YAVUZ DONAT()
|
  
Sınav
Bugün yaklaşık bir buçuk milyon genç "üniversite sınavlarına" girecek...
Bir buçuk milyon genç demek, "Norveç nüfusunun üçte biri" demek.
İsviçre'nin "beşte biri."
Lüksemburg, Monaco, İzlanda, Andorra'nın nüfuslarının toplamı, "bugün üniversite sınavına girecek gençlerin sayısından az."
Genç nüfus "en büyük hazinemiz."
Ama "iyi eğitebilirsek."
***
TÜSİAD "AB Yolunda Bilgi Toplumu ve Türkiye" konulu bir rapor yayınladı.
Raporda ifade ediliyor ki:
* Dünya rekabet gücü sıralamasında Türkiye, 49 ülke arasında "sondan altıncı."
* Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla'dan, "araştırma ve geliştirmeye" ayrılan pay bakımından 47 ülke arasında "sondan onuncu."
* Eğitime yapılan devlet harcamaları yönünden ise... 47 ülke arasında "sondan üçüncü."
"Tablo" böyle olunca...
"Global dünya ile" nasıl rekabet edebiliriz ki?
***
Günümüzün ekonomisi artık "bilgi ekonomisi."
Eski milli eğitim bakanlarından Köksal Toptan'ın bir araştırması var.
"Özeti" şu:
- Windows'un bir yılda kazandığı parayı, kazanabilmemiz için...
* Beyaz eşya fabrikalarımızın tamamının 32 yıl...
* Veya tüm otomobil fabrikalarımızın 13 yıl çalışması gerekiyor.
"Bugünün zenginleri" artık petrol şirketleri değil.
Maden yataklarına sahip olanlar değil.
Günümüzün "en büyük sermayesi... Zenginliği" bilgi.
Biz bu konularda "hem çok gerilerdeyiz."
Ve hem de bu sorun "gündemimizde" yok.
"Meclis'in gündeminde" yok.
Kemal Derviş'in "ulusça umut bağladığımız programında" yok.
Liderlerimizin "söylemlerinde" yok.
***
Bilginin "geri plana" atıldığı toplumlarda, ön plana "demagoji" çıkar.
Bugün bizde olduğu gibi.
***
Bir "gösterge" daha sunacağız:
Yüksek öğretimde kişi başına "Araştırma-Geliştirme" harcaması, ABD'de "98 Euro."
Japonya'da "86."
AB ortalamasına gelince "65."
Bizde ise...
"14 Euro."
Bu durumda bizim gencimiz "Amerikalı ile... Japon'la... Avrupalı'yla nasıl yarışacak?"
Türkiye, "dünya ile nasıl rekabet edecek?"
***
Gelişmiş ülkelerde acaba "kaç paralık adamsın" deyimi var mı?
Soruyu bir başka şekilde de sorabiliriz:
Batı demokrasilerinde, milletvekilliğine soyunanlar "benim arkamda şu kadar delege var" diye konuşurlar mı?
Günümüz dünyasının "yükselen değeri" bilgi.
Ama "parayı... Kayıt içi, kayıt dışı, kara, yeşil... Her türlü" parayı yükselen değer olarak kabul edersek...
Delege sayısını da "yükselmeye giden yolun basamağı" haline getirirsek...
"Kimseyle rekabet edemeyiz."
***
Sahi, "bu konuları" ne zaman konuşmaya başlayacağız?
|