Türkiye'nin gündemini şu günlerde en çok "takas" kelimesi işgal ediyor. Ekonomide de futbolda da şimdi "takas" konuşuluyor. Paranın patronu Kemal Derviş, ekonomiye soluk aldırmak amacıyla geceli gündüzlü çalışıyor. Özellikle Türkiye'nin sırtında kambur olan TL cinsindeki kısa vadeli iç borç senetlerini, döviz cinsi uzun vadeli iç borç senetleriyle "takas" edebilmek amacıyla yoğun çaba harcıyor.
Sadece ekonomide değil "takas" modası futbolda da yaşanıyor. Geçmiş yıllarda ayaklarını yorganına göre uzatmayan kulüpler şimdi borç batağında inliyor. Özellikle G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzon "Pahalı transfere paydos" diyor. Sözleşmesi bitenlere de taviz verilmiyor. Büyük kulüpler çaresizlikten "takas" yolunu zorluyor. Yani "Al takke, ver külah.."
Futbolda "takas" transferinin en büyük bombasını Beşiktaşlı Ayhan ile G.Saraylı Arif patlattı. Olay medyada, "Yılın takası" olarak yer aldı. G.Saray'ın vermekten vazgeçtiği Arif'le telefonda konuştum. Alanya'da tatil yapan Arif, öfkeliydi ve döküldü:
"G.Saray'dan bir tek yönetici bile konuyla ilgili beni arayıp konuşmadı. Kimse 'Gider misin?' diye sormadı. G.Saray'a 11 yıl hizmet ettim. 6 şampiyonluk yaşadım, bir UEFA Kupası kazandım. Geçen sezon yeterli düzeyde faydalı olmadığımı biliyorum. G.Saray benim yuvam. Ayrılmak istemiyorum. İlle de 'Seni istemiyoruz' derlerse giderim."
Arif'i Galatasaray'a geldiği günden beri izliyorum. Futbolu dikine oynamak, hücuma çabuk çıkmak, çapraz koşularıyla rakip savunmayı dağıtmak en büyük özelliği. G.Saray'da sembol olmuş bir futbolcunun Takas yoluyla gönderilmesine karşıyım. Bu davranışın "Köle ticareti" zihniyetinden hiçbir farkı yok. Ne yazık ki; G.Saray yönetimi Arif'e "Mal" gözüyle bakıyor. Yönetim Arif'i istemeyebilir. Ama karşılıklı oturup konuşmak medeniyettir. Arif'e yapılan tek taraflı davranış, kullanılan mendili çöpe atmaktan farksızdır.