  
Felaket tellallığı!
Televizyonlara çıkıp, deprem tellallığı yaparak halka korku salanlara söyleyeceklerimize bugün de devam edeceğiz... Dünkü yazım üzerine gelen telefon ve fakslara bakılırsa, başta İstanbul olmak üzere Marmara çevresinde oturan herkes Prof. Dr. Naci Görür hocamızı dinledikten sonra korku içinde ve şaşkın!
Bilim adamları tabii ki halkı bilgilendirecek, Marmara'da bir depremin kaçınılmaz olduğunu gündeme getirecek, uyarıcı görevini ifa edecek... Ama bu açıklamaları, fayda ve zararlarını hesap ederek, paniğe yol açmayacak şekilde yapmaya da özen gösterecek...
Söyler misiniz; Marmara Denizi'nin 12 bin yıl önceki kıyı şeridinin 60-70 metre deniz altında bulunduğunu açıklamanın halka yararı ne? Veya olası bir depremde İstanbul'un 5 metre kuzeye kayacağını ileri sürmenin amacı ne?
Gelelim Tuzla'da kara fayı olduğu yolundaki bilimsel iddialara...
Tuzla'da emlak fiyatları eminim ki bu iddiadan sonra en az yüzde 50 düştü... Bu ilçede ruhsatlı, imarlı, projesine uygun inşaat yapan müteahhitlerin hepsine iflas yolu göründü...
*
Sormak istiyorum; kurulan Deprem Konseyi ne yapıyor? Kafasına esen herkes çıkıp konuşuyor da, asıl konuşması gereken Konsey sanki dilini yutmuş susuyor... Bana ulaşan iddialara göre de Deprem Konseyi zaten aylardır doğru dürüst toplantı da yapmıyor...
Neden bilim adamları, üniversiteler, TÜBİTAK bir masa etrafında toplanıp belirlenecek ortak görüşleri, riskleri ve alınması gerekli önlemleri bir rapor halinde hükümete sunmuyor?
Neden İstanbul'daki bina envanterleri çıkarılmıyor? Belediyeler riskli binaları belirleyip, oturanları uyarmıyor da, kalkıp enkaz altında kalacak insanları kurtaracak ekipler oluşturuyor?
Korku içindeki 15 milyon İstanbullu bunların yapılmasını bekliyor ve istiyor!
Alkol muayenesini asayiş ekibi yapsın
Trafik polisi ile olmuyor!
Her akşam TV haberlerinde bir sarhoş sürücünün yaptığı rezillikleri, trafik polislerine çektirdiği eziyetleri izliyoruz... Burnunun ucunu göremeyecek kadar alkollü olan sürücü polise direniyor, aracından inmiyor... Hatta bağırıp çağırıyor, "Benim kim olduğumu biliyor musun?" diyerek göz dağı bile vermeye kalkıyor... Sebep; karşısındakinin asayiş polisi değil, trafik polisi olduğunu görüyor, hangi rezilliğe başvurursa başvursun alacağı en büyük cezanın aracının çekilmesi, geçici bir süre için ehliyetinin alınması olacağını biliyor...
Çözüm mü?
Alkol muayenesini asayiş polislerinin yapmaları... Eminim ki; karşısında trafik polisini değil, asayiş polisini gören bu serseriler terbiyesizliğe kalkışırlarsa, kabadayılık yaparlarsa ellerine kelepçe takılacağını, en az bir gece nezarette sabahlayacağını bilecekler... Görülecek ki; hepsi muma dönecekler... Ne dersiniz Hasan Özdemir Müdür?
SSK VE DEVLET HASTANELERİNDE HARAÇ ALINIYOR
Avanta vermeyene ameliyat yok!
SSK ve Devlet hastanelerinde çalışan bazı doktorlar, ameliyat edecekleri hastalardan "Muayene parası" adı altında açıktan avanta(!) alıyor... Varsayalım anneniz, babanız, eşiniz ameliyat mı olacak, açık açık bu parayı istiyor... Tıpkı haraç gibi... Son şikayet Paşabahçe SSK Hastanesi'nde yatan H.V. adlı bir hastanın yakınından geldi... Safrakesesi ameliyatı olacak bu hastadan ismi bende saklı doktorun istediği haraç 200 milyon lira... Çalışma Bakanı Okuyan, halkı soyan bu kişilerin canına okumayacak mı?
Bir başkadır benim MEMLEKETİM!
Yalan değil, hepsi gerçek!
*AYNI turizm şirketine ait iki otobüs yolda karşılaştı... Şoförler ellerini bırakıp birbirini selamladı. 52 kişi öldü... BİTLİS
* ODUN kesmek için ağaca çıkan çiftçi, Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi bindiği dalı kesmeye başladı. Farkettiğinde iş işten geçmişti, dalla birlikte yere çakıldı, hastanede öldü... ANTALYA
* İKİ odayı tek oda yapmak isteyen ev sahibi işi abarttı. Tek duvar için kazma yerine dinamit kullandı, mahalleyi havaya uçurdu, kendisi de yaralandı.... TRABZON
* ANNE, yağmur girmemesi için bacayı tıkadı. Sobadan çıkan karbonmonoksit evi doldurdu. Anne ve oğlu öldü, üç çocuk komaya girdi... İSTANBUL
* ASABİ çoban, ot yemeyen koyunu tüfeğinin dipçiğiyle dövmeye başladı. Tüfek ateş aldı, çoban öldü... BİTLİS
* ACEMİ avcı ihtiyaç molası verdi. Tüfeği bacaklarının arasına kıstırıp tuvaletini yapmak istedi. O sırada köpeği kucağına atladı, tetiğe dokundu. Avcı çenesinden giren fişekle öldü... TOKAT
* TARLADA otlayan iki koyun, bir evin önündeki inşaat kumunu dağıttı. Koyun sahibi aile ile kum sahibi aile birbirine girdi. İki aileden 5 kişi öldü. GAZİANTEP
* ŞAŞKIN köylü 3 katlı evinin terasındaki kömürlükte buzağı beslemeye başladı. Buzağı büyüdü, 250 kiloluk dev bir inek oldu. Bulunduğu odaya sığmayan inek, 3 katlı evden vinçle indirildi... İZMİR
* KARADENİZLİ iki kardeş, çatıdaki hurdaları satmak istedi. Ağabey çatıya çıktı, demir yığınlarını aşağıdaki kardeşine atmaya başladı. Kardeşi hepsini tuttu, biri hariç; buzdolabı. Onun altında kalıp ağır yaralandı. Hastanede "Hızlı attı, tutamadım" dedi... İZMİR
*ASKERDEN yeni dönen genç, dünyaevine girdi. Gerdek gecesi eşine askerlik anılarını anlatmaya başladı. Bir ara kendini kaptırdı, yanında getirdiği el bombasını gösterdi, "Bak bunu çekince patlıyor" dedi ve pimi çekti. Yeni evli çift öldü... EDİRNE
* YENİ doğan yeğenini seven bir dayı faciaya yol açtı. Bebeği "Hoppala" diye havaya fırlattı, talihsiz bebek tavandaki vantilatöre çarparak öldü... İSTANBUL
DOĞRU SÖZ
Çocuklar donmamış beton gibidir... Üzerine ne düşse iz bırakır.
|