kapat
17.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )

Harmanı yel döndürür, deliyi el döndürür..

Herkese yürekten merhaba! Mazeretsiz izin günleri bitti, ayrıca parasızlık da belime belime vurduğundan tekrar huzurunuzdayım.. Sebebim beni dolduranlar oldu, internet gazetelerinin diline düşmem de yanıma kâr kaldı..

Her halde medya sektöründe benim kadar meslek değiştirmeye meraklı biri daha yoktur..

Biri kolumdan tutup "Önümüz bayram.. Kurbanlık koyun işi patlayacak.. Var mısın celepliğe?" dese, düşünmeden kafayı sallarım.. Sonra koşar, kendime kepenek dikecek terzi ararım..

Şu malum Comedy Clup işini kanıma soktuklarında da böyle oldu.. Yeni ortağım Mehmet Ali Açılmış, beni bana öyle bir tarif ediyordu ki ne zaman dinlesem gözlerim doluyordu..

***
Onun söylediğine göre ben; sahne dünyasının üzerinde aniden açan bir güneşmişim, benim gibisi bir daha gelmezmiş.. Ben Küçük Emrah'a el atsam Michael Jackson yılarmış, aç kalacağından karın tokluğuna arabesk söylemeye başlarmış..

İnsanoğlunun huyu böyle..

Hele benim gibi gaza gelmeye müsait olursanız, bu tür laflardan etkilenmemeniz mümkün değil..

Yazıyı niye kestim?

Üzerime yapılan doldurma işlemi tamamlandığında, yani istihab haddim dolduğunda "Tamam.." dedim..

- "Ne işim var benim gazetecilikte mazetecilikte.. Koskoca eğlence dünyası benim el atmamı bekliyor.. Zaten piyasada kriz var.. Bir el atayım.. Sezen'inden Aşkın'ına, Nükhet'inden Cem Yılmaz'ına kadar herkesin karnı doysun.."

Hem para kazanacağım, hem de sahne aleminin hayır duasını alacağım..

O işe evet dediğim günden beri Fahrettin Aslan triplerine girmem bundandır..

İlk iş olarak kimseye söylemeden yazıları kestim..

Bizim yazı işleri önce duruma uyanamadı.. Arada bir yaptığım gibi "izin tecavüzü" yaşanıyor sandılar..

Üç beş gün daha geçti, benden ses seda yok.. Genel Yayın Yönetmenimiz Tayfun Devecioğlu bir şeylerden kıllanmış olacak ki telefonla aradı.. "Hayırdır, yazılarını özledik ne oldu?" diye sordu..

- "Senin karşında artık bir yazar yok.. Krizden anası ağlamış sanat dünyasını kurtaracak bir emprezaryo var.." diyemediğimden "Kafam bozuk.. Artık yazmıyorum.." deyip çıktım..

Çocukcağız gerekçemi öğrenmek istediğinde de aklıma önceden kurgulanmış bir yalan gelmediğinden "Sebebini siz daha iyi bilirsiniz.." dedim, telefonu kapadım..

Buraya kadar olan biten iyiydi..

Ama belli ki biraz sonra Tayfun "Seninki yine kontrolden çıktı.." diye Zafer Mutlu'yu arayacak.. Zafer Mutlu da ömür boyu tedavimi üstlendiğinden, telefona sarılıp dellenmemin sebebini soracak..

Nitekim sordu da..

Zafer Mutlu'ya mantıklı bir cevap vermem gerekmez.. Dünyanın en titizlikle kurgulanmış yalanlarını söyleseniz veya gerçeği itiraf etseniz de fark etmez..

O benim teşhisimi yıllar önceden koyduğu için kendi tedavi yöntemini uygular..

Benim kaytarmakta kesin kararlı olduğumu anlayınca üzerime gelmedi..

- "Peki birkaç gün dinlen, sinirlerin düzelsin, sonra yazarsın.." deyip dosyayı kapadı..

O günden itibaren de rahatlayıp kendimi yeni işime doğru başka bir gayretle saldım..

***

Yukarıda "Fahrettin Aslan triplerine girdim.." dedim ya! Artık hiçbir şeye normal gözle bakamaz oldum.. Kiminle karşılaşsam benim için, show dünyasının potansiyel bir parçası..

Diyelim bir mekanda birileri ile tanıştım.. İçlerinden bir hanım okurum mutlaka çıkıyor.. "Selahattin Bey, yazılarınızı niye kestiğinizi merak ediyoruz.." türünden laflar etmeye başlıyor..

Ama ben katiyetle oralarda değilim.. Dinlermiş gibi yapıp, çaktırmadan kadını inceliyorum.. Aklımdan da;

- "Dekolte bir kıyafet giydirip, sahneye çıkarsak mı? Acaba sesi nasıl? Canım ses de şart değil.. Yırtmacı biraz geniş tutarız.. Biraz kilolu ama olsun.. Kalçasının üzerine de bir şal bağlarız.." diye geçiriyorum..

Bugünleri gördüler..

Allah eksikliklerini vermesin, öbür ortaklar da gazı kesmiyor.. En saçma fikirler benden çıkıyor.. Birinden biri de çıkıp "Senin söylediğin kantar, Bursa'da şeftali tartar.." demiyor..

Oysa ben de müzik kulağı yoktur.. Yıllar evvel katıldığım bir televizyon şovunda zorla şarkı söylettiler.. Beni tarif eden en iyi lafı, şovun diğer konuğu Cem Yılmaz söyledi..

- "Tebrik ederim abi, bir şarkı tek nota kullanılarak ancak bu kadar güzel söylenir.." dedi..

Müzikten o kadar nasipsizimdir ki.. Kolejin hazırlık sınıfı öğrencisiydim.. Her Cumartesi öğlenleri tatil başlardı.. Öğleden evvel de yemeğe kadar iki saatlik zorunlu bir mandolin kursu vardı..

Hocamız dünyalar efendisi bir insandı.. Safiye Ayla'nın nebi soyundan gelme merhum eşi Şerif Muhittin Targan gibi mübarek, insan sevgisi ile dolu bir insan..

Benim müzik yeteneğim, o evliya mülayimliğindeki adamı bile canavara dönüştürdü.. Kursun altıncı ayıydı.. Sınıfta kim varsa metod kitabındaki parçaları öğrenmişti..

Ben hala birinci parçadaydım.. Sınıf topluca bir parça çalıyor, ben en arka sırada "Karga karga gak dedi.. Çık şu dala bak dedi.." adlı eseri tek başıma icra etmeye çalışıyordum..

- "Fa.. Sol.. Fa.. Sol.. La.. La.. Sol.."

***
Eseri çok gayretli yorumluyordum.. Sanki benim karga zengin köşkünün bahçesindeki bülbüle aşık olmuş, ev sahibinden "Biz kargaya kız vermeyiz.." cevabını almış..

Öyle bir gaklatıyorum ki yürek dayanmaz..

Benim hislenerek yorumladığım bu eser, sınıfın topluca icra etmeye çalıştığı parçanın ahengini bozuyordu.. Sonunda hocamız da çok hislendi.. Dersi erkenden tatil edip diğer arkadaşları bahçeye yollarken bana "Sen kal.." dedi..

Sınıfta ikimiz kalmıştık..

Bana bir girişti.. Bu kadar olur.. Ben kafamda, sırtımda kırılan bagetleri dörde kadar sayabildim.. Bir tanesi de keman yayı gibi geldi ama emin değilim..

O dayaktan sonra bana yıl sonuna kadar mandolin kursundan muaf olduğumu müjdeledi, çekip gitti..

Hayattaysa Allah selamet versin, değilse rahmet eylesin hocama hiç kırgın değilim.. Biliyorum ki o geleceği gördü ve müzik dünyasını muhtemel bir tehlikeden kurtarmak istedi..

O dayağın beni neden yıldırmadığını da yarın anlatırım..

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır