Önce zihniyet
Yöneten sınıfla yönetilenlerin çıkarları arasındaki açık veya gizli çatışma, değişimin en büyük engelidir.
Bugün siyasetçiler IMF'nin isteklerini gönülsüz olarak yerine getiriyor ve önemli değişiklikler oluyor.
Ama düzlük göründüğü anda tekrar eskiye dönmek isteyecekleri belli. "Programın önündeki en büyük riski siyaset sınıfı oluşturuyor" yargısının sebebi de bu!
Türkiye bir "sivil anayasa"ya kavuşmalı.
Fakat başarısızlıkları kanıtlanmış, niyetleri belli aktörler bunu başaramaz. "Yasak savmak" adına yapmaya mecbur kalsalar bile dönmenin, delmenin yolunu da bulurlar.
Değişimi başarmanın şartı, doğru noktadan yola çıkmaktır. Yani siyasetin aktörlerini ve kurallarını değiştirip demokratik kaliteyi arttırarak işe başlamak..
Yani Anayasa değişikliğinden önce yeni bir partiler ve seçim yasası yapmak..
Bu alanda geniş katılımlı tartışmalara zemin oluşturabilecek büyük bir birikim var.
Partiler kanunu
Galatasaray Üniversitesi'nin iki tanınmış Anayasa profesörü Erdoğan Teziç ve Necmi Yüzbaşıoğlu'nun "Siyasi Partiler ve Milletvekili Seçimi Kanunlarında yapılması öngörülen çağdaş değişiklik önerileri"ni kapsayan çalışmaları da TÜGİAD raporu olarak geçen hafta yayınlandı.
Rapor şu değişiklikleri öneriyor:
* Lider sultası kırılmalı, milletvekili adayları partili tüm üyelerin katıldığı önseçimle belirlenmeli;
* Partilere, mahalle düzeyine kadar uzanan örgütlenme imkânı sağlanmalı;
* Parti üyesi olmayı yasaklayan hükümler kaldırılarak liberalleşme getirilmeli;
* Partilerin mali yapıları şeffaflaştırılmalı, mali denetim Sayıştay'a verilmeli;
* Parti kapatma rejimi yumuşatılmalı, Hazine yardımının kesilmesi gibi yaptırımlar da uygulanabilmeli;
* Hazine yardımı sadece seçim harcaması için seçim dönemlerinde verilmeli;
* Milletvekili dokunulmazlığı daralmalı, bakanları suçlama yetkisi Yargıtay Başsavcısı'na, soruşturma yetkisi de Yargıtay'da bir ceza dairesine verilmeli..
Seçim kanunu
Raporda, çoğunluk sistemi ve iki turlu seçim, Türkiye'nin bugünkü parçalanmış siyasi yapısına uygun görülmüyor.
Önce partilerin ortak liste ile seçime katılmak için ittifak kurmalarına olanak sağlanması öneriliyor.
Bu durum birbirine yakın partilerin birleşmesine zemin hazırlayacaktır çünkü.
İki turlu seçim şimdilik sadece belediye başkanlarının seçimi için öneriliyor.
Ayrıca seçilme yaşının 25'e indirilmesi ve "zorunlu eğitim" şartı getirilmesi, tercihli oy sistemine geçilmesi, 600'e çıkacak milletvekillerinden 150'sinin kaliteyi yükseltmek ve lider sultasını kırmak amacıyla "ülke seçim çevresi"nden seçilmesi isteniyor.
Sistem değişiminin anahtarı zihniyet değişimidir. Zihniyet değişiminin işaret fişeği de, seçim ve partiler yasalarını yenileyecek iradenin kendini kanıtlamasıdır.
Bunu ilâhi bir mucize gibi bekleyemeyiz.
Sivil toplum olarak talep etmek, direnci kıracak yaratıcılığı göstermek zorundayız.
Kendimizi koruyamadık, bari çocuklarımızı kurtaralım!
|