kapat
07.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Limasollu

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
HAŞMET BABAOĞLU(hbabaoglu@sabah.com.tr )

Hoşçakal Baba!

Zorba karakterine mesafeli yaklaşımını öğrendiğimde saygı duymuş, sevmiştim onu...

Nikos Kazancakis'in müthiş romanından uyarlanıp 1965'te çevrilen Zorba'yı öyle bir canlandırmıştı ki, ömrünün sonuna kadar Anthony Quinn'e bakanlar, onda Zorba'yı gördüler.

Ama Quinn, "hayatı şehvetle seven" Zorba ve benzerlerindeki sömürgen neşeyi; onların, hayat sevincinin içlerinde "fıkır fıkır kaynaması" için nasıl çıkarcı bir vurdumduymazlığa teslim olduklarını görmüş, bunu çeşitli söyleşilerde dile getirmişti.

Bence Quinn'in Zorba'daki dansı, romandaki kahramanın sirtakisinden çok daha güçlü, çok daha "yaratıcı" bir ruha sahipti...

Kolay mı, ışıkçıların, set teknisyenlerinin, burnundan kıl aldırmayan yönetmenin, öteki aktörlerin; onca kalabalığın karşısında kollarını rüzgâra açıp, dimdik bir duruşla başlayıp sonra dizlerini kırdığı (ruhunu hayatın darbelerine karşı esneterek) bir dansa kendini bırakıvermek!..

Ben de birçokları gibi romandaki "uzak" karaktere değil, siyah beyaz görüntülerin içinden rengârenk fışkıran Anthony Quinn'e bağlanmıştım filmi her seyredişimde...

***
Ölümünden sonra yerli ve yabancı basında çıkan yazılarda Anthony Quinn'in "duygusal uçlar arasında kolayca dolaşması" ve "aniden patlayan duyguları yansıtması" dile getiriliyor.

Bence yanılıyorlar.

O her filmde neredeyse aynı kaldı!

Sanchez'in Çocukları'yla, Onassis'i canlandırdığı Yunanlı arasında öyle uzun boylu bir fark yoktur, Quinn'in tiplemesi bakımından.

Çünkü hep "baba"ydı...

Sanki hiç genç olmadı! (Zorba'da bile bayağı yaşını başını almış görünüyordu.)

Ama hep dinçti...

Babanın öfkesi, babanın şefkati, babanın aniden yumuşayıp, aniden köpürmesi başka bir şeydir.

Quinn'inki öyleydi; duygusal fırtınalara kapılmak değil!

Sonra korktu Quinn! Yıllar geçip iyice yaşlandıkça babalığın, yerini "mutlak dedeliğe" bırakmaya başladığını gördü sanırım.

Ve hiç kuşkum yok; zamanın ona oynadığı bu "oyun"a bozulduğu için kadınlarını durmadan gebe bıraktı.

Torun değil, çocuk istedi.

Daha üç yıl önce 13. çocuğu dünyaya gelmişti.

Dedeliğe direniyor, hep baba kalmak istiyordu sanırım. 80'lerinde bile...

***
Memleketi Meksika'da yabancı diye bakılan, ABD'de yıllarca Meksikalı diye "itilen", ünlenince de bütün bunların acısını çıkarmak için dünya vatandaşı gibi yaşayan bu adam artık yok...

Daha önceleri Meksika'da bir köyde gömülmeyi vasiyet etmişken, Sevin Okyay'ın güzelim yazısından öğrendim ki, son yıllarını geçirdiği Rhode Island'daki evinin bahçesinde bulunan bir akağaçla "dostluk" kurmuş ve vasiyetini değiştirip o ağacın altına gömülmeyi istemiş. (Bir kez daha derinden bir saygıyla sarsıldı yüreğim!)

Akağaç için "bana hikâyesini anlattı, yaşlılık böyledir işte, dost olduk" dermiş...

Hoşçakal Baba!

Toprağın bol olsun...

Zorla cehalet
Sorun, gündelik hayatımızda iç içe olduğumuz magazin haberlerini TV'ye taşımak değil...

Haberleri "habersiz" şovlar haline çevirmek de ayrıca tartışılır! Haber veren kanallar varsa, gerçekten isteyen onları seyreder.

Sorun nerede? Sorun, haber sunumunun cehaletin ellerine teslim edilmesinde...

Geçenlerde baktım. Rusya Ordu Korosu'nun konser haberinde ekranda bir alt yazı: Kocaman harflerle yazmışlar; "kusursuz okuyorlar!"

Meğer koronun İstiklal Marşımızı seslendirme biçimini böyle değerlendiriyormuş ünlü kanalın ünlü haber ekibi..

Servisin içinden kimse de çıkıp dememiş mi; "Kardeşim, bu marşı kusurlu okuyan biz sıradan yurttaşlarız; çünkü müzikal bakımdan vasat kulaklara uygun olmayan bir beste... Neden ciddi müzisyenlerden oluşan bir koro önüne notalar konulunca kusurlu okusun?"

1978 yılında Sovyet Stratejik Füze Birliği bünyesinde oluşmuş ünlü koroya kasaba aymazlığıyla bakmanın; "milli marşları sadece o milletler doğru icra eder" türünden bir cehaleti ekrandan yaymanın hoşluğu nerede? Biri çıkıp söyler mi?

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır