Mümtaz Soysal'ın Kıbrıs'ı ile benim Kıbrıs'ım aynı değildir. Ayrıntıya geçmeden, Kaf Dağı'ndan bugün dönen okuyucularım olabileceğini göz önüne alarak, bu saygın profesörü kısaca tanıtmak istiyorum.
Ben 1960'ların başında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenci iken, Soysal, aralarında benim de bulunduğum öğrencilerin neredeyse taptığı, solcu bir anayasa profesörü idi. Bir askeri müdahale esnasında birçok solcu entelektüel gibi hapsedildi. Bir veya birkaç sol partiden milletvekili oldu ve kısa bir dönem dışişleri bakanlığı yaptı. Bu görevde yaptığı en unutulmaz iş, ABD vatandaşlarına Türkiye'ye girişte vize zorunluluğu getirmektir. Yıllar yılları kovalarken, Soysal soldan aşırı sağa kaydı. Şu günlerde, çağın geride bıraktığı bazı ideolojilerin çöpten geri alınmış havanında ince ince dövdüğü bir milliyetçiliğin ve devletçiliğin yalnız ama güçlü temsilciliğini yapıyor.
Dostları arasında dünyanın en uygar, sevecen, esprili ve olağanüstü zeki insanlarından biri olarak bilinen Soysal'ın geçirdiği bu ideolojik değişim çağımızın en büyük muammalarından biridir.
Soysal, ayrıca, on yıllardır "Ölümsüz Lider" Rauf Denktaş'ın Kıbrıs görüşmemelerinde danışmanlığını yapmaktadır.
Soysal, patolojik denebilecek ölçüde Rum, Yunan ve Batı karşıtı bir tavır içindedir. Onun danışmanlığını veya propagandistliğini yaptığı hiçbir dış politika sorununun çözülmesi mümkün değildir. Ama o, durmadan, size bu sorunların çözülmemesinin sorumluluğunun Rumlara, Yunanlılara ve Batıya ait olduğunu yazar.
Soysal, Eroğlu koalisyonunun Ankara'nın baskısı ve manevrası sonucunda, demokratik olmayan yollardan düşürüldüğünü bilir, ama bunu yazmaz. Neden düşürüldüğünü de bilir ama onu da yazmaz.
Soysal, aşırı milliyetçi grupların kapalı kapılar ardında, yarı karanlıkta, yasaların ve kolluk kuvvetlerinin denetimi ve izni dışında kurduğu, tehditkâr Ulusal Halk Hareketi'nin iç yüzünü bilir ama susar.
Soysal, Kuzey Kıbrıs'ta idare sisteminin rüşvet, yolsuzluk, beceriksizlik, geri kalmışlık ve baskı ile karakterize edildiğini bilir ama bunu açıklamaz ve durumu düzeltmek için kılını kıpırdatmak ihtiyacını da duymaz.
Soysal için Kıbrıs, Ankara'nın kaba ve katı -ve bana göre ulusal çıkarlarımıza ters düşen- dış politikasının bir piyonudur.
Listeyi daha uzatabilirim. Ama, sanıyorum ki, size vermek istediğim mesajı verdim: Eğer Kıbrıs ile ilgili doğruları bulmak istiyorsanız bunları Soysal'da aramayın. Eğer Kıbrıs'a (ve dolayısıyla Türk -Yunan ilişkilerine) barış gelmesini istiyorsanız; Soysal Denktaş'ın danışmanı olmaya devam ettiği müddetçe, bunu unutun.
Bu nedenlerden dolayı Soysal'ın Kıbrıs'ı ile benim Kıbrıs'ım aynı değildir.
Ama Kıbrıs -her ne kadar o öyle sanmasa ve bu günlerde öyle görünmese de- Mümtaz Soysal'ın değil, benim gibi, Türkiye ile Yunanistan arasında barış ve uyum isteyenlerin Kıbrıs'ıdır.