Ev ödevi ortaya çıktı
Her biri kendi alanında uzman profesör ve akademisyenler hiçbir yerden maddi ve manevi destek görmeden binlerce sayfa tutan AB mevzuatını taradı ve ortaya bir başvuru kitabı çıktı
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde bir grup akademisyen, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda atması gereken gerçek adımları gün ışığına çıkardı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı ve Avrupa Hukuk Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof Dr. Ünal Tekinalp ve 35 akademisyen hiçbir maddi destek almadan "müthiş" bir çalışmaya imza attılar. Hazırladıkları 1000 sayfalık "Türk Hukukunun Avrupa Birliği Hukukuna Uyumu" adlı çalışma, daha medeni bir dünyaya adım atmaya çalışan Türkiye için bir kılavuz olacak.
Pekçok insan için sıkıcı denilebilecek detayların yer aldığı çalışma şu sorulara yanıt veriyor: Avrupa Birliği'nde yasal düzenlemeler neler? Bizde durum ne? Eksikliklerimiz neler? Hangi yasal düzenlemeleri yapmamız gerekiyor? AB denildiğinde tartışma başlıyor; egemenlik haklarımızı bir başkasına mı devrediyoruz, "azınlık" diyerek ülkeyi mi bölecekler?
Proje yöneticisi Tekinalp ve ekibinin yaptığı çalışma bu tartışmalara hiç girmiyor. Çalışma "daha teknik" ama bir o kadar da medeni bir ülkede yaşamak isteyenlerin ihtiyaçlarını ortaya koyuyor. Hadi biraz daha basitleştirelim; Yaşadığınız ülkede bakkaldan aldığınız sudan zehirlenmek istemiyorsanız, su havzalarınızın korunmasını istiyorsanız, çevrenizin her gün daha kirlendiğini görmek istemiyorsanız, para yatırdığınız bankanın her an batacağı endişesini taşımak istemiyorsanız, satın aldığınız malın içinde ne olduğunu istisnasız tüm ürünler için görmek istiyorsanız, artık devlet ihalelerinde şeffaflık istiyorsanız, ülkenizin hukuk sisteminde ne türlü değişiklik yapacaksınız?
AB'ye girmenin yolu AB'de uygulanan sistemin tıpatıp aynısını Türkiye'de gerçekleştirmekten geçiyor.
Tekinalp ve çalışma arkadaşları "AB'de bunlar var, bizde bunlar yok" diyerek, ilk kez derli toplu bir çalışmayı, Ankara'da suni gündemle uğraşan ilgililerin önüne koymuş oldu.
Projede kim, hangi konularda yer aldı?
İdare Hukuk Bölümü: Prof. Dr. İl Han Özay (4), Dr. Burak Oder, Ceza Hukuku: Prof. Dr. Kayıhan İçel (5), Prof. Dr. Füsun Sokullu Akıncı (2), Yrd. Doç. Dr. Yener Ünver, Ali Kemal Yıldız, Barış Erman, Hasan Sınar, Çevre Hukuku: Yrd. Doç. Dr. Sevim Budak, Tüketicinin Korunması Hukuku: Doç. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Yrd. Doç. Dr. Gülçin Elçin Grassinger, Yrd. Doç. Dr. Yeşim M. Atamer, Dr Baki İlkay Engin, Emrehan İnal, Murat İnceoğlu, Ticaret Hukuku: Prof. Dr. Ünal Tekinalp (1), Doç. Dr. Mehmet Helvacı, Doç. Dr. Arslan Kaya, Doç. Dr. Abuzer Kendigelen, Yrd. Doç. Dr. N. Füsun Nomer, Mehmet Fatih Arıcı, Seda Ulaş Kısa, Ayşe Odman, Gül Okutan, Müge Tekil, Fikri Mülkiyet Hukuku: Prof. Dr. Ali Necip Ortan, Ömer Yarsuvat, Arzum Günalçin, Türkay Özdemir, Sanem İşmen, Tolga İşmen, Devletler Özel Hukuku; Prof. Dr. Gülören Tekinalp (3), Prof. Dr. Cemal Şanlı, Doç. Dr. Günseli Öztekin Gelgel, Yrd. Doç. Dr. Bahadır Erdem, Yrd. Doç. Dr. Sibel Özel, Dr. Ali Cem Budak, İnci Ataman Figanmeşe, Faruk Kerem Giray, Disiplinlerarası Konular: Doç. Dr. Saibe Oktay Özdemir.
Ortak değil tek pazar
Prof. Dr. Tekinalp AB denilince ne anlaşılması gerektiğini şöyle anlatıyor:
"Eskiden AB'nin adı Avrupa Ortak Pazarı idi. Şimdi tek pazar oldu. Yani "Bu pazar hepimizin ortak kullanacağı tek pazardır" denildi. Bütün engellerin kaldırılması lazımdı. Engeller sadece gümrükler değildir. Görülmeyen engeller vardır. Onların adı mevzuattır, kanundur. Bunun için tek bir hukuk yaratıldı. Düşünce bu.
Güncel olduğu için bankalardan örnek vereyim. Bir kurum, başka bir üye ülkeye gidip, "Senin bankana kredi verdim ama bankan battı" dediğinde, karşıdaki muhatap "Sen karışma. Ben kontrolümü böyle yapıyorum" diyemez. Bütün ülkelerde bankaların tabii olduğu gözetim kuralları aynı olmalı. Dolaysıyla AB'de bankaların hangi yüklerin altına gireceği kriterleri mevzuatta yazılıdır ve tüm üyeler tarafından kabul edilmek zorundadır.
KRİTERLER AYNI OLACAK
Bizim kanunlara göre, bir bankanın altına gireceği yük bellidir. Kriter koymuşuz, demişiz ki bankalar özvarlığının 20 katından fazla kredi veremez. Ve bir kişiye vereceği kredi de öz varlığının yüzde 10'unu geçemez.
Peki öz varlık nedir? Bir tarif konmuş; Sermaye artı yedek akçeler eksi, varsa zarar. AB'ye bakıyorsunuz, bu kritere şunlar eklenmiş; öz varlıklarından, gayri menkullerinin defter değeri ile varsa iştiraklerini de düş. "Aman efendim bunlar benim aktiflerim" diyemezsin. Adam da sana "İyi de sen paranı buraya bağlamışsın. Sen para ticareti ile mi uğraşacaksın yoksa sanayici mi olacaksın karar ver" diyor.
Adamların felsefesini anlamak ve korumak lazım.
Şimdi bunları bilmek ve tüm ilgili konularda şekillendirmeler yaparak Meclis'e getirmek lazım.
Artık daha somut düşüneceğiz
Prof. Tekinalp: AB'ye uyum sağlayacak kanun ve yönetmelikleri çıkarmak medeniyet projesini devreye sokmak demektir
* Çalışma ile neyi amaçladınız?
Biz esas itibariyle Türkiye'nin önünde duran ve çok çetin bir sorun olan "Avrupa Birliği hukuku ile Türk hukukunun uyumlaştırması nasıl yapılır?" onu göstermeye gayret ettik. Bu konuda çok şey yapıldı, ama hepsi bir değerlendirme, kanaat söyleme, rapor yazma şeklinde. Halbuki konunun doğrudan doğruya uyumlaştırma olan tarafı var.
Bu çalışmada yorum yapmadık. "Hangi maddeler değişmeli, nasıl değişmeli" dedik. Anayasa'nın falan filan maddeleri şöyle değişmeli, çevre kirliliğiyle ilgili şu yönetmelikler çıkarılmalı, tüketicinin koruması için şu maddeler konulmalı" dedik. Bu çalışma ile artık pekçok insan daha somut düşünebilecek.
120 BİN SAYFA
* AB'ye girme sürecinde tartışılan konular var...
Biz tartışılan konulara girmek istemedik. AB'ye girdiğinizde AB'de geçerli tüm kuralları kabul etmek zorundasınız. Bunun için 120 bin sayfa tutan AB mevzuatı için iki türlü çalışma yapılacak. Teknik hazırlık yapmak zorundasınız. Bizim yaptığımız bu. Diğer kısmı ise siyasi. Azınlıklar, insan hakları, hukuka bağlılık gibi.
* Teknik çalışma derken..
İş, sadece AB mevzuatını Türkçe'ye çevirmek değil. Onları Türk mevzuatına uyduracaksınız. Sonra İngilizce'ye çevireceksiniz. Kanunlarda binlerce madde değiştirmek zorunda kalacaksınız. Bu değişiklikler tüm toplumun, şirketlerin yaşamını derinden etkileyecek. Olay basit bir tercüme meselesi değil.
* Ne kadar sürecek bu iş?
En az 5 yıl. Yeni üye ülkelerin ilgili birimlerine ne yaptıklarını sorduk. Bize, "Bunun pratik yolu yoktur. AB'ye üye olmadan önce tercümeleri yapmaya başladık. Mevzuatımızı değiştirdik. Bir kısmını çekmeceye attık. Poponuzun üzerine oturun ve çalışın" dediler. Malesef Türkiye henüz bunun farkında değil.
Bir örnek vereceğim. Turizm mevzuatı içinde seyahat acentaları mevzuatı var. Yüzlerce tebliğ var. Listeni şimdiden al ve dersine çalış. Şu anda ülke olarak bütün işi birkaç kişinin üzerine yıkmış durumdayız.
* Pekçok yasa birer ikişer çıkıyor. Bunların AB ile uyumlu olmasına dikkat ediliyor mu?
Yasalarda AB'ye uyumlu denilebilecek özler belki var. Ama anlamamız gereken şey AB bunu kabul etmiyor. Doğrudan doğruya mevzuatını sana uzatıyor ve bunu "uygula" diyor.
* Sizin çalışmanız tam bu noktada devreye giriyor galiba..
AB mevzuatı ile ilgili tüm bilgiler bu çalışmada yer alıyor. Bu büyük bir hizmet. Nankör bir hizmet olduğunu da kabul etmek lazım. (Tekinalp kitabın sayfaları çevirip örnekler anlatıyor)
Bakın burada hava kalitesini korumak için AB'de yer alan mevzuat tek tek sıralanmış. Şirketler hukuku var. Tek kişilik ortaklıklar nasıl olmalı? 450 madde var... Mesela, topluluk markası almış iseniz, bu 15 ülkede de geçerli kabul ediliyor. Bizim şimdiden topluluk markası tüzüğünü hazırlamamız lazım.
BİREYLER İÇİN
(Tekinalp su kalitesinin korunması için AB'de yer alan onlarca maddeyi tek tek okuyor.) İçme sularında aranan şartlar, sertlik dereceleri, su havzalarının nasıl korunacağına dair tüzük, tehlikeli maddelerin atıklarının depolanma ve saklanma koşulları, yüzme havuzlarının denetlenmesi, klorlama, su... Bunların hepsini uygulamak zorundayız. Bu bir medeniyet projesi. Devlet için değil, bireyler için.
* Ulusal programa nasıl bir katkı sağlayacak bu çalışma?
Bu çalışma bir adım öteye gidiyor. Çünkü somut mevzuatı gösteriyor. Ulusal program sadece niyeti gösteriyor. Artık çalışmaya başlamalıyız. Bu 5 yıl sürebilir, 6 yıl sürebilir. Bizi almıyorlar diye düşünmeye gerek yok. Bu mevzuat tek tek bireylerin yaşam kalitesini yükseltmeye dönüktür.
* Zorlanacağımız alanlar...
Çevre kirliliği, tüketicinin korunması, devlet ihaleleri, devlet yardımları, hak arama...Tüketicinin korunması sadece ayakkabı kötü çıktı meselesi değil. Etiketler bile düzenlenecek. 150 tane etiket yönelgesi var. Kokareç filan deniliyor ama doğruluk payı var.
Bu müthiş bir disiplin. Buralarda zorlanacağız.
YARIN:
* AB'de azınlık mevzuatı yok! t Hangi skandal son anda önlendi. t İspanya'da 400 fabrika neden kapandı? t Halka rağmen karar vermek mümkün mü?
Yavuz SEMERCİ
|