Nasıl güzel bir yatak bu devasa salonun köşesinde.. Bir Kütahya geleneği bu.. Loğusa, doğumdan sonra, kutlamaları, böylesine gelin yatağı gibi düzenlenen bir karyolada kabul ediyor, Kütahya'da..
Bu karyolaya, eş, dost, akraba, ellerinde güzel, değerli ne varsa getiriyorlar.. Öyle hazırlanıyor yatak.. Loğusalık bitince emanet eşyalar iade ediliyor.. Bu gelenek sayesinde her loğusanın şahane bir yatakta yatması mümkün oluyor..
Nafi Güral, Kütahya Porselenin patronu.. Kızı Sema doğum yapmış.. Bir oğlan.. Kız annesi, Gülsüm hanım düzenlemiş yatağı.. Bize de o anlatıyor.. Altın işlemeli örtü 500 yıllık falan.. Paha biçilmez.. Öyle elişleri var k!.. Öyle göz nurları.. Tüm dostları birşeyler getirmiş..
Kızkardeşim Serpil benden birgün evvel geldiği için görmüş yatağı.. "İlle görmelisin" dedi.. Sıtkı Usta hemen telefon etti..
"Sadece yatağı görmeye değil, akşam yemeğine de bekleriz" dediler..
Kütahya'ya bakan bir tepe üzerinde, mini bir site yapmış Nafi Güral, uçsuz bucaksız bir bahçe içine.. Sadece kendine değil, çocuklarına da görkemli, ama dünya şirini evler inşa ettirmiş..
Niye.. Bir ayakları hep Kütahya'da kalsın diye..
Bakın bu önemli..
Anadolu niye gelişmiyor?.. Çünkü zenginler kendilerini zengin eden kentlerini terkedip İstanbul'a taşınıyorlar.. 40 yıl önce gittiğim Adana, bir kültür sanat ve sosyete merkezi idi..
Sonra Adana zenginlerinin hepsi, tası tarağı toplayıp İstanbul'a taşındılar. Baba ocağını unuttular.. Şimdi, iyi ki Adana Kebabı var.. Yoksa kentin adı unutulacak..
Erzurum öyle değil mi?.. Kayseri, Malatya öyle değil mi?.. Hepsi öyle değil mi?..
Nafi Bey, Kütahyalı ve Kütahyalı kalmaya kararlı.. Tüm evlatlara bir baba ocağı yapması da, bir baba dileği.. "Ocağınızı terketmeyin!.."
Anadolu'yu ve Türkiye'yi bu kurtaracak işte.. İstanbul'u da bu kurtaracak..
Yerinde kalan zenginler.. Nerde kazandı ise orda yaşayanlar.. Nafi Güral'a "Anadolu Hizmet Madalyası" verilmeli..
Evin kendisi bir müze gibi.. Gez gez bitmiyor.. Ama beni o futbol sahası büyüklüğündeki çim bahçe etkiledi en çok.. Bahçenin bir köşesinde uzun bir masa kurulmuş. Masanın yanında da bir koca mangal..
İşin en güzel, en lezzetli yanı ne bilir misiniz?..
Masadaki zeytinyağlılar, meze gibi ilkler, hep evin hanımlarının eserleri.. Anne, kızlar ve gelinler..
Annemin o çok sevdiğim yoğurtla yenen yeşil biber yemeğine orda rastlamam mı?.. Gülsüm Hanımın da favorisi imiş meğer.. Mangalın başında oğul Erkan var.. Nasıl keyifle kızartıyor ve dağıtıyor..
Kütahya deyince bu aile geliyor.. Ama hepsi nasıl mütevazi.. Nasıl cana yakın.. Nasıl dost.. Baba Nafi Beyin keyfini göreceksiniz.. Ailesi ile birlikte dostlarını ağırlıyor.. Kahvelerimiz çok değişik bir fincanda geldi.. Harika bir dizayn.. Nafi Bey, gururla açıkladı gene.. "Kızımın!.."
Kızı, Kütahya Porselenin stilistlerinden.. Harikulade bir gece geçirdik.. Ertesi sabah yol var.. Fazla da geç kalamadık.. Tüm aile bahçeye yığıldı uğurlamak için.. İnsanın ayrılası gelmiyor, bu sıcaklıktan.. Sanki 40 yıllık dostuz..
Sabah yola çıkacağız.. Aaa.. Otelin kapısında iki dost.. İl Turizm Müdürü Hikmet Terzioğlu ile, Dumlupınar Üniversitesinin emekli hocası Adil Özkan..
"Bir yer daha var. Oraya uğramadan gidemezsiniz" diyor..
Gittik.. Ne iyi ettik de gittik..
Sadık Atakan adlı çılgınla o sayede tanıştık..
Sadık Atakan bir avukat.. Öyle zengin, mengin de değil.. Orta halli bir yaşamı var.. Ama evini nasıl bir çini müzesi yapmış, olmaz böyle şey.. Vallahi devletin müzesine taş çıkartır.. Bir ömür vermiş, elinde, cebinde ne varsa vermiş, toplamış, toplamış.. Yüzlerce, binlerce parça var. Sade çini de değil.. Antikalar, tablolar..
Sabahın köründe oraya gelmişiz.. Bizi boş göndermezmiş.. Bir çini vazo armağan etti, bir de tablo.. Kütahya bir de ressamlar kenti.. Üner Diler'in tabloları Sadık Usta'nın duvarlarında.. "İlle seç.. İlle seç.."
Yahu sonra.. Yahu bir dahaki gelişte.. "Hayır ille şimdi.."
Van Gogh'un sarılarına bayılırım.. Aynen o sarılarla bir ayçiçekleri tablosu da Kütahyalı Üner yapmış.. Onu seçtim.. Şimdi yatak odamda bir Van Gogh replikası vardı.. Uyanır uyanmaz ilk onu görmek için.. Şimdi yanında Üner var..
Sadece ama sadece, Sadık Atakan'ın evi bir televizyon belgeseli olur.. Kütahya'dan aylar sürecek TV dizileri yapılır.. Yapılır da, bizde yapılmaz..
Maraba Televole!..