* Emel Sayın'a aşık mıydınız?
Bu konuyu açmayalım. Her insanın güzel anıları, güzel aşkları vardır. Yaşanmıştır, bitmiştir ve bir daha üzerlerinde konuşmak yanlıştır, onun da ötesinde ayıptır ve onurlu bir erkeğe yakışmaz. Emel Sayın'la yaşandı bitti, saygıyla...
* Unutulmaktan korkuyor musunuz?
Bir sanatçının en büyük ideali ölümsüzlüktür. Ölümsüzlük yapıtlarla belli eder kendini. Yapıtlar ölümlüyse dayanılmaz bir şekilde unutulursunuz. Dünyanın her yerinde böyledir bu. Sinema diğer sanatlara göre sürekli üretim isteyen bir sanat dalı. Sürekli iyinin iyisini yakalamak gerekir. Mesela Marlon Brando; uzun süredir film çekmiyor ama isminden bir şey kaybettiğini hiç sanmıyorum. O artık ölümsüz bir sanatçıdır. Benim o noktaya gelip gelmediğime beni sevenler karar verebilirler ancak. Elbette ben de ölümsüz olmak için mücadele veriyorum ama ulaşabilirmiyim bilmiyorum.
* Türkiye'de oyunculuğun seviyesi düşük mü, biraz da onun için mi dünya çapında oyuncu çıkmaz ülkemizden?
Bu konuda bana bir şey söyletemezsiniz, ben kaç yılın kurduyum. Türkiye'de çok iyi sinema oyuncuları var. Ama yeterli değiller uluslararası olmak için.
* Sanat dünyasında anıları kitap haline getirme modası başladı. En son Cüneyt Arkın bir anı kitabı çıkararak adından söz ettirdi. Siz de yazacak mısınız?
Ben anılarımı 4 yıl önce yazdım, şimdi evimde duruyor. Önce basmayı düşündüm ama sonra vazgeçtim. Arkadaşlarıma okuttum beğendiler ama yayınlamayacağım.
* Televizyondan büyük paraların kazanaldığı dönemlerde siz ekranlara sıcak bakmadınız. Neden?
Ben o treni kaçırdım. Şimdi bir ekonomik kriz var. Bu saaten sonra televizyonu ne yapayım. Teklif geldiği zamanlarda televizyonlardaki sisteme karşı çıkmıştım. Birkaç iyi dizinin dışındaki bütün projeler salt para kazanmak için yapılan işlerdi. Bu da beni televizyondan soğuttu. Şimdi yönetmen arkadaşılarım televizyon için ısrar ediyor. Artık 'eğer güvendiğim bir proje gelirse neden olmasın?' diyorum.
* Son zamanlarda çektiğiniz "Mektup" ve "Eylül Fırtınası" beklenen gişe hasılatı yakalayamadı. Bu durumdan rahatsız olmadınız mı?
Elbette oldum. "Mektup" o kadar kötü bir iş yapmadı ama "Eylül Fırtınası"nın gişesi çok kötüydü. Çünkü hikaye kötüydü ve prodüksiyon küçüktü.
* Bildiğimiz kadarıyla "Eylül Fırtınası'nın senaryosu değiştirilmişti. Yine de rol aldınız...
Filmin senaryosunun değiştirileceği bana söylendiğinde kendimi geri çektim. Atıf Yılmaz beni arayarak senaryonun değiştirilmeyeceğini söyledi. Ben de atlayıp Bozcaada'ya gittim. Ne var ki senaryo orada değişti. Ben de bırakıp gelemedim. Filmi kurtarırım diye düşündüm ama kurtaramadım.
* Rol aldığınız için pişman oldunuz mu?
Hayır, olmadım ama beni çok üzen bir film oldu. Senaryoyla güreştim ama kurtaramadım filmi. Bazen böyle filmler de olur.
*Kemal Sunal'ın "Telif Hakları Kanunu çıkmış olsaydı okyanusta üç tane ada satın alırdım" şeklinde bir beyanatı olmuştu. Sözkonusu kanun çıkmış olsaydı telif paralarını siz nasıl değerlendirirdiniz?
O kanun çıkmak zorunda. Avrupa Birliği'ne girmeye çalıştığımız bir dönemde Telif Hakları Kanunu mutlaka çıkmalı. Bugün-yarın çıkacak diye bekliyoruz. Ben o treni de kaçırdım. Bu saaten sonra bana ne kadar telif gelir ki. Filmler eskidikçe değeri de düşer. Taş çatlasa bir filmden 10 milyon lira gelir. Ben o parayı ne yapayım. Zamanında iyi para kazanırdım ama artık çok geç.
* Arasıra gündeme gelen bir Devlet Sanatçılığı polemiği vardır. Devlet Sanatçılığı'nı nasıl yorumlarsınız?