıyafetle" geldi.
"Olaylar" çıktı.
ÖZELEŞTİRİ
Romanın "Merve faslını" uzun, uzun aktardık.
"Nedeni" ise...
Fazilet filminin "bu sonla" bitmesinde, Merve olayının rolü büyük.
Zira...
Başsavcının iddianamesinde "Merve'den öncesine dönük suçlamalar da var" ama...
Dava "Merve'den önce" açılmıyor.
Merve sorunu "bardağın taştığı... Derin devletin Fazilet'in defterini dürmeye karar verdiği" önemli bir dönüm noktası.
Dün bize "bunları" anlatanlar...
Geçmişe yönelik özeleştiri yapanlar...
Dediler ki:
- Eğer gerilim mühendislerine güvenip... Ya da cami çıkışında "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganına bakıp... Devletle kavga etmeseydik... Başımıza bunlar gelmezdi.
GEREKÇE
Dün bazı eski Faziletliler de "Anayasa Mahkemesi kararı üzerinde" çalışıyorlardı.
"Çalışma hakkında" bize şunları anlattılar:
Herkes partinin "Refah'ın devamı olma suçundan kapanacağını" sanıyordu.
Oysa Mahkeme "bu suçtan" kapanmadı.
Mahkeme "üç şeyi" düşünmüş olabilir.
1. Anayasa Mahkemesi, "bir partinin devamı olmayı" artık kapatma sebebi saymak istememektedir.
2. Devam faktörü yine kapatma sebebidir... Ancak... Mahkeme, yeterli delil bulamamıştır.
3. Mahkeme, Fazilet'i "devam nedeniyle" kapatacaktı... Ancak... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "Refah ile ilgili kapama kararını" iptal ederse... Bu durumda... Refah'ın kapatılması "hukuken geçersiz" hale gelecek... Ve Fazilet'in "Refah'ın devamı olmaktan kapanması" Batı nezdinde Türkiye'yi çok büyük sıkıntılara sokacak.
Bize "bunları" anlatanlar, "şunları" da eklediler:
- Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı çok önemli... Onu bekliyoruz.
ARAYIŞ
Dün eski Fazilet'in kulislerinde "derinliğe doğru" girince...
"Farklı arayışlar... Değişik bakış açıları" gördük.
Kapatılan partinin "yüz milletvekili" kendi hallerinde bırakılmıyorlar.
Eski partinin yönetiminde bulunmayan, yetkisi olmayan ancak "yönlendirici konuma... Ağırlığına sahip" isimler var.
Ayrıca...
"Hoca faktörü" var.
Ayrıca...
"Recep Tayyip Erdoğan gerçeği" var.
Ve bu arada da "yasaklar" var.
Hem Prof. Erbakan'ın yasağı ve hem de Recep Tayyip Erdoğan'ın.
Yüz bağımsız şimdi "hangi yasaklının arkasında" saf tutacak.
Yoksa bir kısmı bir yasaklının, diğer kısmı öteki yasaklının peşinden mi yürüyecek?
ORTAK AKIL
Aslında yüz bağımsızın "en ağırlıklı bölümü", bu iki karizmatik ismin de peşine düşmek istemeyenlerin oluşturduğu bölüm...
Bunlar "ortak akıl" arayışındakiler.
Hoca'ya "saygı", Tayyip'e "sevgi" duyan... Ancak devletle kavga etmek istemeyenler.
"Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek" yanlısı olanlar.
"Bölünmenin yaratacağı sorunları" görenler.
"Bu kesimden" birkaç isim sayacak olursak...
Akla ilk geliverenler:
Veysel Candan, Faruk Çelik, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Ali Coşkun, Azmi Ateş, Kemal Albayrak, Ergun Dağcıoğlu, Yahya Akman, Mehmet Çiçek, İlyas Aslan, Mehmet Ali Şahin, Eyüp Sanay, Lütfi Yalman, Özkan Öksüz, Remzi Çetin... Ve daha pek çok isim.
SON
"Özetleyecek" olursak...
"Eski Faziletliler" ya geçmişten ders alarak ve "akıl yolunda" buluşarak "yeni ufuklara" yelken açacaklar...
Böylece kapanan partinin küllerinden bir "umut" fışkıracak.
"O camia" da rahatlayacak.
"Siyaset" de.
"Türkiye" de.
Veya...
"Kavgacılar... Olaylardan ders çıkarmayanlar... Devletle hesaplaşmak isteyenler" dizginleri ele alacak.
Ve...
"Eski film" yeniden başlayacak.