
Haksız rekabet
TOBB genel kurulunda Kemal Derviş'e yönelik sert muhalefet kafaları karıştırdı. Herkes merakta: Neler oluyor?
TOBB, tüm sanayi ve ticaret odaları ile borsaları çatısı altında toplayan, etkili ve büyük bir kitle örgütüdür.
Başkan Fuat Miras, genel kurulda iki önemli şey söyledi:
1. "Çok acı bir şekilde anlaşılmıştır ki maalesef siyaset kurumu ülkeyi yönetememiştir ve yönetememektedir."
2. Çöken programa destek olmuştuk ama şimdi desteklemeyeceğiz.."
Bu iki mesaj çelişiyor.
Hem yönetme kabiliyetini yitiren siyaset kurumunda değişim talep edeceksiniz, hem halkın aynı arayış içinde lider çerçevesine oturttuğu Derviş'e veryansın edip programını afaroz edeceksiniz.. Bu olmaz!
Miras, iki hafta önce partileşme sinyali vermiş ve TOBB örgütünden bu hedef için yararlanılacağını söylemişti.
Sonra yasaların buna izin vermediğini görerek dönüş yaptı ama yine de niyeti açığa çıkmış oldu.
TOBB, siyaset merkezi olamaz.
Eğer olay, siyaset boşluğunu doldurmaya aday Derviş'le aynı misyona talip Miras'ın rekabeti ise iki büyük yanlış vardır:
1. TOBB haksız bir rekabetin zemini olarak kullanılıyor ki bu, gerekli ve güçlü bir örgütün yara alması demektir;
2. Ekonomik programı, siyasi hesaplara feda etmek ve programa desteği hayati önem taşıyan bir kesimi bölmektir..
Siyasete atlamak Miras'ın hakkı olabilir.
Ama TOBB trampleni olmamalı..
Hele hele hükümet içinde Derviş'e cephe alan bir takım güçlerin entrikalarına bu örgüt asla alet edilmemeli..
Biz TOBB genel kuruluna katılmaması nedeniyle Derviş'i eleştirdik. Gitmeli ve konuşmalıydı.. Ama Miras'ın da ağır vebal doğuracak yanlışını tesbit etmeliyiz.
Ekonominin baş aktörleri, siyaset için sabırsızlık göstermesin. O bir yarıştır ve yarışın kuralları değişsin artık!
Çile, ihanet, yenilgi
Başbakan Ecevit, arkadaşımız Mehmet Çetingüleç'e 77'inci yaş röportajında içten şeyler söylemiş:
"Sorunları çözülmüş bir ülkede doğsam, siyasetçi olmayı düşünmeyebilirdim.."
"Siyasete giren kişi, her çileyi, her ihaneti, her yenilgiyi göze almalıdır.."
Ecevit, "kâmil insan" deyiminin bütün niteliklerini şahsında toplamış biri..
Ona, gerçekleşmemiş hayallerinin de gerçekleştiriğini göreceği bir ömür diliyoruz.
Sözleri, siyasi yaşama yaptığı katkının kendisini de tatmin etmediğini düşündürüyor.
Ülkenin sorunları, kendisi gibi insanları bundan sonra da siyasete girmeye mecbur edecek zorluklar taşıyor. Peki çile, ihanet ve yenilgi, o insanların da kaderi mi olmalı?
Onlara daha temiz ve daha güvenli bir siyaset ortamı bırakmak için halâ yapabileceği şeyler olduğunu düşünmüyor mu?
Düşünmüyorsa, düşünmeli..
Willy Brandt gibi halefini partisinin başında iken seçip dünya gözü ile izleyebilir ve DSP'ye kurum kimliği kazandırabilir. Çünkü...
Çile, ihanet ve yenilgi, yalnız siyasetçinin değil, halkın da kaderi oldu!
|