Fazilet'in kapatılmasından çok daha önemli bir oluşum var bugün İslam dünyasında.. O da, siyasi İslam'ın gerilemesi.. Halk topluluklarının, baskıdan kurtulmak istemesi..
Bunun en canlı örneği de İran.. İran halkı ezici bir çoğunlukla, onlara değişim vaadeden lider ve kişilere oy veriyor.. Halk neyin değişmesini istiyor ki, reformculara oy veriyor? İslami sistemin değişmesini istiyor.. Çünkü Humeyni'nin kurduğu sistem, ülkeyi refaha değil, tam tersine hem ekonomik ve hem de siyasi açıdan karanlığa götürdü..
Yani siyasi İslam halk topluluklarının gözünde, artık prim yapmıyor.. İran'da radikaller halka, "Bu rejimden memnun musunuz?" diye bir sorsalar, alacakları cevabın ne olacağı, seçimlerde oyların gittiği yön ve kişilere bakılınca, açık seçik görülüyor.. Onun için de reformları engellemek için güç kullanıyorlar..
Körfez ülkelerinde de değişim işaretleri görülüyor.. Taliban'ın elinden silahları alın, bakın Afgan halkı onları nasıl kovalayacak.. Şimdiden milyonlarca Afgan, mülteci durumda.. Aç, susuz, perişan durumdalar..
Onun için Fazilet'in kapatılmasının doğuracağı partilerin yöneticileri, bu gerçekleri unutmamalı ve siyaseti de bu gerçeklerden yola çıkarak yapmalı.. Türbanı "Siyasi simge" olarak kullanmamalı.. Bunun bir getirisi olamayacağını görmeli.. Türkiye'nin daha fazla demokratlaşmasını istemek başka, ama bu isteği, türbanın arkasına sığınarak yapmak başka.. Arkasına sığınıldığı zaman, iyi niyet görülmüyor.. Sistem bunu görüyor.. Aslında türbanın arkasına saklanmayı bıraksalar, belki sorun çözülecek..
Ama Erbakan 30 yılda bunu hâlâ göremediği için, 4 parti kapattırdı.. Bu kafa ile gidilirse, emanetçilerine kurduracağı yeni partisinin de, Türk siyaseti üzerinde sağlıklı bir rol oynaması mümkün değil..
Fazilet'in içinden çıkacak, artık kaç tane olursa, yeni parti yöneticilerinin, son seçimde oylarının yüzde 15'e düştüğünü de unutmamaları lazım.. Erbakan'ın siyasi yolunu sürdürmeleri, oyunu onun kuralları ile oynamaya devam etmeleri, ilk seçimde, oylarının daha da düşmesi anlamına gelebilir..
Türkiye'deki partileri "Batı taklitçisi" olarak suçlayacak, sonra başı sıkışınca batı dünyasından yardım isteyeceksin.. Bunun da adı politika olacak.. İsrail hakkında ağzına geleni söyleyecek, sonra bu ülkeden gelen adamlarla konuşurken, onları bile hayretler içinde bırakan, çok olumlu sözler edeceksin.. Bu ülke ile anlaşmalar imzalayacaksın..
8 yılllık eğitimin altına imza atacaksın, sonra çıkıp eleştireceksin..
Fazilet'in içindeki "Yenilikçilerin" de, artık "Ötekilerden farklarının ne olduğunu" anlatmaları gerekiyor.. Adı dışında nesi yeni olacak bu partinin?
"Erbakan'ın taktikleri yanlıştı. Biz yeni taktiklerle Türkiye'deki sistemi İslami esaslara taşıyacağız" diye bir düşünceleri varsa, bizden tavsiye, sakın yola çıkmasınlar..
Türkiye'de böyle bir şeyin olamayacağını onlar da göremiyorsa, söyleyecek hiçbir şey yok demektir..
Evrensel kurallara uyup, sistemi zorlamadıkları, sistemle sürekli kavga etmedikleri sürece, kurulacak yeni parti, Merkez Sağ içinde yerini alabilir.. Almaması için bir neden de yok.. Bu platformda başarılı da olabilirler.. Hem kendi içlerinden, hem de sağdaki seçmenden oy alabilirler.. Çünkü ortada, üstelik çok büyük oranda, kararsız seçmen kitlesi var..
Seçimlere de, eğer beklenmedik bir değişim olmazsa, daha en az 2 yıl olduğuna göre, kurulacak yeni parti, söylemlerini halk kitlelerine de duyurabilir..
İslam'ın siyasallaştırılmasının, evliyalardan medet umulmasının, ülkelerin ekonomik ve politik durumlarını düzeltmeye yetmediği görülürse, mesele son derece rahatlıkla halledilebilecektir..
Bekleyeceğiz ve yeni oluşumları hep beraber göreceğiz.. Artık bu kez, sağduyu ve gerçekçiliğin bu çevrelere hakim olmasını diliyoruz.. Toplumu germenin, bu ülkeye iyilik değil, çok büyük bir kötülük olduğunu, her siyasetçinin artık anlamasını diliyoruz..