kapat
17.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
NADİN TAŞCIOĞLU(nadint@sabah.com.tr )

Program adil değil

Kamuyu rahatlatacak gelirin, krizden en çok zarar gören özel sektörden karşılanmak istendiğini söyleyen Karaçam, "Ama bizi ayağa kaldıracak hiç bir destek yok" dedi

"Canlılığı özel sektör sağlayacak... Kaynakları özel sektör sağlayacak... Krizde özel sektör çalışanı işsiz kalacak... Özel sektör firmaları batacak. Sonra kalkıp kamu kesimini kurtarmak için bir program yapacaksınız. Özel sektörün sorununa eğilmeyeceksiniz. Kabul edemediğim bu"

Koçbank Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karaçam, kamu sektörünün özel sektörün yarattığı kaynakları emip tükettiğini belirtiyor ve bu durumun düzeltilmesi için programda hiç bir önlem alınmamasına isyan ediyor. "Oysa ekonomide canlılığı sağlayan ve krizin yükünü omuzlayan özel sektör" diyor.

* Türkiye tarihinin en büyük dış yardımını aldı, ama piyasalardaki stres devam ediyor. Bunun nedeni nedir?

Türkiye'de özel sektör üreten, kamu sektörü tüketen durumda. Bir ülkede kaynakların tamamını kamu kullanıyorsa, piyasa ekonomisinden, fırsat eşitliğinden bahsedilemez. Rekabet gelişemez, ekonomi de büyüyemez.

Özel sektörle kamu sektörünün amaçları farklı. Kamunun derdi, faiz. Reel ve nominal faizin düşmesi lazım ki, iç borçlanma daha düşük maliyetle yapılabilsin, bütçe açığı daralsın. Özel sektörün büyük derdi de kur. Hem reel sektör hem bankalar bu riski taşıyor. Kur çıpasıyla pozisyonlar daha da açıldı. Başka türlü iç borcun çevrilebilmesi mümkün değildi. Kur riskine girerek elde edilen para, Hazine'ye verildi. Kamu kağıtlarının vadeli, vadesiz mevduat ile repo toplamına oranı yıl sonunda yüzde 94'tü, şimdi yüzde 135. Bu rasyo mali sistemdeki kaynakların kamu tarafından nasıl alındığını gösteriyor. Buna döviz mevduatlarını da eklersek, oran yüzde 58. Yani bankalar Hazine'yi fonladığı için zarar etti. Bu zarar, Hazine'nin kârı oldu.

KåRA ORTAK, ZARARA DEĞİL
* Durumu şöyle özetleyebilir miyiz? Geçen yıl kur riskini kamu aldı, faiz riskini özel sektöre verdi. Sonra "Ben oynamıyorum" deyince, özel sektör faiz riskinin üzerine, kur riskini de ekledi.

Aynen öyle oldu. 1999'da faizler çok düştü diye, daha kârlar realize edilmeden aradaki farkı da vergilendirdiler. Bankalar geçen yıl faiz yükseldiği için zarara döndü. Ama Hazine aradaki farkı vermedi. Bankalarda zaten kıt olan döviz mevduatının vadesi 1 aya inmiş durumda. TL'de ortalama 1.5 ay. Hazine uzun vadeli kağıt satmaya çalışıyor. Kamu ile özel sektör arasında kaynak paylaşımı mücadelesi var. Bütün sorun buradan çıkıyor. Herşey Hazine'nin ihtiyacını karşılamak için kuruldu.

GELİRİN KAYNAĞINA KONTROL
* Yine de açık karşılanamıyor...

Rakam korkunç boyutlara geldi. Onun için IMF'nin de önceliği kamuyu sistemden ayıklamak. Çünkü yeni vergi koyacak bir durum yok. Faiz dışı fazla verilecek ki, iç borç yükü azalsın! Merkez Bankası gecelik faizleri düşük tutup, fonlama maliyetini sistemde bırakıyor. Düşük faizle kamu ve Fon bankalarından aldığı tahvillerin fonlama maliyetini indiriyor.

* Kamu bankaları operasyonu ve diğer harcamalara getirilen disiplin sonrasında mali sistem nasıl bir düzen içine girdi?

Kamu bankalarını bir tarafa çektiler, Merkez Bankası onları fonluyor. Özel sektör ise kamu yönetiminin yarattığı bir krizle kendisini başbaşa buldu. Hazine'nin kamu ve fon bankalarının açığını kapatmak için verdiği kaynaklar da yine bütçeden ödenecek. Yani özel sektörün yarattığı gelirlerden karşılanacak.

* Merkez Bankası'nın bilançosunda kamu ve fon bankalarından devraldığı yaklaşık 16 katrilyon tahvil var. Bu nasıl ödenecek?

Merkez Bankası'nın kârı ve faiz dışı fazla ile karşılanacak. Bir kısmı da özel sektörden kaydırılan kaynakla karşılanacak. Örneğin ben döviz mevduatına yüzde 8-9 faiz ödüyorum. Merkez Bankası'na mevduat munzam karşılığı olarak yüzde 4.5'ten yatırıyorum. TL'de de öyle.

Ben kriz nedeniyle likit kalmak için belli bir maliyetle para alıyorum. Kredi talebi de yok. Merkez Bankası da tepeden tüm sistemi kontrol ediyor, kimin elinde ne kadar likidite fazlası var görüyor, istediği fiyattan alıyor.

Açık posizyon oyunu bitti!
* Artık açık pozisyon oyunu bitti mi?

TL kaynaklarının çoğunu kamu kullandığı için özel sektör doğal olarak açık pozisyona gitti. Ama bu kadar yüksek dalgalanmada, bu kadar güvensizlikte artık kimse buna girmez.

* Açık pozisyonlar kapatıldığına göre kaynak azalacak. Kamu da harcama yapmayacak. Peki ekonomi nasıl büyüyecek?

Canlılığın sağlanması özel sektörle olacak. Ama kaynak kalmadı ki! Bankacılık sistemi büyümeden ekonomi nasıl büyüyecek? Milyona yaklaşan iş kaybından bahsediliyor. Yani özel sektörün yeniden canlanması lazım. Benim kabul edemediğim, programla sadece kamu kesimi düzeltilmeye çalışılıyor, bütün yük özel sektörün üzerine bırakılmış. Özel sektörün kamu ile karşılaştırıldığı zaman krizdeki sorumluluğu çok daha küçük. Buna rağmen işlerini kaybedenler özel sektördeki insanlar. Kamu, "kendi çalışanlarıma nasıl bir formül bulurum" diye düşünürken, üretken kesimi açıkta bıraktı. Bu çok büyük bir adaletsizlik.

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır