  
Kaybettiğimiz nesil
Atatürk kimdir?
Tanımıyom...
Atatürk'ün mezarı nerede?
Ya bilmiyom.. Yerin adını unuttum...
Türkiye'nin başkenti neresi?
Ay bilmiyom...
Adana mı?
Cumhurbaşkanı kim?
Erbakan!
Cumhuriyet ne zaman ilan edildi?
Bilmiyom...
Peki 23 Nisan'ı, 19 Mayıs'ı, 30 Ağustos'u biliyor musun?
23 Nisan Çocuk Bayramı... Ama 23 Nisan'da ne oldu bilmiyom.. 19 Mayıs ablamın doğum tarihi...
*
İnsanın kanını donduran, "Bu kadar da olmaz" dedirten bu konuşmaları önceki akşam atv haberlerde dinledim...
Bu soruların yanıtlarını bilmeyenler kimler mi?
İsviçre'nin Basel kentindeki İbrahim Tatlıses'in konserine giden 3'üncü kuşak gurbetçiler... Yani 1960'lı yılların sonunda Sirkeci Garı'ndan Almanya'ya doğru yola çıkan akrabalarımızın çocukları, torunları...
Eminim ki onlar Tony Blair'i, Başkan Bush'u, Madonna'yı hatta Tarkan'ı biliyorlar, tanıyorlar... Ama sıra Atatürk'e gelince ismini bile duymadıklarını söylüyorlar... Türkiye'nin başkentine gelince "Adana" diyorlar...
*
Peki suç o gençlerde mi?
Yoksa babalarını, dedelerini ekmek için Almanya'ya gönderenlerde mi? Yurtdışında çalışanları sadece Alman Markı olarak görenlerde mi?
3 nesli gurbette unutup, geleneklerini, değerlerini yitirmelerini görmezden gelip, "Ne haliniz varsa görün" diyenlerde mi?
Dış temsilciliklere Türkler'e sahip çıkacak, dertlerini dinleyecek, konsoloslukların kapılarını kilitlemeyecek, dil bilen liyakatli insanları değil parti yandaşlarını gönderenler mi?
*
SON SÖZ: Ben önceki akşam o çocukları, gençleri dinlerken sadece üzüldüm... Onlar adına değil, onları unutanlar, yok sayanlar adına... Bu ülke adına...
İGNE
Datça Billurkent Tatil Köyü'ne 16 GM 551 plakalı resmi araçla gelip, aracı otoparka çekerek 1 haftadır tatil yapan sırtı ve dayısı kalın hazret kim acaba? Bursa Valisi ilgilenir mi?
HASAN ÖZDEMİR'İN DİKKATİNE
Sülükler meydanlarda!
35 Yıldır Kapalıçarşı'da esnaflık yapan Hayrettin Doğru telefonda dert yandı: "Emniyet Müdürü'ne söyleyin Erdal Bey, biraz da Kapalıçarşı'nın çevresine, Şehzadebaşı'na, Beyazıt ve Sultanahmet meydanlarına baksın..."
Buralarda ne var ki?
Hayrettin Doğru, SABAH-İSTANBUL yayınlanırken bir çok kez fotoğraflı olarak manşet yaptığımız ancak polisi uyaramadığımız rezilliği anlattı:
"Kim oldukları, nereden geldikleri belli olmayan, üstleri başları leş gibi insanlar ellerindeki pis eşyaları satmak için turistleri rahatsız ediyorlar... Hatta çevresini sarıp taciz ediyorlar... Bunlara mani olmak mümkün değil... 5-6 sene önce burada bir esnafı bıçaklamışlardı..."
Bir esnafın bu şikayeti, "İstanbul polisi 12 Eylül'den kalma yöntemlerle yol kesip halkı potansiyel suçlu ve kanun kaçağı yerine koyup üstünü, başını, aracını aramaktan önce kentin gündüzüne sahip çıkmalı" şeklindeki önerimin ve tezimin haklılığını gözler önüne serdi... Dilerim; Emniyet Müdürü Hasan Özdemir hemen bu sabahtan itibaren ilk tercihini İstanbul'un gündüzlerine sahip çıkmaktan yana kullanır ve Sultanahmet, Beyazıt, Şehzadebaşı ve Kapalıçarşı çevresindeki sülükleri toplatır...
Bil ki; eğer sessiz kalırsan köprüye zam yapacaklar!
Bol keseden dağıtıkları 300 trilyon lirayı köprü geçiş fiyatına zam yaparak İstanbullular'ın cebinden almaya kalkanları durdurmak, bu haksızlığa, bir anlamda da gaspa mani olmak sizin elinizde... Başta Bayındırlık Bakanı Koray Aydın olmak üzere oy verip Meclis'e gönderdiğiniz 69 milletvekilini uyarmak, uyandırmak, "İstanbullular'ın kuzu olmadığını" ispatlamak istiyorsanız SUSMAYIN!.. Her ay evinizle-işiniz arasında gidip gelmek için köprü gişelerine 90 milyon lira ödemek istemiyorsanız tepkisiz kalmayın... Elini sizin cebinize sokanlara söylemek istediklerinizi bana telefonla, faksla veya e-mail ile aktarın... İsimlerinizle yayınlayayım.. Ankara'da oturan beyzadeleri sizin adınıza uyarayım...
İletim Yayıncılık
İZMİR'den Tunay Oygur, İletim Yayıncılık'ın T3 ve HE dergilerine kredi kartıyla 54 milyon lira ödeyerek abone oluyor. Ancak Nisan 2001'den sonraki dergiler kendisine ulaştırılmıyor.
YAŞAR OKUYAN'IN BİLGİSİNE
Randevu fiyaskosu!
SSK yeni bir uygulama başlattı. Hastalar, (0212) 635 38 37 numaralı telefonu arayıp önceden randevu alıyorlar ve aldıkları saate, güne göre muayene olmaya gidiyorlar. Ne var ki 24 hat denilen bu telefonu düşürüp, muayene için randevu almanın imkanı yok. Ya sürekli meşgul ya da açılıyor, "Bu hattımız doludur, lütfen diğerlerini deneyiniz" diyor. Aynı telefonları ancak gece mesai saatleri bitiminde düşürmek mümkün oluyor, bu sefer de yine tele-sekreter, "Bütün randevularımız doludur, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz" diyor.
Bakan Yaşar Okuyan, sıradan bir vatandaş gibi telefonu kaldırsa, 0212 Ğ 635 38 37 numarayı arasa, yazdıklarımın aynısını yaşayacak...
Haydi Sayın Bakan; telefon önünüzde, numara bu köşede... Çevirin rezilliği görün!
Zamanın değeri
5 yılın değerini; bir daha seçilememiş milletvekiline sorun.
* 1 yılın değerini; sınıfta kalmış öğrenciye sorun.
* 1 ayın değerini; erken doğum yapmış anneye sorun.
* 1 haftanın değerini; haftalık derginin editörüne sorun.
* 1 günün değerini; yevmiyeli çalışan işçiye sorun.
* 1 saatin değerini; trafikte sıkışıp kalmış şoföre sorun.
* Yarım saatin değerini; buluşmak için bekleyen aşıklara sorun.
* 1 dakikanın değerini; uçağını kaçıran adama sorun.
* 1 saniyenin değerini; Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan yarışmacıya sorun.
|