5 yıl sonra gelen şampiyonluğun altında onlarca, belki de yüzlerce hikâye yatıyor. Çoğunda da başrolü başkan Aziz Yıldırım, teknik direktör Mustafa Denizli ve futbolcular oynuyor. Ancak, içlerinde bir tanesi var ki, F.Bahçeli futbolcular için çok ayrı bir anlam taşıyor.
Tarih 15 Nisan 2001... Yer Ankara 19 Mayıs Stadı... F.Bahçe takımı, bir hafta içinde hem Denizli'de Denizli'ye 2-1 yenilmiş, hem de 4 gün önce Kayseri'de Türkiye Kupası'nı penaltılarla G.Birliği'ne kaptırmış... 18 yıldır hasreti çekilen kupanın elden uçup gitmesi yüzünden, takımın içinde bir panik havası başlıyor. Medya, futbolcuları ağır biçimde eleştiriyor.
A.Gücü de ligin iyi takımlarından biri. Üst üste 5 galibiyet almışlar, yine sahaya galibiyet için çıkıyorlar. Hele bir de Cafer faktörü var ki... Cafer, transferde 2 defa F.Bahçe'nin kapısından dönmüş... Onun hırsıyla maça başlıyor...
Cafer çakıyor, Cimbom 5 puan geriden yakalıyor
Bizim Cafer, 45. dakikada Mustafa Doğan'ı taç çizgisinin orada düğümleyip ilk golü atınca, Mustafa Denizli kulübede şöyle bir kaykılıyor. İkinci devre takım biraz daha iyi oynamaya başlıyor ama 56. dakikada yine Cafer ve skor 2-0 oluyor. Bundan sonra F.Bahçe, sezonun en iyi futbolunu oynuyor ama Ogün'ün golü puanı kurtarmaya yetmiyor. Ve F.Bahçe 2-1'lik mağlubiyetle 5 puanlık avantajı kaybedip, G.Saray'la puan puana geliyor: 61-61.
Futbolcular dağılmış... Protestolar altında soyunma odasına giderlerken, başı öne eğik olmayan tek kişi var sahada: Mustafa Denizli.
O, kararlı adımlarla soyunma odasına girdiğinde, bütün futbolcular alı al, moru mor bir şekilde hocalarına bakıyorlar. Ve Mustafa Denizli en beklenmedik hareketi yapıyor: "Çocuklar, hepinizi tebrik ediyorum. Sezonun en iyi futbolunu oynadınız. Bugün galip gelemedik ama olsun. Taraftarlara "Efsane Geri Dönüyor" imajını verdik. Bu inanç bizi şampiyonluğa götürecek. Siz böyle oynayın, şampiyon olmasak bile önemli değil." Sözlerini bitirdikten sonra da teker teker bütün futbolcularına sarılıp öpüyor. Takım, hipnotize olmuş gibi hocasını seyrediyor. Denizli, bunları söylüyor ve basın toplantısı için soyunma odasını terkediyor. Hocanın bu hareketinden en fazla yerli futbolcular etkileniyorlar. Abdullah ve Ogün'ün başını çektiği bir grup futbolcu, kapı kapandıktan sonra takıma hitaben bir konuşma yapıyor:
"Arkadaşlar! Bugüne kadar biz çok maç kaybettik. Hakarete uğradığımız, azarlandığımız, horlandığımız çok maç oldu. Açıkçası bugün de Mustafa Hoca aynısını yapabilirdi. Ama o bize insan gibi davrandı. Bağırmak yerine bize olan inancını gösterdi. Artık bundan sonrası sadece bize kaldı. Gelin, burada önce G.Saray maçını kazanmak, sonra şampiyonluğu ona hediye etmek üzere yemin edelim. Sakatlık, moral bozukluğu, parasızlık filan demeyelim. Ayağımız kopsa oynayalım." Yabancıların da çat-pat anladıkları bu konuşma, soyunma odasını bir anda ateşliyor. Ve bütün futbolcular sarılıp şampiyonluk yeminini işte o gün ediyorlar.