|
|
 |
| |
|
İşte böbrek mafyası
New York Timesgazetesi, dünya böbrek mafyasının haritasını çıkardı: Avrupalı zengin hastalar, ABD'li arabulucularla anlaşıyor. Böbrek satan bir Ortadoğulu bulunuyor. Ve operasyonlar Türkiye'de yapılıyor
Amerika'nın saygın gazetelerinden New York Times, dünyayı saran organ mafyasının içyüzünü bu haftaki haftasonu ekinde gözler önüne serdi. Michael Finkel imzalı "Küçük Böbrek Piyasaya Çıktı" başlıklı habere göre, Türkiye bağlantılı mafya, özellikle "böbrekle" ilgileniyor. Bunu iki nedeni var. İlki, en çok talep edilen organın böbrek olması. İkincisi de böbreği alınan insanın sağlığını kaybetmemesi.
ABD YASASI AFFETMİYOR
İşte bu nedenle de, hastalar devlet hastanelerinde sıra beklemektense böbrek mafyasıyla işbirliği yapıyor. En çok talep Amerika'dan gelmesine rağmen, mafya ameliyatları genelde Türkiye'de yapıyor. Çünkü ABD yasalarına göre, kanundışı bir böbrek naklinin cezası, 50 bin dolar (55 milyar lira) ve 5 yıl hapis... Gazeteye göre, böbrek mafyası organize çalışıyor. Arabulucuların her ülkede bir "adamı" bulunuyor. Örneğin aşağıdaki örnek, sıkça yaşanan bir durum:
İSRAİLLİLER'İN İLGİSİ
Los Angeles'lı bir arabulucu, İtalyan bir hastaya, Ürdünlü bir donör bulur. Ameliyat Türkiye'de yapılır... Türkiye'de ameliyat olan hastaların çoğunluğu ise İsrailli. Onlardan biri de 47 yaşındaki, Kudüs belediyesi sağlık biriminde çalışan Moşe Tati... Tati, arabulucu sayesinde 1997 Ağustosu'nda Türkiye'de ameliyat oldu.
"TÜRKLER BEKLİYORDU"
5 gün süren İstanbul macerası için 145 bin dolar ödeyen Tati'nin sağlığı ameliyat sonrası bozuldu. Kısa bir süre önce Türkiye'de ikinci böbreğine kavuştu. Bir ikinci örnek Avriham adlı İsrailli. Doğu Avrupa'da bir hastanede yeni böbreğine kavuşan Avriham, "Gittiğim ülkede insanlar açlıktan kırılıyordu. Ekmek alacak paraları yoktu. Böbrek için verdiğim para onlara hediyeydi" diyor. Ve Amerika'da yaşayan 22 yaşındaki Filistinli Sami...
'SÜREKLİ UÇAK KALKIYOR'
Bağdat'ta ameliyat olan Sami, kaldığı hastanede Türk müşterilerin de beklediğini açıkladı. Kudüs Üniversitesi Hastanesi'nden Michael Friedlaender ise Türkiye ile İsrail arasında kurulan "köprüyü" şöyle anlatıyor: Her hafta Türkiye'ye böbrek nakli için giden bir uçak kalkıyor. 300 hastam ameliyat oldu. Bu insanlar önceleri Irak'a giderdi. Ancak ilişkiler gelişince Türkiye'ye gitmeye başladı...
New York Times'ın görüşlerini yayınladığı son tanık ise bir Türk... 44 yaşındaki İstanbullu Mehmet Pişkin, belediye sağlık kurulunda bir işçiydi. 4 yıl önce böbreğini sattı.
SUÇLULAR YAKALANDI
Doktorlarla 30 bin dolara anlaşan Pişkin, yalnızca 10 bin dolarını alabildi. Parasızlıktan İstanbul dışına taşınmak zorunda kalan Pişkin sağlığını da kaybetti. İfadeler doğrultusunda Yusuf Sönmez adlı bir doktor yakalandı. Sönmez'in iş ortaklığı yaptığı İsrailli doktora ulaşıldı: Zaki Shapira...
YENİ MERKEZ MOLDOVA
Kadavradan alınanla, canlı bir donörün böbreği arasında ne fark var? New England Tıp Merkezi'nden Richard Rohrer'e göre, canlı böbrek 20, kadavranın böbreği 11 yıl çalışıyor. Canlı böbrek daha çok para ediyor. Türkiye'den sonra Romanya ve Moldova'da da ameliyathaneler kuruldu.
Türk Mehmet Pişkin anlatıyor
Oğlum Ahmet hastaydı. Ameliyat için 20 bin dolar (22 milyar lira) gerekti. Komşum böbreğimi satabileceğimi söyledi. Onunla Asya yakasında bir hastaneye gittik. Doktordan böbreğime karşılık 30 bin dolar (33 milyar lira) istedim. Hemşireler bir şey yiyip içmemi yasakladı.
DOKTORLAR DANS EDİYORDU
BANA bir şey olması halinde bir mektup yazdım: Lütfen parayı karım Şebnem'e verin. Ona trafik kazasında öldüğümü söyleyin... Koridorda böbrek bekleyen İsrailliler vardı. Ameliyathaneye girdik. Dans müziği çalıyordu. Doktorlar ellerinde neşterle dans ediyordu. Güldüm. Bir tanesi "Ne gülüyorsun? Sayende oğlum kurtuluyor" dedi.
PARANIN GERİSİ SONRA
AcI ile uyandım. Şebnem yanımdaydı. Trafik kazası geçirdiğimi söylemişler. Doktor, içinde 10 bin dolar olan zarf verdi. "Dikişlerini aldırmaya gelince, gerisini vereceğim. Bugün Cumartesi. Bankalar kapalı" dedi. O doktoru bir daha bulamadım. Komşumu aradım. O da "Kardeşin böbreğini satmayı kabul ederse, parayı verecekler" dedi. Şebnem beni asla affetmedi.
İsrailli Moşe Tati anlatıyor
4 yıl önce ölmek üzereydim. Ailemden kimsenin böbreği bana uymuyordu. Bir arabulucu bana böbrek bulma sözü verdi. Ona 145 bin dolar (160 milyar lira) ödedim. 4 hasta, bir doktor, bir hemşire ve bir psikolog ve 4 yakınımla birlikte İstanbul'a uçtuk.
GÜMRÜKTEN RAHAT GEÇTİK
YanImda ne pasaport ne de üst düzey bir yazı vardı. İstanbul'da gümrükten elimizi kolumuzu sallaya sallaya geçtik. Her şey hazırdı. Görevliler bize bakmadı. Bizi bir taksi şoförü karşıladı. O da işin içindeydi. O da böbreğini satmış. Bana yarasını gösterdi. Temiz ancak eski bir hastaneye götürüldük. Sabaha karşı en son ben ameliyat oldum.
DAVA BİLE AÇAMADIM
Operasyon gece oldu, çünkü arabulucu bütün doktorların gitme saatini bekledi. Bana böbreğini satan kişiyi gördüm. Yan odada yarı baygın yatıyordu. Böbreğimi Türk doktor çıkardı. Yenisini İsrailli taktı. Eve dönünce bayıldım. Böbrek beni zehirledi. Dava açacaktım. Arabulucu "Elinde kanıt yok. Davadan vazgeç, Türkiye'de yeni bir böbrek takalım" dedi.
|
|
 |
|