İçişleri'nde yeni dönem
İçişleri Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen'in bir elinde "Anayasa" vardı.
Diğerinde "İnsan Hakları Sözleşmesi." Masasında "asayiş raporu" da vardı.
"Ekonomik rapor" da.
Ve Yücelen harıl harıl çalışıyordu.
"Genelge üstüne genelge" yazıyordu.
Yazdığı genelgeler bu hafta sonu yayınlanacak. Yayınlanması ile birlikte de "yeni bir dönem... Yücelen dönemi" başlayacak.
GENELGE 1
Konu "yolsuzlukla mücadele."
Genelgede vurgulanacak ki:
- Yolsuzlukla mücadele bir devlet politikasıdır... Siyasi irade bu mücadelenin arkasındadır... Hükümet bu konunun yılmaz takipçisidir... Yolsuzluğa karşı sürdürülen savaşta gevşeme olmayacak ve hiçbir taviz verilmeyecektir.
Aynı genelgede "şu hususların da" altı kalın kalemle çizilecek:
* Yolsuzlukla mücadele edilirken "hukukun üstünlüğü" prensibi, herkes için düstur olacaktır.
* İnsan hakları ihlâli olmayacaktır.
* Bütün eylem ve işlemlerde "AB normları" esas alınacaktır.
EKONOMİ
Rüştü Kâzım Yücelen:
- Ekonomi rahatlayacaktır.
Ve bir süre "asayiş ile ekonomi" üzerinde konuştuk.
Bakan:
- Asayiş tabii ki çok önemli... Yolsuzlukla mücadele de öyle... Ama aynı şekilde, ekonomik istikrar da önemli... Biri için, diğerini feda edemeyiz.
Yücelen devam etti:
-Ne yapacaksak, hukukun sınırları içinde yapacağız... İnsan haklarına özen göstererek yapacağız...Ve ekonomide panik yaratmadan, iş dünyasını huzursuz etmeden yapacağız... Bütün bunların sonucu olarak da... Göreceksiniz, ekonomi rahatlayacaktır.
GENELGE 2
Konu "asayiş toplantıları."
Genelge ile duyurulacak ki:
- Bu toplantı belirli zaman dilimlerinde (on beş günde bir) mutlaka yapılacaktır.
Toplantıya "Emniyet" de katılacak.
"Jandarma" da.
Ve "iki kurum arasında" mutlaka eşgüdüm... İşbirliği sağlanacak.
SORU
Bu konuyu konuşurken...
Yücelen'e "şunları" söyledik:
- Son zamanlarda Türk devlet geleneğine uymayan bazı görüntüler doğdu... Siyaset, adalet, polis, operasyon, savcı, jandarma kavramları birbirine girdi... Kurumlar sanki birbirinin bileğini bükme yarışındalar havası yaratıldı... Üslup sorunu da bu işin bir başka boyutu... Ne diyorsunuz?
YANIT
Rüştü Kâzım Yücelen iki kolunu, iki yana açtı. Önce "bir tarafı" gösterdi:
- Emniyet Genel Müdürlüğü.
Sonra, diğer tarafı:
- Jandarma Genel Komutanlığı.
"Karşısı" ise:
- TBMM.
Yücelen:
- Ülkemizde bir başka devlet kurumu var mıdır ki, yerin altından "iki önemli kuruma" geçidi bulunsun... Sadece İçişleri var... Emniyet'e de, Jandarma'ya da geçilir... Karşısı ise milletin meclisi.
Bakan "bunları" söyledikten sonra...
Sorumuzu yanıtladı:
* Jandarma da, Emniyet de bana bağlı kolluk kuvvetleridir.
* Polis ve jandarma, diyalog içinde bu ülkeye hizmet eden iki güzide kurumdur.
* Jandarmanın da polisin de eşit biçimde babasıyım.
* Kimse İçişleri Bakanı'ndan habersiz iş yapamaz.
"Bu noktada" araya girdik.
Ve sorduk:
- Ya kısa devre?.. Ya kaçak?..
Bakan:
- Hayır... Kesinlikle olmaz... Jandarmadan da brifing aldım, polisten de.
POLEMİK
Yücelen "yanıtlarına" kaldığı yerden devam etti:
* Kimse jandarmayı polemiğe çekmesin... Çektirmem.
* Savcı, yasalarda yazılı olduğu şekilde bize yazı yazar... Jandarma ve polis de bunun gereğini yapar.
* Yolsuzlukla mücadele mi? Yine emniyet ve jandarma koordinasyon içinde çalışır... Bu konularda sorusu olan, bana sorar... Açıklama yapılacaksa, ben yaparım... Devlette bilek güreşi de olmaz, kargaşa da.
