kapat
14.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

www.itsakiss.com
 

Sıla ağır geldi...


İran Şahı'nın küçük 'Prenses'iydi. 9 yaşında sürgüne gitti. Yıllarca kimliğini sakladı, hiç sevgilisi olmadı. Sadece 'Vatanım' diyordu ama umudu yoktu. Prenses Leyla, otel odasında hayatına son verdi...
Prenseslere yakışır bir güzelliğe sahipti Leyla Pehlevi... Zengin bir krallığın en küçük üyesi olarak gözlerini açtığı hayatı, 'binbir gece masallarındaki' gibi sürmedi. 9 yaşında sürgüne gönderildi, 10 yaşında canından çok sevdiği babasını kaybetti. Ama o sıla hasretine 31 yıl dayanabildi. Güzel gözlerini, sadece rüyalarında görebildiği vatanından çok uzaklarda, bir otel odasında kapadı...

ARKADAŞI YALNIZLIKTI
Prenses Leyla, İran Şahı Rıza Pehlevi'nin dört çocuğunun en küçüğüydü. 1979'daki İslam Devrimi sonunda ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar. Ağabeyi ve diğer kardeşleriyle birlikte Amerika'ya kaçtı. Ertesi gün de anne ve babası yanlarına geldi. İşte İran Kralı ve ailesinin 'sürgün hayatı' da böyle başladı. Sürgünün ilk yılında, çok yakın olduğu babasını kaybetti. New York'ta oldukça saygın ve pahalı bir lisede okudu. Ancak kimse, onun bir Prenses olduğunu bilmedi. Yıllarca kimliğini saklamak zorunda kaldı. En iyi arkadaşı ise yalnızlık oldu.

İRAN EDEBİYATI...
Oysa, çok güzel, zeki ve neşeliydi. Ama hiç erkek arkadaşı olmadı. Aklındaki tek şey, 'bir gün ülkesine dönmekti.' Yalnızlığını ise yine 9 yaşında ayrılmak zorunda kaldığı ülkesinin şiirleriyle kapatıyordu. Sabahlara kadar, İran tarihi ve edebiyatı üzerine kitaplar okuyordu. Liseyi ve Rhode Island'daki Brown Üniversitesi yıllarını 'yalnız' geçiren Prenses Leyla, mezun olduktan sonra kendini 'İran sürgünleri' yararına çalışmalara adadı.

YEMEK YEMİYORDU
Ancak güzel Prenses bu çalışma temposunu o kadar yoğunlaştırdı ki, günlerce ağzına bir lokma dahi koymuyordu. Yalnızca su içiyordu. İyice zayıf düşen Prenses kafasına sadece ülkesine tekrar dönmeye takmıştı. İran'daki son seçimi yakından takip ediyor, halkın Cumhurbaşkanı Hatemi'ye olan tepkisini ve sevgisini analiz ediyordu. Ama son seçim zaferi onun umutlarını tüketti. Zayıf düşen bedenine çok ağır geldi. Yalnız ve mutsuz geçen 31 yıllık hayatına son noktayı Londra'daki Leonard Hotel'in süitinde koydu; son nefesini de çok sevdiği ülkesini düşleyerek verdi...

'KIZIM MUTSUZDU...'
Acılı anne Kraliçe Farah Diba ise, hayatının en zor görevini yaparak, kızının ölümü hakkında kendi internet sitesine şöyle yazdı: "Leyla sonra birkaç yıldır depresyondaydı. Zaman, yaralarını iyiliştiremedi. 9 yaşında sürgüne gönderildi ve çok yakın olduğu babasının ölümünü atlatamadı. Ülkeden ayrılırken yaşadığı dramatik sahneler ve Tahran radyosunun onun için kullandığı 'kan emicinin kızı' ifadesini hiç unutamadı..."

Otelin geceliği 752 milyon
Prenses Leyla'nın ölümünden sonra İran Şahı ve ailesinin serveti yeniden gündeme geldi. Tüm hesapları dondurulmasına rağmen Prenses Leyla'nın geceliği 450 sterlin (yaklaşık 752 milyon) olan bir otel süitinde yılın yarısını geçirmesi konuşuluyor. Prenses Leyla'nın, Niavaran Kraliyet Sarayı'nda kendisine ait 6 odalı ayrı bir dairede yaşadığı belirtiliyor.

Kabus dolu geceler
31 yaşındaki Prenses Leyla'nın dramatik ölümü, İngiliz basınında geniş yer aldı. The Times Gazetesi, Prenses Leyla'nın ölmeden önce İran'da yapılan seçimleri izlediğini ve bunun ülke özlemini artırarak onu intihar noktasına getirdiğini yazdı. Prenses'in, ülkesine dönememe düşüncesi yüzünden bunalımın ortasında olduğunu iddia eden The Times, "Ne acı ki, sürgündeki İranlılar'dan oluşan dünyasında kendisine anlamlı bir rol biçemedi, nereye gideceğine, ne yapacağına dair bir fikri yoktu" görüşüne yer verdi. Ayrıca Leyla'nın, zaman zaman İran ile ilgili kabuslar gördüğü de belirtildi.

KORKUYORDU
Geçen yıl Leyla ile görüşen bir ABD'li gazeteci, Prenses'in rüyasında kendisini İran'da, Saray'da birileri tarafından yakalanıp başı kesilmek üzere kovalanırken gördüğünü anlattığını hatırlatıldı. Aynı söyleşide, bir aşk bulma umudu olup olmadığını soran gazeteciye Leyla'nın verdiği yanıt da hatırlatıldı: "Önemli olan bir aşk bulmak değil kendini bulabilmek, varlığın için bir neden bulabilmek ve daha da önemlisi yaşamda bir amaç ve bir hedef bulabilmek."

www.sigortam.net

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır