kapat
20.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Fazilet

Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi hakkındaki kararı bugün-yarın açıklanacak. Parti kapatılmazsa mesele yok ama kapatılırsa "odak olmak" ya da "Refah'ın devamı olmak" gibi iki ayrı gerekçe gündeme gelecek. Bu da doğal olarak milletvekillikleri düşecek kişilerin sayısını; dolayısıyla da siyaseti etkiliyor.

***
Yargının işine karışılmaz. Anayasa'ya göre yapılması gereken ne ise onu yapacaklar. Ama ben diyorum ki; keşke Anayasa Mahkemesi'nde böyle bir dava olmasaydı.

Keşke Fazilet Partisi, kapatılma noktasına gelmeseydi.

Çünkü Türkiye'nin bu partiye ihtiyacı var.

Bizde nedense işe hep ters taraftan bakılır ve önce parti kurulup, sonra yandaş topladığı sanılır.

Oysa büyük partiler; tarihsel kökleri olan hareketlere dayanırlar. Türkiye'de de ister kabul edelim, ister etmeyelim; dini inancı siyasi görüşünü etkileyen milyonlarca yurttaş yaşıyor. Eğer bir demokrasi yaratmak iddiasında isek bu kitlelerin de demokratik bir temsil hakkı olmalı. Yasaklamalarla, baskılarla insanları yıldırmak en yanlış yol. Ve ister istemez ters teper.

Mesele bu kitlenin taleplerini, demokratik sistem içinde meşru bir yerde tutabilmek. Bence Fazilet Partisi bu konuda hiç de kötü bir sınav vermedi. Refah Partisi'nin iktidar dönemindeki bazı aşırı milletvekillerinin, Türkiye'yi kan ve şiddetle tehdit eden söylemini benimsemedi. Fazilet Partisi'nin kamuoyunda öne çıkan isimleri; başta Recai Kutan, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Mehmet Bekaroğlu, Mukadder Başeğemez olmak üzere, ağırbaşlı, sorumlu bir tutum benimsediler ve Cumhuriyet rejimine karşı radikal muhalefet yapmadılar.

Ayrıca Fazilet Partisi; Hizbullah gibi şiddet hareketleriyle hiç bağ kurmadı. Onları hiç yüreklendirmedi.

Şiddete yakın durmadığı gibi tam tersine en ağır dille kınadı. Türkiye'nin belini büken yolsuzluklarla ve soygunlarla da bir ilişkileri olmadı. Dolayısıyla Batı'daki Hıristiyan demokrat partilerin işlevlerine benzer bir Müslüman demokrat parti olma iddiası sergiledi.

***
Tekrar ediyorum: Yargıyı etkilemek gibi bir niyetim yok; zaten buna gücümüz de yetmez. Anayasa Mahkemesi'nin saygıdeğer hakimleri hukuku hepimizden iyi bilirler.

Ama ben siyasi olarak; eğer Fazilet gibi bir parti mevcut olmasaydı bile akıllı bir rejimin onu yaratması gerektiği kanısındayım. Recai Kutan gibi görmüş geçirmiş bir politikacının liderliğindeki Müslüman demokrat parti, Türkiye demokrasisi için bir kazanç olduğu gibi, radikalleşme ve yasa dışına kayma girişimlerinin de panzehiridir. Böyle bir partinin varlığı, laik sistemi güçlendirir.

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır