Sütten ağzı çok yanmış bir kuşağın mensubu olarak, Seattle ve Prag kentlerindeki küreselleşme karşıtı gösterilerin şiddet dozuna hep kuşkuyla yaklaşıyordum ama Göteborg olayları bu konuda bir yargıya varmamı kolaylaştırdı.
Son yıllarda ortaya çıkan tablo şöyle özetlenebilir: Küreselleşme toplantılarına katılan düzgün giyimli, kravatlı, Bond çantalı adamlar ve bunlara Molotof kokteyli fırlatan, ateş eden, maskeli, ne idüğü belirsiz şiddet yanlıları.
İyi ama bu resmin ressamı kim?
Bu tabloyu kim çiziyor?
Kimler kafamızda böyle bir görüntü oluşmasını istiyor?
Bu soruları sorduğumuz anda şöyle bir cevaba ulaşıyoruz: Bu tablodan kazançlı çıkanlar, küreselleşme yanlıları.
Amerika lehine küreselleşen dünya ekonomisi; karşısında ciddi, sağlam, ayakları yere basan bir entelektüel ve siyasal hareket istemiyor.
Uluslararası bir küreselleşme karşıtı cephenin oluşması ve bunun sağlam tezlere kavuşması hiç arzu edilmiyor.
Bu yüzden, küreselleşme olgusuna karşı çıkan herkesin şiddet yanlısı, fanatik birer eylemci olduğu düşüncesinin altı çizilmek isteniyor.
İki rahmetten birini seçeceksin.
Ya Amerikan küreselleşmesinin erdemlerini öveceksin; ya da azılı bir teröristsindir.
Resmi büyük bir ustalıkla çizen ressamın, kafamızda oluşmasını istediği imge bu.
Ve iş yavaş yavaş o noktaya doğru ilerliyor.
Seattle'da, Prag'da, Göteborg'da patlayan bombalar, polise taş atan maskeli kişiler, sis bombalarından göz gözü görmeyen bir ortamda kan ve isyan manzaraları.