|
|
 |
| |
  
Halkı korkutmak çare mi?
PROF. Dr. Naci Görür'ün depremle ilgili açıklamalarından sonra İstanbullular'ın huzursuz ve uykusuz geceleri yeniden başladı... Bir süredir bastırılan korkular tekrar hortladı...
Naci Hocam kusura bakmasın ama bence bu açıklamalar halka korku salmaktan ve bazılarına da rant sağlamaktan öte bir işe yaramıyor...
Neden mi?
*
Birincisi; bizim bilim(!) adamları 1990'lı yıllara kadar İstanbul'u 3'üncü kuşak deprem bölgesi olarak ilan ettiler... Bu bilimsel(!) tespitten yola çıkan belediyeler de buna göre projeler isteyip imar izni verdiler... Kısacası; ince demirler kullanılan dar kolonlar üzerine çok katlı onbinlerce bina inşa ettirdiler...
Bir süre sonra bilim adamları uyandı, İstanbul'un ikinci derecede deprem bölgesi olduğu anlaşıldı(!)... Bütün, kolon, demir, çimento hesapları silbaştan yapıldı... Böylece ikinci derece deprem kuşağına uygun onbinlerce bina daha dikildi...
Ne zaman ki 17 Ağustos felaketi yaşandı, bizim bilim(!) adamları uyandı... Marmara Bölgesi'ndeki faylar tarandı ve nasıl olduysa ilk kez tarih kitaplarına göz atılıp, geçmişte İstanbul'u yıkan depremler olduğu ortaya çıkarıldı... Yıllar önce anlaşılıp açıklanması gereken gerçek kamuoyuna yansıtıldı:
"İstanbul birinci derece deprem bölgesidir!"
O günden bugüne yaklaşık 2 yıl geçti; hiçbir yetkili kalkıp da şimdi ahkam kesen şanlı profesörleri çağırıp şunları söylemedi:
"Marmara'daki fay 12 bin senedir aynı yerde? Siz nasıl bilim adamısınız ki; tarih kitaplarını bile okumayıp İstanbul'u geçmişte yıkan depremlerden habersizsiniz? Sizin fetvalarınız sonucu 2'nci ve 3'üncü deprem kuşağına uygun olarak inşa edilen onbinlerce bina şimdi ne olacak?"
Gelelim ikinci nedene; İstanbullular'ın büyük kısmı oturduğu binaların 7 ve üstündeki bir depreme dayanıksız olduğunu biliyor ama elinden bir şey gelmiyor... Ne güçlendirme için gerekli parayı bir araya getirebiliyor, ne de kendi kesesine uygun sağlam, en fazla iki katlı bir ev bulup taşınabiliyor...
Bu insanlar ne yapsın?
30 yıl deprem olacak diye çadırda, barakada mı yatsın?
*
Şimdi halk korkuyor... Peki bir şeyler yapmaları gerekenler ne yapıyor? Ne gibi önlemler alıyor? Yapı stokunu tek tek denetliyor mu? Riskli binaları tahliye ediyor mu? Tahliye ettiği binalarda oturanlara depreme dayanıklı yapılar inşa etmeleri için yer gösterip imkanlar temin ediyor mu?
Ne gezer!
Depremde yıkılacak binaların altında kalacak yaralıları ve can vereceklerin cesetlerini çıkarmak için ekipler oluşturuyor, yeni mezar yerleri ayarlıyor... Kısacası; yüzbinlerce insanın yaşamını kurtaracak önlemleri alması gerekirken, ölü gömücülüğüne soyunuyor...
*
SON SÖZ: Prof. Dr. Naci Görür Hocam'ın bu açıklamaları çok iyi niyetle yaptığından eminim... Ancak bence adresi yanlış... Bunları çaresiz İstanbulular'a değil, çareyi elinde tutan Ankaralılar'a anlatması lazım... Ama özellikle kapalı kapılar arkasında...
VSY'nin tezgahı!
Beyoğlu Kuledibi Hastanesi'nin koridorlarında ameliyat olmak için bekleşen hastaların yolunu kesip, reçetede yazan malzemeleri satmaya kalkan ve hatta zorlayan VSY adlı firma bu ayrıcalığı nasıl elde ediyor? Bu hastanede kimlerle işbirliği yapıyor, kimlere avanta veriyor? İstanbul Sağlık Müdürü bu tezgahı ne zaman bozacak?
Zihniyete bakın!
Üsküdar Burhan Felek Spor Tesisleri'ndeki tenis kortlarının saati bir kişi için 4 milyon liradan, bir yıl içinde önce 8 milyon liraya, son olarak da 10.5 milyon liraya yükseltildi. Tesis sorumluları bu zamma karşı çıkanlara "Parası olan gelip oynasın" diyor ama, kortlar da bomboş, oyuncu bekliyor... İl Spor Müdürü Vedat Bayram, sporu paraya endeksleyen bu zihneyete "Dur" demeyecek mi?
İSKİ'YE BİR ÖNERİ
Bu binayı kültür merkezi yapalım
İSKİ, yaklaşık 5 ay sonra Aksaray'daki binasını boşaltıp, Kağıthane'de yeni yaptırmakta olduğu binaya taşınacak... Peki; Aksaray'daki 7 katlı o dev bina ne olacak? Büyükşehir mi el koyacak? Yoksa birilerine mi kiralanacak? Büyükşehir Belediye Başkanı Gürtuna ile İSKİ Genel Müdürü Veysel Hocam'a bir önerim var; bu görkemli binayı bir kongre ve kültür merkezi haline getirmeye ne dersiniz? Altında otoparkı olan, bodrum katı 2 bin kişilik salon haline getirilebilecek, her katında 150-200 kişilik salonlar oluşturulabilecek bu binayı İstanbul'a kültür merkezi olarak kazandırmaya "Evet" der misiniz?
Serbest kürsü
Çocukları kurtarın!
Okullar kapandı; İstanbul'un caddeleri, sokakları, meydanları, trafik ışıklarının altları ya açık açık dilenen, ya da gelip geçenin peşine takılıp elindeki sakızı, kağıt mendili uzatıp para isteyen çocuklarla doldu... O çocukları bu yola ailelerinin ittiği, direnip dilenmek istemeyenlerin de dövüldüğü kesin... Peki polis neden buna seyirci kalıyor? Bu çocukların sömürülmesine neden ses çıkarmıyor... Bağdat Caddesi'nin Suadiye-Caddebostan arasındaki bölümünde her gün en az 100 çocuk gelip geçenlerin eteklerine yapışıyor... Sayın Vali'den ve Emniyet Müdürü'nden bu çocukları kurtarmasını bekliyoruz... Remziye Sulacan /İstanbul
Tüketicinin sesi
Türk Nippon
Sivas Divriği'den Rasim Erdoğan'ın Ford Transit marka minibüsünün elektrik tesisatı kontak sonucu yanıyor. Aracını Erzincan Şehsuvaroğlu Ford Plaza'ya çeken Erdoğan'a, kasko yaptırdığı Türk Nippon Sigorta görevlileri hiçbir incelemeye gerek duymadan, "Hasar teminat dışı" yanıtını veriyor.
|
|
 |
|