kapat
20.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )

Gençler hem kestirmeden zengin olmak, hem de devlet yönetmek istiyorlar

Nasıl yapsak da, yaşı 30'dan küçük 40 milyon genci bir anda zengin ediversek?

Gençlerin istedikleri de çok bir şey değil; bir kat, bir araba; şayet mümkünse bir yat, bir de yazlık bir villa; gittikleri eğlence yerlerinde itibar ve etrafa tepeden bakma...

Türkiye'nin temeldeki özlem sorunu bundan ibaret.

Avrupa Birliği üyeliği; hukukun üstünlüğü; insan hakları; demokratikleşme programları; enflasyonun aşağı çekilmesi; ekonominin saydamlaştırılması; dış ticaret dengesi; büyüme hızının yükseltilmesi...

Hepsi hepsi ikinci planda...

En yaygın istek, 30 yaşından küçük 40 milyon gencin, bir an önce zengin oluvermesi...

Üstelik kestirmeden, fazla bir bedel ödemeden; zeka kullanarak..

Ha evet... Benim gördüğüm kadarıyla, gençler arasında yaygın olan ikinci bir özlem; siyasetçilik...

Bir an önce zengin olmak ve bir an önce devlet yönetmek... En doruk tutku, gençler arasında...

Ne diyelim; Tanrı gönüllerine göre versin, diyelim...

Okay Gönensin'in önceki günkü yazısından öğrendim.

120 milyon nüfuslu Japonya'da, günlük gazetelerin tiraj toplamı 72 milyonmuş.

2 kişiye 1 gazete düşüyormuş.

Japonya'yı örnek alırsak, Türkiye'de de günlük gazete tiraj toplamının 36-37 milyon olması gerekir...

Oysa Türkiye'deki tiraj toplamı, bunun onda biri, 3-4 milyon..

Japonya'da 2 kişiye 1 gazete düşerken, Türkiye'de 20 kişiye 1 gazete düşüyor...

Japonya'da 1000 kişiye 1000 kitap düşerken, Türkiye'de 7250 kişiye 1 kitap düşüyor...

Kendi anadilinin "okuma-yazma" boyutundan böylesine yoksun ve uzak kalmış bir ülkede; nüfusun üçte ikisini oluşturan gençlerin, bir an önce zengin olmak ve bir an önce devleti yönetmeye başlamak tutkusu; şimdiye dek yaratılmış olan nasıl bir ortam ve atmosferden kaynaklanıyor acaba?

Hiç kuşkusuz, son yüz yıldaki "uydurma tarih"lerle, iri yalan ve sinsi talanlardan kaynaklanıyor..

II. Meşrutiyet döneminin gazeteleri latin harfleriyle, orta boy ciltler halinde yeniden basılsa... II. Meşrutiyet Meclisi'nin tutanakları da yeniden basılsa...

İştirakçi Hilmi, Ahmet Samim gibi öldürülmüş gazetecilerle; tutuklanmış yazı adamlarının listeleri yayınlansa...

Son Padişah Vahdettin'in, şehzadelik dönemi belgelense..

Ve İttihatçılar döneminde, siyasetçiler eliyle kimlerin zengin edilmiş olduğunun; dışardan fasulya ithal etmesi için, kimlere furgon vagonları tahsis edilmiş olduğunun; belgesel dökümleri yapılsa...

Sonra sıra Cumhuriyet dönemindeki "arazi ihsanlarıyla arazi yağmaları"na ve Devlet Bankaları'ndan alınıp da geri dönmemiş kredilerin dökümüne gelse..

Böyle bir saydamlık; belki gençlerin de, bir an önce kestirmeden zengin oluvermek ve biran önce devleti yönetmeye başlamak tutkusunu, gerçekçi süzgeçlerden geçirmeye ve -biraz da olsa- çıkmaz sokaklarda ziyan olup gitmelerini engellemeye başlar..

Yahut da başlamaz...

Türkiye uydurma tarih, sinsi talan ve iri yalanlarla, 20. Yüzyıl'ı da rezalet bir fiyaskoyla ıskaladı ve "adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından Filistin, Suriye, Tunus düzeyini dahi aşamadı.

Bu arada çürümüş ülkeler sıralamasında da üstten 4. sıraya oturdu.

Gençler, bir an önce kestirmeden zengin olmayı ve bir an önce devletin başına geçivermeyi neden istemesinler?

Onları emziren ortam; sinsi talancılarla iri yalancıların, uydurma tarihlerle süsledikleri; sahte imajlardan ibaret bir kurnazlıklar ortamı değil mi?

O kadarını kendilerinin de yapabileceklerine inanıyor gençler, herhalde...

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır