Oyuna çok kötü başladık. Maçın hemen başında bir de Şakiri'nin ayağından kalemizde beklenmedik gol gördük. Bu şok golden sonra, toparlanmamıza fırsat bulamadan, özellikle ilk yarıda takımımıza bela gibi gözüken Serafimovski, futbol adına çabukluk, çeviklik ve beceri örnekleri vererek sanki sahada gösteri yaparcasına ikinci Makedonya golünü kalemize atıverdi.
Daha sonra biz gol arayışına girdik. Bir kısmı şuursuzca yapılan ataklar sonucunda bir sürü pozisyon bulmadık da değil. İlk yarıda %100 üç net pozisyonu Oktay'la, daha sonra da Hakan Şükür'le akıl sır almaksızın kaçırdık. Bunlar şanssızlık değil, kelimenin tam anlamıyla, 'beceriksizlik'ti. İlk yarı biterken Emre'nin korner atışında Alpay kafayla ilk golümüzü atarken ikinci yarıya ümitlenmemizi sağladı.
İkinci yarının başında Millilerimiz tam beklediğimiz görüntüler içindeydi. İyi futbolla gol pozisyonları yakalar hale geldik, birini de değerlendirmeyi becerdik. İlk yarıdaki golümüzün sahibi Alpay ikinci yarıda da attığı diğer golle skoru eşitledi.
Emre dün akşam Milli Takım'ın en iyi oyuncularındandı. Ama gereksiz bir sarı kart görmesi, gelecek maçta da oynamayacak olması nedeniyle bu satırlardan kulağını çekmek isterim. Hakan Şükür, Azerbaycan maçına göre biraz daha hareketli göründü ama hala beklenen Hakan değil.
Biz tam, "Beraberliği bulduk, şimdi öne geçeriz" diye düşünürken üçüncü Makedonya golünü yedik. Nikolovski'nin frikik atışından gönderdiği böyle bir topu Rüştü gibi bir kaleci nasıl içeri alır, nasıl böyle bir gole izin verir anlamam mümkün değil. Ama gecenin inatçı ismi Alpay, bu gole de boyun eğmedi ve bir kez daha kafasını uzatıp, hem kendisinin hem de takımımızın üçüncü golünü atarak bizi evimizdeki yenilgiden kurtaran adam oldu.
Bu maçta futbolcularımız oyunun bazı anları dışında gereken özeni göstermediklerinden neredeyse farklı yenilgiye kadar uzanan rezaletler yaşayabilirdik. Futbolda asla rakibi küçümsemeyeceksin. Her rakibin senden iyi olduğunu düşünüp 90 dakika koşacak ve galibiyete ulaşacaksın.