kapat
14.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Guncel Veri
 

Ada'dan Amerika'ya Kemal Derviş


Büyükadalı, Osmanlı kökenli, tenisçi... Bunlar Derviş'in bilinen yönleri. Peki ya bilinmeyenleri? Ecevit ve İnönü hayranlığı, Wagner ve Ahmet Kaya tutkusu. Aşkları...
Türk insanı Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'i Türkiye'ye bir kurtarıcı gibi gelmesiyle, üzerinde aylarca çalıştığı ekonomik programıyla, çalışkanlığı ve dakikliğiyle tanıyor. Son dönemlerde ise eski ve yeni karısını, DJ oğlunu biliyor. Özel hayatını gündeme getirmeyi sevmeyen Derviş, bu nedenle başlı başına merak konusu... Hangi yemeği sevdiği, hangi müziği dinlediği, neden iki kez evlendiği, nasıl boşandığı sır. Aktüel dergisi bu sırları ve Derviş'in 52 yıllık yaşamını üçüncü ağızlardan araştırdı. Ortaya roman gibi bir hayat ve çok renkli bir kişilik çıktı.

1949 kışı, günlerden 10 Ocak... İlaç fabrikatörü Rıza

POLİSİYE AŞKIN ÇOCUĞU
Derviş'in Alman eşi Gerti İstanbul'da kumral bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Oğlanın adını Kemal koyarlar. Yüksek eğitimli, aydın ve CHP'li Rıza Derviş'in oğluna bu adı koyması kuşkusuz tesadüf değildir. Yetim olan Rıza Bey kendisini büyüten Osmanlı döneminde büyük işlere imza atmış amcasının adını verir oğluna. Eşi Gerti, 2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanya'sının Türkiye Büyükelçisi olan Franz Von Papen'in sekreterliğini yapmıştır. Gerti ile Rıza Derviş'in karşılaşmaları ancak polisiye bir hikâye çevresinde olur. Rıza Bey, Von Papen'e bir suikast düzenleneceğini haber alır ve Alman elçisini arayarak kendisini tehlikeye karşı uyarır. Bu arada da elçinin zarif sekreterine gönlünü kaptırır... Belki de bu yüzden küçük Kemal, Tenten ve romantik Galyalı Asteriks hikayelerine düşkündür.

KEMAL'E KARDEŞ GELİYOR
Derviş ailesindeki tek zarif kadın Gerti olarak kalmaz. Kemal üç yaşındayken aileye, sonradan "Adanın en güzel kızı" olarak anılacak kız kardeşi Zeynep katılır. Annesinden sarışınlığını babasından da çekik gözlerini alan Zeynep'in, krem tabakanın gözde bekârlarından Ahmet Mavitan'la (bir aralar Ajda Pekkan'la kısa bir birlikteliği olmuştu) arasında hüzünlü bir aşk hikâyesi yaşandığı söyleniyor. Daha sonra Mustafa Şahin'le, ardından da bir nörologla hayatını birleştiren Zeynep Derviş, bugün Fransa'da İsviçreli bir entelektüelle evli ve mutlu.

ALMAN EKOLÜYLE BÜYÜDÜ
Kemal ve Zeynep, Alman medeniyetini öğretmekte kararlı bir anne ve otoriter bir babanın çocuğudur... Kemal Derviş'in kuzeni, sürücülük teknikleri uzmanı Demir Bükey amcasının disiplinli, detaylarda titiz kişiliğine dikkat çekiyor: "Gerti teyze de amcam da çok disiplinliydiler. Ama amcamdan korkardık." Bükey, Kemal Derviş'in sabahın en erken saatlerinde mesaiye başlamasını, dakikliğini hep aileden gelen özellikler olarak görüyor.

Kemal okul çağına henüz başladığında eğitim yolundaki ilk durağı Büyükada İlkokulu olur... Daha sonra 22 yıl evli kalacağı Nesliha Taki'yle aynı sıralarda oturduğu bu ilkokul ve Heybeliada manzaralı, emlakçı gözüyle en az 3 milyon dolar değerindeki, 15 odalı muhteşem malikane Kemal Derviş'in hayatında çok önemli merkezler oluşturuyor.

CİCİLERİNİ HEP PAYLAŞTI
Kemal Derviş'in o yıllarını hatırlayan Adalılar, ona daha ilkokuldayken sosyal adaletçi, paylaşımcı eğilimler atfediyor. O dönemde hiç kimsede olmayan kokulu silgi, şık defterler gibi çocukların aklını başından alan kırtasiye malzemeleri yalnız Kemal'in kalem kutusundan çıkıyor ve küçük Derviş İsviçre'den gelen "cici"lerini arkadaşlarıyla cömertçe paylaşıyor. Ama ona Avrupa yolu görünüyor.

SINIF BİRİNCİSİ OLDU
Ailesi Kemal'in, dünya seçkinleri arasında yer almasını sağlayacak bir eğitim görmesinde karar verir. Dolayısıyla ilkokuldan sonra küçük Kemal, İsviçre'de dünyaca ünlü bir eğitim kurumuna, "Le Rosey"e gönderilir. Kemal'in orta öğrenim durakları arasında sırasıyla Paris'teki "Ecole Enternationale" ve Cenevre Florimont lisesi de yer alıyor.

Cenevre'deki okulda aynı sıraları paylaştığı bir arkadaşı, Firuğ Türk, "Çok çok başarılı bir öğrenciydi, sürekli sınıf birincisi olurdu, o zamanlar daha sol eğilimlidi" diyor.

ABD'DE PARLAK YILLAR
Daha sonra London School of Economics'te okuyan ve Amerika'nın yolunu tutan Derviş, Princeton'da doktora yapar. Amerika'dayken 1972'de, Yale Üniversitesi'nde konferans vermeye gelen ve o sıralar Bülent Ecevit'in danışmanı olan Prof. Dr. Besim Üstünel ile tanışır. Üstünel, tanıştığı genç adamın zekâsı ve yüksek donanımından etkilenir. Üstünel'in devreye girmesiyle Derviş 24 yaşında Ecevit'in ekonomik danışmanı olur ama daha sonra vazgeçip istifa eder. Derviş saygı ve sevgi duyduğu insanlara karşı duygularını ifade etmekten kaçınmaz. Örneğin Rahşan Ecevit'le ebeveynlerden başlayan aile dostlukları bir yana Derviş, Bülent Ecevit'e de özel bir hayranlık besler ve bunu oturduğu evlere bir Ecevit portresi asarak ifade etmekten geri durmaz.

ONA 'BÜYÜK ŞEF' DERLER
Türkiye için çok köklü bir dönüm noktası teşkil eden 24 Ocak kararlarının altında Dünya Bankası temsilcisi olarak imzasını atan Derviş, Atilla Karaosmanoğlu'ndan sonra Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı'na yükselen ikinci Türk olur. Bu yüzden Dünya Bankası'nda arkadaşları ona "Big Chief" (Büyük Şef) derler, uykusuna çok düşkün olan Derviş'i kızdırmaktan da geri kalmazlar. Derviş'in evine misafirliğe gittiklerinde inat olsun diye geç saatlere kadar otururlar. Arkadaşlarına bir türlü açıkça "artık kalkın" diyemeyen Derviş ise misafirlerin paltolarını antreye yığarak "paltolarınızı çıkardım" der.

Beşiktaş'ı tutuyor güneyi seviyor köfteye bayılıyor
* Derviş'in hayatının her döneminde disiplin ve planlama önemli rol oynuyor. Gönül meseleleri hariç... Derviş'in bu yönüyle de "babasına çekmiş" olabileceğini gazeteci Leyla Umar'ın aktardıklarından anlaşılıyor. Umar, Büyükada'da düzenlenen partilerde sergilediği muhteşem dans figürleriyle bütün kadınları kendine hayran bırakan Rıza Derviş'i, "işi kararında bırakmasını bilen" bir "çapkın" olarak tanıyor. Derviş'in çok güzel vals ve twist yaptığı söyleniyor...

* Derviş limon, fesleğen ve bergamut temelli sınırlı üretimi olan "Aqua di Selva" adlı parfümü kullanıyor...

