kapat
14.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Göçebe ruhlarımız...

Biz Türklerin telefon ve adres defterleri karman çormandır.

Çok kullanıldığı için yıpranır, sayfaların kenarları kıvrılır, fihrist bölümleri kopar, bazı sayfalar dikişlerinden kurtulup sökülür.

Kargacık burgacık yazılarla doldurduğumuz adres ve telefon bölümleri çiziklerle doludur.

Adresler çizilerek iptal edilir, telefon numaraları da aynı akıbete uğrar.

Dolu olduğu için bir satır alta yeni adres ve telefonlar yazılamaz. Sayfaların sonuna gidilir.

Oraya yazılan telefonlar, bir takım ok işaretleriyle epey yukarıdaki isme bağlanmaya çalışılır.

Kısacası bir süre sonra karman çorman adres ve telefon defterleriyle kalakalırız.

***
Bunun sebebi göçebeliktir.

Ruhlarımız göçebedir bizim.

Orta Asya'dan küçük atlara binerek yola çıkan atalarımız gibi biz de tedirgin ruhlarımızla oradan oraya dolaşır dururuz.

Sık sık ev, şehir hatta ülke değiştiririz.

Telefon numaralarımız durmadan değişir.

Yabancı ülkelerdeki dostlarınızın telefonunu bir kez yazarsınız, ölene kadar değişmez o numara! Türkiye'de böyle bir örneği arasanız da bulmazsınız.

Hayatınızda ne çok telefon numarası ve ne çok adresiniz oldu düşünsenize...

***
Dostluklarımız da göçebeliğin hışmına uğramıştır.

Bu ülkede herkes kavga eder, birbirini çekiştirir, başkasının iyiliğini istemez ve en ufak bir tartışmada herşeyi yıkıp devirir.

Dostluğu, narin bir çiçek gibi özenle, ihtimamla bakıp büyütme bilinmez buralarda.

Herkesin kafasının bir yerinde "Bana ne?" tepkisi vardır. "Ekmeğimi o mu veriyor? Bana ne yapabilir ki?"

Böylece milyarlarca küçük kavgadan doğan bir büyük cehennemde yaşarız.

Çünkü dostluk, yerleşiklik ister.

Bir yere kuşaklar boyu yerleşmiş insanlar dostluğun altın değerinde olduğunu bilir.

Çünkü yüzlerce yıl kendi ailesi de orada olacaktır, komşusunun ailesi de.

İyi geçinmeleri şarttır.

Ama göçebe, yolda rastladığı adamla iyi geçinmek zorunda değildir ki! Nasıl olsa geçip gideceklerdir oradan.

***
Göçebe; insanlara karşı olduğu gibi, doğaya karşı da savruk ve hoyrattır.

Bir daha görmeyeceği yeri güzelleştirme çabasına girişmez. Yakıp yıkmak daha çok işine gelir.

Ama neylersiniz ki uygarlık, yerleşme ile başlıyor.

İncelmiş yaşam biçimleri, yerleşik insanların sitesinde boy atıyor.

Ne yazık ki göçebe ve hoyrat ruhlarımız, bilinçaltımızı Orta Asya kargılarıyla dürtüp durmakta.

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır