Dereyi geçeceğiz
Takas operasyonu gerçekleşti. Ama etkisi beklenenin tersi oldu. Pazartesi gününden itibaren TL faizleri yükseldi. Dolar tırmandı. Borsa düştü. Yani piyasalara sükunet yerine tedirginlik geldi.
Çeşitli tefsirler olabilir. En çok duyulan siyaseti ön plana çıkartıyor. Anayasa Mahkemesi FP'nin kapatılmasına bu hafta karar verecek. Çok sayıda milletvekili de cezalandırılırsa Türkiye derhal seçime gitmek zorunda kalabilir.
FP davasının şu andaki piyasa çalkantısına yeterli açıklama olduğu kanısında değilim. Aylardır bu günün geleceği biliniyordu. Ne beklenmedik bir gelişme var, ne de bir sürpriz.
Siyasetten gelen haberleri bilakis olumlu buluyorum. Hükümet Anayasa değişikliğini ciddi şekilde gündemine aldı. Haklı bir soru var. Akılları neredeydi? Bir ay önce yapsalar FP sorunu da buraya gelmezdi.
Meclis çalışıyor. Dış desteğin ikinci taksidi için IMF'nin talep ettiği değişiklikler yapılıyor. Emlak Bankası ve fonların kapatılması çok önemli bir gösterge idi. Halloluyor.
Ocak-Mayıs bütçe sayıları açıklandı. Yıl sonu için programın öngördüğü faiz öncesi fazla 9.2 katrilyon TL. Ocak-Mayıs döneminde 7.1 katrilyon TL faiz öncesi fazla sağlanmış. Yedi aya 2.1 katrilyon TL yada ayda 300 trilyon TL kalıyor.
Bunlara rağmen piyasalar gergin. Merkez Bankası sürekli döviz satarak piyasaya müdahale etmek zorunda kalıyor. Neden? Teknik analizi bir başka yazıya bırakacağım. Daha genel bazı gözlemler yapmak istiyorum
DEVRİM BAŞLADI
Şubat'tan sonra Türkiye'de değişim hızlandı. Bunda şaşırtıcı bir durum yok. Önce Kasım ardından Şubat krizleri eski düzenin sürdürülemeyeceğini herkese açık ve seçik gösterdi.
Keşke bunları bu kadar büyük bedel ödemeden öğrenseydik diye dövünmenin fazla bir anlamı yok. Öğrenemedik. Güzellikle gerçekleştiremediklerimizi şimdi zorla yapıyoruz. Ama yapıyoruz.
Türkiye'nin müttefikleri de ağırlıklarını reformdan yana koydular. Çok büyük mali destek vermeyi kabul ettiler. Son derece kısıtlayıcı koşullar getirdiler. Kıvırtacak, uyutacak hareket alanı bırakmadılar.
Devrim muadili reformlar birbiri ardından geçiyor. Hükümetlerin bütçe dışı harcama geleneğine son verildi. Bütçeye kaynak koymadan görev zararı yaratma olanağı kalmadı.
Bankacılık kesiminde büyük operasyon sürüyor. Ziraat ve Halk bankalarının yüksek faizle gecelik borçlanmaları bitti. Yeni yönetim geldi. Fondaki bankalar ya satılıyor yada kapatılıyor.
Para politikası yüzseksen derece yön değiştirdi. "Sıcak para" uygulaması terkedildi. Ekonomiye gereken likiditeyi Merkez Bankası para basarak veriyor. Dalgalı kur ise döviz borçlanıp TL'ye yatırımı çok riskli hale getirdi.
Listeyi uzatabiliriz. Devlet tekeli sektörler özel kesime açılıyor. Beraberinde rekabet düzenlemeleri geliyor. TürkTelekom'un siyasetin dışına alınması yolunda büyük adımlar atıldı. Bunların her biri devrim niteliğinde değişimlerdir.
DEĞİŞİM KARŞITLARI
Değişim hızlandıkça değişimden rahatsız olan kesimlerin muhalefeti de yoğunlaşıyor. Normal karşılıyoruz. Reformlar bazılarının çıkarlarına yada inançlarına ters düşüyor. Başarısız olmasını istiyorlar.
Çok ilginç ittifaklar kuruluyor. Milliyetçi ve otoriter sol zaten epeydir küreselleşme karşıtı sağla aynı zihniyet cephesinde buluşmuştu. AB'den demokratikleşmeye, tüm reformları engellemek için işbirliği yapıyorlardı.
Son günlerde cephe genişliyor. Küreselleşme ve reform yanlısı zannettiklerimiz de muhalefet kervanına katıldı. Kimileri "Derviş kompleksinden" muztarip. Başkaları "sıcak para" günlerinin bitmesine çok bozuluyor.
Son çalkantılarda muhalefet cephesinin yarattığı kötümser havanın esas belirleyici etken olduğu kanısındayım. Korkmayın. Bütün muhalefete rağmen Türkiye bu dereyi geçecektir.