kapat
07.06.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor


Limasollu
Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

itsakiss
 

Ayrıcalık istemem


Baliç transferi gerçekleştiğinde görkemli bir tören yapılmak istendi. "İsterseniz dünyanın en iyi futbolcusunu getirin, böyle bir organizasyon istemem" deyip, bu törene karşı çıktım
Jardel'in G.Saray'daki mutsuzluğunun nedeni, belki de ona uygulanan ayrıcalıklı muameledir. Baliç'e tören yapılması takımı rahatsız ederdi.

Sezon başında, Baliç'in transferi gerçekleştiğinde onun sahaya helikopterle indirilmesi istendi. Buna karşı çıktım. Bu durum, Baliç'in kendisinden kaynaklanan bir hadise değildi. Üstelik, kulübün de dışından gelişen bir talepti. Bu tamamen, G.Saray'ın Jardel şovuna karşılık yapılmak istenen bir organizasyondu. Ama bu tür olaylar, futbolcuların kafasında her zaman yer eder. Benim ekipten kastım bu. Ayrıcalıklı adam sadece zihinlerde gelişir. Taraftar her futbolcumu aynı değerde sevmez, aynı şekilde değerlendirmez. Futbolcuların, onların gözünde kaliteleri, farklılıkları vardır. Bu farklılıklar benim için de vardır. Hepsini bir tutamam.

Benim kafamda da futbolcularımın arasında farklar olduğunu biliyorum. Zaten bütün bu farklar taraftarın sevgisi, medyanın onlara yaklaşımı, senin değerlendirmene yansır. Baliç'in F.Bahçe'ye dönüşünde yapılmak istenen tören, diğer futbolcuları rahatsız edebilirdi. Bunda Baliç'in suçu yok. Ama çocuk elinde olmadan antipatik olabilir, ya da diğer futbolcuların, 'Bize niye böyle davranılmadı?' sorularına hedef olabilirdi.

Almanya'dan arayıp töreni engelledim
Bir kulüp içinde görev yapan futbolcuların tümü, aşağı-yukarı eşit şartlarda olmalı. Zaten taraftar onları kalbinde ve kafasında ayrı yerlere koyar. Bu bakımdan böyle bir organizasyonun yapılmasını istemedim açıkçası. Almanya'dan telefonla konuştum ve karşı çıktım. 'Sadece Baliç'e değil, kim olursa olsun, isterseniz dünyanın şu andaki en büyük futbolcusunu getirin, böyle bir organizasyona gerek yok' dedim. Belki Jardel'in Galatasaray takımı içindeki mutsuzluğunun sebeplerinden biri de ona yapılan ayrıcalıklı törendir. Bu ayrıcalıklı davranışlar özellikle futbolcuyu baskı altında tutar. Futbolcu gelecek, beklentiler büyük olacak, herkesin gözü onda. En ufak kötü bir maçta, 'Eee, böyle gelmesini biliyorsun, şimdi de bunun karşılığını ver' gibi konuşmalar Türkiye'de yıllarca yapıldı. Dolayısıyla önce Baliç'i bu baskıdan kurtarmak için benim düşüncem ön plana çıktı ve töreni yasakladım. Doğru olanı da oydu

Rüştü'nün doktorunu 07.30'da karşıladım
Bizim için sezonun en zor dönemlerinden biri Rüştü'nün sakatlandığı sıralardı. Bu sakatlığa hepimiz çok üzülmüştük. Durum da oldukça ciddiydi. Tıbbın tüm olanaklarını kullanıp, en iyi müdahaleyi yapmamız ve Rüştü'yü oynatmamız lazımdı. Sezon başında bir gün Revivo'yla İsrail'de spor hekimliği üzerine konuşmuştuk.Bana İsrail'de çok iyi bir doktor olduğunu söylemişti. Rüştü sakatlandığı zaman bunu hatırladım. Revivo'yu çağırdım ve "O doktoru hemen yarın sabah buraya getirmeliyiz" dedim. Bu konuşmayı akşam yapmıştık. Sabah saat 06.00'da Tel Aviv'den İstanbul'a uçak vardı. Havaalanına doktoru karşılamak için görevli gönderdik. 07.30'da tesislerde doktoru bekledim. Rüştü de gelmişti. Doktor gelir gelmez, MR'lar ve filmler incelendi.

Doktor, Rüştü'nün ciddi bir sakatlığının olduğunu, ancak yapılacak dış müdahalelerle oynama imkanını bulunduğunu, tabii kendisinin de fedakârlık yapması gerektiğini belirterek, "Onu ileride önemli bir sorun yaşamayacağı konusunda ikna etmeniz lazım" dedi. Durumu anlattığımız Rüştü de son derece olumlu yaklaştı. Doktorlar, oynamadığı Denizlispor maçı dışındaki tüm karşılaşmalarda Rüştü'ye dış müdahalelerde, yani ağrı kesici ve fonksiyonları çoğaltacak iğnelerle müdahalede bulundular.

Rüştü, G.Birliği maçından sonra hep bu tür müdahalelerle sahaya çıktı ve formasını giydi. Sonuçta son derece de başarılı oldu. Doktorların başarısı ve Rüştü'nün fedakârlığı sayesinde bu durumu da bertaraf etmiştik.

Transfer listem hazır; yabancılar kalır
Fenerbahçe'nin yeni sezonda transfer edeceği futbolcuları kafamda oluşturdum. Ağırlıklı olarak genç ve geleceğe dönük futbolcuları alacağım. Şu an için yabancı futbolcu transfer etmeyi düşünmüyorum. Takımımızdaki yabancılar arasında, burada mutlu olmadığına, sorun yaşadığına beni ikna eden olursa, o zaman yabancı transferini gündeme getiririm.

Ceza verdim, ama hepsi gizli kaldı
F.Bahçe'deki ilk yılımda, antrenörlük hayatımın en keyifli dönemlerinden birini geçirdim. Takımın zorluk derecesinin yüksek olması keyfimi arttırıyor. Başlarda düşüncelerini ifade edemeyen, açığa vuramayan, benimle doğrudan konuşamayan bir takımda sevgi yumağı yarattık. Futbolcuların tümü insan olarak mükemmeldi.

Hatalar da oldu. Bağırdığım, çağırdığım, cezalandırdığım oyuncular oldu. Birçok futbolcuma ceza verdim. Ama hepsi içimizde kaldı. Onlar ödülleriyle, cezalarıyla güzel. Ceza olmazsa 'Bu takımda bir eksiklik var' diye şüpheye düşmek gerekir. Bana o eksikliği sezon boyunca hissettirmediler. Cezayı da aldılar. Ödülü de kazandılar.

Rapajç idman sever
"Ender rastlansa da, futbolcuların bazılarında kendini programlama vardır. Maç sonrasındaki günleri bazıları 'pasif dinlenme' olarak geçer. Bizde ise 'aktif dinlenme' vardır. Haftanın ilk idmanında aktif dinlenme yaparız. Futbolcu, pasif dinlenmenin kendisinde etkili olacağına inanıyorsa, olur. Bu durum birkaç futbolcuda, özellikle de Rapajç'te vardı. Bizim için önemli olan birlikte olmak ve takım performansını yükseltecek olaylardı. Bazen haftanın ilk aktif dinlenme idmanına çıkmamasına izin verdim. Bu izinler bazı futbolcularda sorumluluğu arttırır. Maçlara da olumlu yansıyorsa, problem değildir. Rapajç'te de böyleydi. Onun idmanı sevmemesi söz konusu değil."

Levent Tüzemen

 
Yeni dış kaynağın doğru bir şekilde kullanılacağını düşünüyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır