İran- Şöyle bir atasözü "aranjmanı" inşallah mübah kaçar: "Görmemişin, parlamenter demokrasisi olmuş..."
Arnavutluk'ta 140 sandalyeli parlamento için tam 43 ayrı siyasi parti ve bunun birkaç katı bağımsız aday yarışıyor.
Sandalye sayısına düşen siyasi parti sayısı şimdilik bire bir değil. Taktikler gerektirseydi belki bu da olabilirdi.
İş başındaki Sosyalist Koalisyon gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçiminde de kazanmak için bugünkü seçimlere yüz bir strateji, bin bir taktikle giriyor. Ana muhalefet partileri de öyle.
Sosyalist Savunma Bakanı "bağımsızdır" denilerek aday gösteriliyor. Yerel düzeyde ön koalisyonlar kuruluyor; mitinglerde, afişlerde her adayın bir eline Amerikan, öteki eline Avrupa Birliği bayrağı tutuşturuluyor.
En milliyetçi muhafazakâr partiler de bu taktiği kullanıyor, en komünist adaylar da...
Albania Gazetesi Genel Yayın Müdürü Lütfü Derviş'e sorarsanız, bu taktik falan değil. Yeni Arnavutluk siyasetinde yeni bir yaşam tarzı.
Lütfü Derviş, (Bu arada bizim, Sayın Derviş'i de yakından izlediklerini ekleyerek) Amerikan ya da AB bayrağı taşımanın toplumun her alanını kapsayan "pop kültürü"nün bir parçası olduğunu anlatıyor. Bu, "Globalleşme"nin beşinci boyutu.
Ama Arnavutlar, Türklerin yüzlerce sözcüğü gündelik dilde yaşamlarını sürdürüyor. Tencere, pencere, yatak, yorgan, döşek bir yana Tiran'ı köşesinde "Harta Fiziki" yazısı bulunan kent planları ile geziyorsunuz. Börekçileri "börek"le, emirleri "emir"le ayırıyorsunuz.
Sokakta 19. yüzyılın Üsküdar'ından çıkıp gelmişçesine fesli, sakallı eli zembilli, nur yüzlü öz be öz Müslüman Arnavut'a da rastlayabiliyorsunuz. Yalnız endamı ile değil göbeği ve sırtı açık emprime giysisi ile Cindy Crawford'a baktırtmayacak alımlılıkta öz be öz Protestan ya da Katolik Arnavut'a da.
Arnavutlar kendilerine Arnavut demiyorlar, "Kartalın çocukları" diyorlar. Arnavutluk'un adı da Arnavutluk değil. Kartallar Ülkesi anlamına "Shqiperia". Özetle bu ülke, Arnavut biberi gibi değişik, yakıcı, yüksekten uçucu.
Arnavutluk, Arnavutların sadece yarısını barındırıyor. Gerisi Balkanların (ve dünyanın) her yerine saçılmış. Hâlâ da saçılmaya hazır ve nazır. Lütfü Derviş anlatıyor:
"Nüfusumuz 3,4 milyon. Çalışmak veya yerleşmek üzere 1 milyon kişi bekliyor."
Bağımlılık kültürü açlıktan, işsizlikten, yolsuzluktan besleniyor. (Emekli aylığı 10 dolar. 50 dolar iyi ücret sayılıyor.)
Arnavutlar onurlu, mert ve savaşkan insanlar.
Buna kuşku yok. Kader onları yıllarca Moskova'ya ve Pekin'e mahkum etmiş.
Belki de şimdi ellerinde ABD ve AB bayrakları ile tarihlerini (ve talihlerini) dengelemek istiyorlar, kim bilir?
Tiran Büyükelçisi Murat Oğuz, neredeyse her gün düzenlediği toplantılarla, yemeklerle Arnavut siyasetçilerin, sanatçıların, yazarların, işadamlarının eline hiç değilse bir de Türk bayrağı vermeye çalışıyor.
Seçim öncesi görüntüler Arnavut biberi gibi.
Yakıcı, göz yaşartıcı.