* Türkiye bir kurumlar ve kurallar devletidir... Emniyet de bir devlet kurumudur, jandarma da... Ve kimse kimsenin önünde değildir.
* Polis ne kadar kolluk kuvvetiyse, jandarma da o kadar kolluk kuvvetidir... Biri tam, diğeri yarım değildir... Bu iki seçkin kurum arasındaki uyumu işletmek de benim görevimdir.
GENELGE 3
Konu "telefonların dinlenmesi."
Bu konu ülkemizin "yumuşak karnı... Gevşeyen vidası... Cıvık yanı."
Telefon dinlemek "ciddi iş."
"Mahkeme kararı" gerektirir.
Ama son zamanlarda...
"At izi, it izine karşıtı."
Telefon dinlenmesinde "kısa devre... Kaçak... Şantaj... Siyaset... Kuralsızlık... Husumet... Rekabet" birbirine girdi.
Şu anda hâlâ "telefonum dinleniyor mu" diyen lider de var, bakan da, bürokrat da, gazeteci de.
Yücelen:
- Kimse hukukun üstünde değildir... Kimse, kaynağını yasalardan almayan bir hakkı kullanamaz... Kimse, yasa dışı telefon dinleyemez... Unutmayınız ki... Değerli bir büyükelçimiz, şu anda benim danışmanımdır.
Gerçekten de...
Biz Bakan'ın odasından çıkarken...
"Büyükelçi Ferhat Ataman" makama giriyordu.
GENELGE 4
Konu "merkez valileri konseyi." f
"Yasaya göre" böyle bir konsey yok.
Ancak...
Yıllarını devlet hizmetinde geçirmiş olan merkez valilerinin de şu anda "yapacakları bir iş yok."
Bakan, bir konsey kuracak.
Konseye katılmak "mecburi değil."
Konsey "bir danışma organı gibi" çalışacak. Konseyde görev alacak merkez valilerine "çeşitli görevler" verilecek.
Bakan, altı ayda bir "konseyi toplayacak."
Konsey üyelerinin "odası" da olacak, "arabası" da.
Açıkçası...
"Deneyimlerini" devlete aktaracaklar.
"Ben bu konseye katılmam" diyecek olan merkez valisi hakkında yapılacak herhangi bir işlem yok. Ancak... Rüştü Kâzım Bey Bakan olduğu sürece, o kişinin bir kente vali olarak atanmasına da imkân yok.
GENELGE 5
Konu "sınır bölgeleri."
Türkiye "çok komşulu" bir ülke.
Sınır bölgelerimizdeki ilçelerin kaymakamları Ankara'ya çağrılacaklar.
Onlara brifing verilecek.
Brifingde "çeşitli bakanlıkların uzmanları" bulunacak.
Ve "sınırlardaki kaymakamlarımıza" şu konular anlatılacak:
* Sınır ticareti.
* Gümrük mevzuatı.
* Sınır komşusu olduğumuz ülke ile ilgili devlet politikası.
* AB standartları.
KARARNAME
- Sayın Bakan, valiler kararnamesi?
- Acelesi yok.
- Neden yok?
- Göreve yeni geldim... Arkadaşlarımı tanımalıyım... Kısa vadeli gündemimde hiçbir atama yok. Ben buraya tayin için gelmedim... Kadro değiştirmek için gelmedim... Kendime göre bir kadro kurmak için gelmedim.
AYRINTI
- Sayın Yücelen, sizinle geçen ay Mersin'de konuşmuştuk... O zaman İçişleri Bakanı değildiniz... Ve demiştiniz ki... "Bütün güvenlik kuvvetlerinin hükümetin emrinde olduğunu açıklamalıyız... Hükümet olarak, hükümete el koymalıyız."
- Evet, bunları söyledim.
- Şimdi durum nedir?
- Bütün güvenlik güçleri hükümetin emrindedir... Bakın burada bazı ayrıntılar çok önemli.
- Ne gibi?
- İnsanımız güvenlik içinde yaşayacak... Yolsuzlukla mücadele sürecek... Fakat, piyasalar tedirgin edilmeyecek... İş dünyası gergin hale sokulmayacak.
- Nasıl yapacaksınız?
- AB normları ile.
- Nedir AB normları?
- Delilden suçluya ulaşmak.
- Bunun tersi nasıl bir uygulama?
- Tersi şu... Zanlıdan, delile ulaşmak...Yani, önce adamı içeri al... Sonra delil topla... Artık çağdaş dünyada bu kalmadı... Önce delilini toplarsın... Ve bu yolla da suçluya doğru gidersin.
NOKTA
İçişleri Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen ile yaptığımız sohbet oldukça uzun.
Ama bir yerde de "noktayı" koymak gerek.
Bir başka gün devam etmek üzere... Nokta.