  
Bizim babalarımız
Bugün Babalar Günü... Hiç düşündünüz mü; bu yılın babası sizce kim olmalı?
Bence bu yılın değil, son yılların babası;
Evini geçindirmek için namusuyla kazanacağı 3 kuruş uğruna ter dökenler...
Çocukları tok yatsın diye, masadan "doydum" diyerek kalkıp yalan söyleyenler...
Aile bütçesini denkleştirmek için yaz kış işine yürüyerek gidenler...
Mesai sonrası ek bir iş bulmak için kapı kapı dil dökenler...
3 kuruş emekli maaşı için ayaklarının isyanına aldırmadan saatlerce banka kapılarında bekleyenler...
Kendi soğuktan titrerken, "Evladım üşümesin" diyerek maaşının dörtte birini bir paltoya ödeyenler...
Çocukları gelinceye kadar merak ve endişe içinde balkonlarda bekleyenler...
Ve vatan uğruna aslan gibi evladını kara toprağa verenler... Yani, sizin, benim, bizlerin babaları...
*
Düşünün, ona "Babam benim... Babacığım!" demeyeli ne kadar oldu? Babanız ile en son ne zaman kucaklaştınız? Onun ellerini, yılların izlerini taşıyan yüzünü ne zaman öptünüz?
Hatırlıyamıyorsanız eyvah!
Hemen şimdi onu kucaklayıp öpün... Kulağınızı göğsüne dayayıp yüreğini dinleyin... Sonra sevgi dolu gözlerine baka baka "Seni çok, ama çok seviyorum" deyin... Ve yaslanacak, sarılacak bir babanız olduğu için şükredin...
(Eski bir yazımdan derleme)
Yine abarttık!
Hazine'nin iç borç takas ihalesine gösterilen ilgi medya tarafından abartıldıkça abartıldı.. Sanırsınız ki; Türkiye bu ihaleden sonra Avrupa Birliği'ne alındı... Oysa yapılan sadece borç erteleme... Yani "Ben size olan borcumu şimdi Türk Lirası ile değil, ileride dolar olarak ödeyeyim" deme.. Bence bu bayram gibi kutlanacaktan çok utanılacak bir durum...
Bu mu eğitim? Yazıklar olsun!
İstanbul'daki okullarda dersane başına düşen ortalama öğrenci sayısı 64... Dikkat edin; bu rakam, devlete ait 1249 okulda eğitim gören 1 milyon 501 bin 804 öğrencinin, 23 bin 477 derslik sayısına bölünmesi ile elde ediliyor...
Esenler ilçesinde dersane başına düşen ortalama öğrenci sayısı 101... Bahçelievler'de 84, Küçükçekmece'de 72, Zeytinburnu'nda 77, Sultanbeyli'de 78, Güngören'de 80, Bakırköy'de 67, Bağcılar'da 88... Bu demektir ki; İstanbul'daki bazı okulların sınıflarında 130-140 öğrenci eğitim görüyor... Eminim ki; bu rakamlar İzmir'de, Ankara'da, Adana'da, Diyarbakır'da da farklılık göstermiyor...
Milli Eğitim'e ait bu rakamlardan yola çıkarsak; çaresizlik, imkansızlık içinde öğrencilerine bir şeyler öğretebilmek için çabalayan öğretmenler, daha onları bire bir tanıyamadan, anlayamadan ve hatta aileleri ile tanışamadan yıl sonu geliyor.. Kimbilir belki de öğretmenler öğrencilerinin isimlerini bile ezberleyemiyor..
Peki ya gelecek seneler?
Gelecek seneler bu sayı biraz daha artacak... Bir yandan göç, diğer yandan doğumlar ve buna karşın hayırseverlerin inşa edeceği okullara bağlanan umutlar...
Dikkat edin; Batılı ülkelerde çocukların bilgisayar yardımı ile eğitim gördüğü 2001 yılında bizler eğitimin düzeyinden, çocuklarımıza neler öğretildiğinden vazgeçtik... Bir sıraya 4 öğrencinin oturtulmadığı sınıfları özler hale geldik... Yazık!
Mr. Tosuncuk!
Sen yıllarca "İhlas'ta inanç, sevgi ve bunların birleşiminden doğan güven var" diyerek binlerce insandan topladığın paraları batır, Amerika'ya kaç... Sonra da, "Şimdiye kadar tabiyetinde bulunduğum her türlü devlet ve egemenliği reddettiğime... ABD'ye bağlılık ve sadakat göstereceğime..." diye yemin ederek bu ülkenin vatandaşlığına geçip memleketini sat!
Vay kurnaz Mücahit vay!
Vay bir elinde bayrak, bir elinde berat objektiflere poz veren Mr. Bastıbacak vay!
Çekilen devletin itibarı!
Bir yanda devletin aracı, akaryakıtı, şoförü ile keyif çatan, haftasonu pikniğe çıkan bürokratlar, diğer yanda günde 15 litre benzin ile devriye görevi yapmaya, suçlu yakalamaya, asayişi sağlamaya çalışanlar...
Bu olur mu? Ne yazık ki oluyor!
Milletin vergileri ile alınan resmi plakalı araçlarla pikniğe gidenleri engelleyemeyenler, polisin benzinini kısıyor... Çünkü 3 kuruşa canını ortaya koyan polis, amirini çiğneyip bağıramıyor... Sonuçta; Adana'da olduğu gibi yolun ortasında kalıyor..
Tüketicinin sesi
Oral Kundura
Ankara'dan Fatma Şener'in, Oral Kundura'dan aldığı ayakkabı deforme oluyor. "Bir şikayetiniz olursa geri alırız" diyen mağaza görevlileri şimdi sözünde durmuyor.
Burberrys
İstanbul'dan Ender Kaya Burberrys'den aldığı pardösünün üzerinde leke oluştuğunu, kumaş hatasını kabul eden firmanın 3 yıl önceki fiyat üzerinden alışveriş fişi verdiğini söylüyor ve ekliyor: "Mağdur edildim."
İĞNE
Abarttılar!
Fenerliler, şampiyonluk sevincini biraz abarttılar... Neden mi?
Moda'da sokakları, duvarları, saksıları, sokak tabelalarını ve hatta trafik levhalarını bile sarı-laciverte boyadılar...
Hani insanın neredeyse "Görmemişin oğlu olmuş" diyesi geliyor...
DOĞRU SÖZ
"Keşke" sözcüğü yerine, "bir dahaki sefere" demeyi dene...
Sosyal demokratların şarkısı
"Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış...
Dönüp baktım maziye paylaşacak ne kalmış.."
|