  
Alpi.. Alpi.. Namaz vakti..
Aston Villa takımında oynayan Alpay İngiltere'deki yaşantısını anlatırken diyor ki; "Cuma günleri .. Bazen antrenmana daldığım için saati kaçırıyorum.. Hocam uyarıyor; Alpi Alpi haydi namaza diyor.."
Alpay bundan bakın nasıl sonuç çıkarmış:
"Bizde insanlar gereksiz yere birbirleriyle uğraşıyorlar.. İngiltere'de gördüm ki insanlar sadece kendi işleriyle uğraşıyor.. Mesela adamlar maça çıkarken haç işareti yapıyor.. Oysa ben bir maça çıkarken ellerimi kaldırıp dua etsem herhalde adım tarikatçıya çıkar."
Yani Alpay, İngiltere'de daha rahatım, daha mutluyum demek istiyor..
Şaşırtıcı bir durum değil mi?
Bir Müslümanın Türkiye'de daha rahat olması gerekmiyor mu?
Bunda bir yanlışlık yok mu?
Hayır yok..
Gelin önce Cumhurbaşkanı Sezer'in Harran Üniversitesi'nde yaptığı konuşmaya bir göz atalım: "Laiklik tüm özgürlüklerin olduğu gibi, din ve vicdan özgürlüğünün de güvencesidir."
İngiltere'de laiklik sarsılmaz temellere oturmuşsa.. İngilterede demokrasi tıkır tıkır işliyorsa..
Alpay'ın orada daha rahat davranması da normal değil mi?
Ne diyor Sezer:
"Laiklik, din özgürlüğünün güvencesidir.."
Demek ki ortada bir yanlışlık yok..
Türkiye'de laiklik siyasal İslam tarafından tehdit edildikçe.. Siyasal İslam, ipleri germek için önüne çıkan bütün fırsatları gösteriye dönüştürdükçe.. Alpay gibiler rahat etmez..
Çünkü fanatik İslamcılar, siyasal İslam'ı futbol sahasına bile sokup topluca 'şükür namazı' kılma şovları tertiplemeyi sürdürdükçe..
Katı laikler de maça çıkarken dua eden futbolcuya tarikatçı damgasını yapıştırıveriyorlar..
Ve toplum gerildikçe geriliyor..
Kapatılan Refah Partisi gibi, sadece "iman ikrarına" dayanan üslubuyla iktidar olma mücadelesi veren yeni partiler türedikçe, din siyasallaşıyor.. Siyasetin çirkin mücadelesine alet oluyor..
Din siyesete alet edildikçe, bir başkası da tam karşısında pozisyon alıyor..
Yani laikliği kullananlarla İslam'ı kulananlar, iktidarı ele geçirmek için veya iktidarda kalabilmek için ipleri gerdikçe geriyorlar..
İş o hale geldi ki, iki taraf da birbirinden beslenerek büyümeye başladı..
Kargaşa sürdükçe arada sıkışan, nefes alamayan, nefes alamadıkça bunalan, dini ibadet olarak gören Alpaylar oluyor..
İki taraf da ipleri biraz gevşetse.. Biz de normalleşeceğiz.. O zaman ne olur diye düşünmeye gerek yok..
Türk halkı, kuşaktan kuşağa geçen dini idrak biçimiyle müthiş bir sentezi yakaladı..
Nur Vergin bu sentezin adını da koydu.. Buna 'Türkiye Müslümanlığı' dedi..
Yani cuma günü namazına da gidip, akşam eşini veya kız arkadaşını koluna takıp eğlenmeye giden normal insanların ülkesi..
|