  
Seçim korkusu
Fazilet Partisi'nin kapatılması davasını ekonomi dünyasının bütün kesimleri yakından izliyor. Bazı yorumlara göre, piyasalardaki hareketler ve döviz fiyatlarının yükselmesinin bir nedeni de bu davayla ilgili beklentilerdir.
Buradaki kaygının ana kaynağı, ne yazık ki "demokratik hassasiyet" değildir. Türkiye'de siyasi partiler kolay kapatılmaktadır, bugüne kadar da onlarca parti gerçekten "demokratik hassasiyet"i rahatsız edecek şekilde kapatılmıştır.
Demokratik sistemin bütün kurumlarıyla işlediği bir ortamda parti kapatma gibi bir sıkıntının olmayacağı, olamayacağı, örneklerden bellidir. Ama Türkiye'nin "kırılgan" siyasi düzeni, "demokrasi dışı müdahaleler"i yeşerten ortamı yok edemediği gibi "parti kapatma ayıbı"nı da yok edememiştir.
FP'nin kapatılması kaçınılmaz olarak Türkiye'nin "demokratik hassasiyet"leri konusundaki kuşkuları canlandıracak, demokratik sistemin işlerliğine ilişkin eleştirileri de artıracaktır.
Ankara 'dağılmaya' teşne
Ancak, ekonomi dünyasının bütün "parçaları"nın tedirginlik duymasının birinci nedeni, FP'nin kapatılmasıyla birlikte seçim zorunluluğunun doğması ve yeni bir siyasi kriz ve belirsizlik ortamına girilmesidir.
Ekonomi dünyası, Ankara'nın tekrar "dağılması"ndan korkmaktadır. Ankara'nın "dağılma" noktaları da bellidir. Ve Ankara "dağılma"ya çok "teşne"dir.
Ara seçim zorunluluğu doğmasa bile, bir kısım "eski" FP milletvekilinin geleceklerini başka partilerde aramaları sonucu Meclis'teki "hassas" denge bozulabilir ve birinciliğe yükselen MHP, "değişik" zorlamalara girebilir. Bu da ekonomi açısından siyasi kriz ve yeni belirsizlikler anlamına gelmektedir.
Ara seçim ya da genel seçime dönüşmüş bir ara seçim ise, ekonomi dünyasını en fazla tedirgin eden olasılıktır. Bu da Ankara'da herşeyin durması, şu anda zar zor çalışan bürokrasinin bütün fişleri çekmesi ve siyasi belirsizliğin en değerli dönemi kapsayarak aylarca uzaması kâbusunun gerçek olması demektir.
Seçim er geç olduğunda...
Seçim korkusu sadece ekonomi dünyasının uykularını kaçırmıyor. Siyasi partilerin hepsi de aynı korkunun "pençesi"ndedir.
Başbakan Ecevit'in dün bir son an çıkışıyla, Anayasa Mahkemesi'nin FP davasını görüşmeyi anayasa paketinin sonrasına bırakması "dileği", doğrudan seçim korkusunun sonucudur.
Eğer Başbakan Ecevit, diğer partiler ve de siyasiler, FP'nin kapatılmasına ilişkin "demokratik hassasiyet" sahibi muktedirler olarak hareket etselerdi, parti kapatmayı zorlaştıran anayasa ve yasa değişikliklerini çoktan yapmış olurlardı.
Bunu yapmadılar ve bugün seçim korkusunun etkisi altında Anayasa Mahkemesi'ni etkilemeye çalışıyorlar. Ama öyle bir siyasi kargaşalık söz konusudur ki, Başbakan anayasa değişikliği paketini gerekçe göstererek "erteleme dileği"nde bulunurken, aynı saatlerde yardımcısı da anayasa paketinin bu dönemde görüşülmesinin mümkün olmadığını, eylülde ele alınmasının daha doğru olacağını söylüyor.
Türkiye Ankara'nın seçim havasına girmesinden korkuyor, Ankara da seçimin kendisinden korkuyor.
Seçim olursa, ki er geç olacak, halkın karşısına çıkıp ne söyleyecekler?
|