* Klasik müzik dinliyor, en çok da Wagner'i seviyor. Ama Amerika'dayken sıla özlemi bastırdığında Ahmet Kaya'yı tercih ettiği de oluyor... Fransız sinemasını izlemekten zevk alıyor. En sevdiği yönetmen Philippe de Broca. Onun yönettiği, Jean-Paul Belmondo'nun başrolde oynadığı "Homme De Rio-Rio'lu Adam" favori filmi...

* En sevdiği renk kırmızı.

* En sevdiği tatil mekânları Karayip Adaları ve Türkiye'nin güney kıyıları. Roma, Paris ve İstanbul gibi romantik kentlere vurgun...

* Beşiktaş'ı tutuyor. Ailesinin Türkiye'ye tenisi getirdiği biliniyor.

* Kuru köfte ve pilav en sevdiği yemekler. En sevdiği tatlı ise kaymaklı ekmek kadayıfı. Gençliğinde içtiği "Tekel" biralarının tadını unutamıyor ve en sevdiği içki deyince hâlâ "Tekel Birası" diyor...

Önce balayı sonra evlilik
Derviş'i ikinci kez nikah masasına götüren kadın, Georgetown Üniversitesi mezunu, son derece iyi eğitimli, çok sevecen biri olduğu söylenen Catherine Derviş'ti. Bayan Derviş eşiyle Amerika'da tanıştı ve 1995'te henüz Kemal Bey'le evli değilken Kuşadası'na geldi ve birlikte tatil yaptılar. Evlenmeleri ise iki yıl sonra, 1997'de oldu. Dostlarının Cathy diye seslendikleri Bayan Derviş Uzakdoğu kültürü hakkında birçok bilgiye sahip.

Büyük aşklar nefretle başlar!

NASIL TANIŞTILAR?
Bir gün Kemal sürat teknesiyle geçerken kumsalda güneşlenen sarışın bir genç kızı ıslatır. Kız fena halde öfkelenir ve Kemal'in ardından esip köpürür. Aşk ateşinin kıvılcımı böyle çakılır.

Öfkeli sarışın, tiyatro ve sinema oyuncusu Turgut Boralı ile sinema oyuncusu Servet Cengiz'in kızıdır. Gençlerin önceleri göz teması ve hafif flörtlerle sınırlı kalan ilişkileri kısa sürede evlilik noktasına gelir. Saint Benoit'lı Neslihan ile dünya piyasalarına parlak kadrolar yetiştirmekle nam salmış London School of Economics öğrencisi Kemal Derviş 23 Ağustos 1968 Cuma günü, bir kokteylle evlenir.

Kemal'in eğitimi sürdüğü için birlikte Londra'ya giderler. Kemal 1970'te LSE'den birincilikle mezun olur ve 1971'de ilk çocuğunu kucağına alır. Çocuğunun adını Erdal koyar. Kemal Derviş böylelikle Erdal İnönü'ye olan sevgisi ifade etmek istemiştir. 1974'te Erol dünyaya gelir.

NASIL AYRILDILAR?
Neslihan Hanım'la Kemal Bey'in 22 yıl süren birlikteliğinin sona erişi hakkında Adalılar çok ilginç bir hikâye anlatıyor. Buna göre, Neslihan'ın parlak bir evlilik yapmasını kıskanan adadan bir kadın arkadaşı, Derviş ailesini ilk yıllardan itibaren bir gölge gibi, hatta Amerika'ya kadar takip ediyor. Ve bir gün fırsatını yakalıyor. Kemal Derviş'i bir restoranda sarışın bir hanımla başbaşa yemek yerken görüyor ve hemen olayı Neslihan Hanım'a yetiştiriyor. Onuru kırılan Neslihan Hanım da tek çarenin boşanmak olduğuna karar veriyor.

Başka bir rivayete göre ise Kemal Derviş Dünya Bankası'nda çalışırken Kongre Kütüphanesi'nde çalışan, kendisinden 15 yaş küçük bir kadına aşık oluyor. Kongre kütüphanesindeki sarışınla, Neslihan Taki'nin arkadaşının Kemal Derviş'in yanında gördüğü kişi aynı kadın mıdır? Henüz bilinmiyor. Ancak bu kişinin Catherine Derviş olmadığı kesin.

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır