kapat
15.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Köye dönmek...

Dün, Güneydoğu'da, özellikle kırsal bölgelerde yaşanan sorunların altını çizmiştim. Bu sorunların başında "boşaltılmış köyler, yasaklanmış meralar", neredeyse "bitmiş olan hayvancılık" geliyor. Bölge insanının en önde gelen taleplerinden birisi de, köye dönmek ve köyde yaşamını idame ettirebilmesinin önündeki yasakların kalkması...

"Türkiye İnsan Hakları Vakfı Mayıs 2001" raporu, bu çerçevede son derece önemli bir sorunun altını çiziyor. Bu sorun, boşatılan "köylere geri dönme talebinin şarta bağlanması"; diğer bir deyişle, dönmek istiyenlerin köylerini terör nedeniyle isteyerek terkettiklerini ve maddi-manevi tazminat istemeyeceklerini yazılı olarak bildirmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalmaları...

Ne gariptir ve acıdır ki, insan hakları ihlalinden kaynaklanan sorunların giderilmesi için yeni hak ihlalleri yaşanıyor. Bu yolla, bölge sorunu sanki tahrik edilmek, yarınlara aktarılmak isteniyor.

Peki ne olmalı, ne yapılmalı?

Bir grup sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcisinin Güneydoğu'ya göç sorununun son durumunu tespit için yaptıkları gezi sonrası yayınladıkları 31 Mayıs 2001 tarihli bildiri, bu sorulara önemli ölçüde yanıt veriyor¥

Bazı bölümlerini birlikte okuyalım:

"Kişilerin yaşam ortamlarını seçmeleri ve zorla yerlerinden edilmeden önceki yaşam ortamlarına dönmeleri, en temel hak ve özgürlükleridir. İnsan hakları bakımından, kişi ya da toplulukların yaşam ortamlarına geri dönmeleri ya da başka bir yerde yerleşmeleri "gönüllülük" esasına dayandırılmalıdır.

Merkezi idarenin bir tasarrufu olarak gerçekleştirilen "zorunlu göçten kaynaklanan mal ve mülk zararlarının tazmin edilmesi", yaşam alanlarının insan hakları standartlarına göre oluşturulması, barınma, beslenme, sağlık, eğitim ve çalışma haklarının korunması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Geri dönüş öncesi, boşaltılan tüm köyler ve bunların çevreleri "mayınlardan temizlenmeli"dir.

Arıcılık, tütüncülük ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetlerin canlandırılması için gerekli donanımların sağlanması ve teşvik edilmesi gerekmektedir.

Eski yerleşim yerlerine dönmek isteyenlerin önündeki engeller ve baskılar kaldırılmalıdır. Köyüne dönmek isteyen herkesin geri dönüş koşulları var olmasına rağmen, bu olanağın sağlanması yönünde "valilikler ile jandarma arasındaki çelişki"nin giderilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Zorunlu olarak göç eden kişi ya da toplulukların geriye dönüş ya da yeniden yerleşim konusundaki tercihlerinin hayata geçirilmesinde devlet kuruluşları; başta zorunlu göç konusunda çalışma yapan kuruluşlar olmak üzere, meslek örgütleri, insan hakları kuruluşları ve diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapmalıdır. Bu çerçevede sivil toplum kuruluşlarının bölgede etkin çalışma yapmasını sağlayacak koşullar oluşturulmalıdır. Böylesi demokratik süreçlerle hazırlanacak kapsamlı bir bölgesel kalkınma planının hazırlanması zorunludur..."

Bu talepler son derece doğal ve haklı taleplerdir.

Talepten de öte, Güneydoğu sorununun çözümünde yol alınması için izlenmesi gereken politikaların altını çizen tespitlerdir: İnsanı dikkate almak, tahrip edilen olanaklara yeniden kavuşulmasını sağlamak, bunun için güveni tesis etmek, yerel inisiyatifi devreye sokmak, bölgesel kalkınma planlarını katılım esasına göre yapmak...

İnsan, katılım ve yerel inisiyatif... Bu üçlü; siyasette, tedbirde, düzenlemede ve zihniyette devreye girdiği an, ülke sorunlarının çoğu çözüm yoluna girmiş olacaktır.

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır