  
Vizyon ve virajlar
Ekonomide virajlar tek tek alınıyor.
Önce dış kaynak sorunu çözülerek ilk viraj alındı. İkinci viraj, mali sistemdeki tıkanıklık giderilerek dönüldü. Bu virajın bir ayağında kamu bankalarının tasfiyesi, diğer ayağında özel bankaların rahatlatılması vardı. Aynı virajda, devletin iç borçlanmadaki sıkışıklığının giderilmesi de vardı, bunda da amaca ulaşıldı.
Şimdi, ekonominin tekrar işlemeye başlaması aşamasına geliniyor. En güç alınacak viraj belki de budur. Çünkü bu viraja girerken ağır "psikolojik" baskılar, tedirginlikler sözkonusudur. Asıl virajın öncesinde bu "psikolojik viraj" bulunmaktadır ve bu aşılmadıkça araba yine tıknefes tempoda ilerleyecektir.
Bu "psikolojik viraj"ın bir türlü aşılamamasının nedeni Ankara'daki "vizyon" yokluğudur. Ankara'daki her "etkili parça" ayrı bir özel vizyon ve misyon sahibi olduğu için ortak vizyon oluşamamaktadır.
Toplumsal destek
Ankara'daki "küçük vizyon"ların herhangi birinin bütün toplumu kucaklayacak kapasitesi de bulunmamaktadır. Bu nedenle de, bütün "parçalar"ın üzerinde duran ve "veto"larla herbirine mesafe alan Cumhurbaşkanı geniş bir toplumsal destek kazanmaktadır.
Anayasa değiştirmek, Türkiye'nin çağdaş ve ileri bir anayasaya sahip olması için çalışabilmek için de "vizyon" gerekir. İleri Batı standartlarının geçerli olduğu bir toplum modelini hedef olarak koymayan ya da koyamayan "vizyonsuz" kadroların çağdaş bir anayasanın gerekliliğini anlamaları da mümkün değildir.
Meclis'teki anayasa değişikliği çalışmalarını bir yanda "vizyonsuz", dolayısıyla gelecekten, yani demokrasiden korkanların "çekinceleri", diğer yanda da Cumurbaşkanı Sezer'i seçtikleri için pişman olanların girişimleri belirlemeye başlamıştır.
Cumhurbaşkanı'nın görev süresini beş yıla indirmek, yetkilerini azaltmak gibi konular, anayasanın bütünü içinde, idare sisteminin yapısı tartışılarak ele alınmamaktadır.
Vizyonsuz Ankaralılar
"Vizyonsuz" Ankaralılar'ın bir bölümünün derdi Türkiye'nin çağdaş bir anayasaya kavuşması hedefinin arkasına saklanarak günlük sorunlarını halletmek, yani önümüzdeki birkaç yıl için "Sezer sorunu"ndan kurtulmaktır. Türkiye'nin ileri ve işlevsel bir anayasaya sahip olması, idari yapıdaki aksamaları, tıkanmaları giderecek reformların başlatılması onların sorunu değildir. Böyle bir "vizyon"ları yoktur.
Ekonomiyle ilgili ilk "virajlar" alınırken de bu konular onların uzağındaymış gibi davrandılar, her imkânı kullanarak halktan puan toplayacağını sandıkları engellemeleri yaptılar, halen de yapmaya devam ediyorlar. Çünkü ekonomiyle ilgili "vizyon"ları da yoktur.
Bu "vizyon" yokluğunu bütün Türkiye gördüğü için de, asıl dönemeçler aşılırken şart olan geniş uzlaşma ve ulusal birlik ortamları sağlanamamaktadır. Bu nedenle herşey halka ve devlete, ülkeye daha pahalıya mal olmaktadır.
"Hedef" diye söyledikleri sözler ağızlarında iğreti duran, söylediklerine kendilerinin de inanmadığı sürekli olarak gözlerinden okunan Ankaralılar, ülkenin önemli virajları almasının önündeki asıl "psikolojik" engeldir.
|