kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ERDAL BİLALLAR(ebilallar@sabah.com.tr )

Kapıda mühürler kulakta küpeler!

POLİS, İstanbul'un açık hava müzesi olan, her yıl yüzbinlerce turist tarafından gezilip dolaşılan Sultanahmet'teki yaklaşık 20 bar, restoran ve kafeteryayı basıyor, akşam yemeğini yiyen turistleri masalarından kaldırıp dışarı çıkarıyor, ardından da mührü basıyor...

Gerekçe?

İçki ruhsatları yok!

O zaman verin! Yıllardır aynı yerde turist ağırlayan bu işletmeleri yasal hale getirin!

Olmaz!

*
SABAH, iki gündür İSTANBUL sayfasında işte bu çağdışılığa karşı mücadele etti... Turistik bir bölgede turistlere bira, şarap servisi yapan işletmeleri bilgi çağında mühürleyenleri eleştirdi... Hatta bir grup turist, bu tutumu protesto etmek için mühürlenen bar ve restoranların önünde yerlere oturup bira içti... Sonunda duyarlı İstanbul milletvekilleri devreye girdi ve dün mühürler söküldü...

Peki; sorun bitti mi?

Hayır!... Asıl şimdi başladı... Veya bilinçsizce başlatıldı...

Çünkü kapı dışarı edilen turistler ülkelerindeki yakınlarına gönderdikleri kartlarda, e-posta mesajlarında başlarına gelenleri anlattı... Dünya kenti olduğu iddia edilen İstanbul'da içki içmenin yasak olduğunu aktardı...

Birkaç işgüzar yüzünden Türkiye Batı'ya Humeyni'nin İran'ı gibi yansıtıldı...

Ne yazık ki; İstanbul'da bu çağdışılık yaşanırken, turistler akşam yemeğini yedikleri restoranlardan dışarı çıkarılırken Turizm Bakanı Erkan Mumcu Alanya'da turizm sezonunun açılışını yapıyordu... Kulaklarına kirazdan küpe takıp, turizmin bu yıl bomba gibi patlayacağını anlatıyordu...

*
SON SÖZ: İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz'a sormak istiyorum; polis, 20 işletmeyi yasalar gereği mühürlediyse, dün bu mühürleri sökerek yasaları çiğnemedi mi? Yok eğer mühürleme yasadışıysa suç işlemedi mi?

Korku
Ankara'daki bürokratların en çok korktukları telefon haberi: "Bir maniniz yoksa DGM Savcısı Cengiz Köksal yarın sabah da sizi ziyaret etmek istiyor..."

Memurlar, dobermanlar!
ANKARA'daki memur eyleminde bu kez yalnız cop yoktu... Tasmaları polislerin elindeki dobermanlar da vardı... İnsanca yaşayacak ücret ve hak talebi için sokaklara dökülen memurların yollarını dobermanlar kesti...

Hepsi simsiyah ürkütücü.. Ama o ölçüde de bakımlı ve süslü... Boyunlarında pahalı tasmalar, midelerinde ısırmaya hazır oldukları memurların vergileri ile alınmış mamalar... Ya memurlar? Onlar terden sırılsıklam... Görünüşleri perişan... Bakışları ürkek... Köpekler sinirli... Havlıyorlar, dişlerini gösterip hırlıyorlar... Memurları ısırmak için zincirlerini koparmaya çalışıyorlar...

Biri devletin memuru, diğeri devletin dobermanı... Bir yanda devletin görmezden geldiği memurlar, diğer yanda devlet parası ile karın doyuran hayvanlar...

*
Devlet, memurunun yolunu dobermanlarla keserken, Odalar Birliği'nin kongresine katılan siyasiler "Adaletten, hakça bölüşümden, kardeşlikten" söz ediyorlardı... Çağdaş ve modern Türkiye'nin gereklerine işaret ediyorlardı...

Oysa Ankara çoktan çağdaşlaşmıştı... Copu bile kaldırmış, memurun önüne dopermanları çıkarmıştı...

Serbest kürsü

Sultanahmet'i kurtarın!
Amacım Şehzadebaşı'ndan sahaflar çarşısına gitmek, eski kitaplara bakmak, Kapalıçarşı'ya karışıp insanları izlemek, esnafla sohbet etmek, bilgisayar ekranının radyasyonlu yüzüne bakmayı bırakıp biraz da insan yüzü görmekti. Ancak hata ettim. Bir daha bu hatayı yapmayacağıma dair kendime söz verdim. Sahaflara gelinceye kadar iki kişi çalıntı cep telefonu satmaya uğraştı. Beyazıt'ta küçük bir çocuk, yanımda yürüyen kadın turiste yaklaşık 300 metre eşlik etti. Elindeki iç çamaşırlarını gösterip, '3 dolar, 3 dolar' papağanlığı ile 300 defa taciz etti. En sonunda tişörtünü çekerek iç çamaşırları kadının göğsüne yapıştırdı. Kadıncağız koşarak kendini zor kurtardı ve dehşetle arkasına baktı... HAKAN ÇİFTÇİ (CAT Turizm)

ONLARIN KIBLESİ LİDERLERİ

İzmir'in vekilleri!
İZMİR Ticaret Odası Meclisi Ankara'da toplanıyor... Amaç İzmir'i unutan milletvekillerine İzmir'i hatırlatmak... Kentin ve bölgenin sorunlarını hazretlere anlatmak... Ama İzmir'in seçtiği milletvekillerinin ancak yarısı geliyor toplantıya... Diğer yarısı ortada yok... Onların zaten gelecek seçime kadar gündemlerinde İzmir yok... Artık kıbleleri, onlara oy veren seçmenleri değil, liderleri... Bir de yaz aylarında gidip denize girecekleri Çeşme'leri... İzmir onların duyarsızlığı yüzünden yerinde sayıyor... İstanbul, Ankara, Bursa, depremin vurduğu Kocaeli, Adana, Gaziantep hızla yol alıyor; İzmir patinaj yapıyor... Ama bilmedikleri bir şey var; İzmirli yediği kazığı unutmuyor...

Dostluk!
Dostları olmalı insanın aynen gemilerin limanları gibi... Zaman zaman uğradığın, yükünü boşalttığın, dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda... Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, geri döneceğin günü bekleme umuduyla... Bazen rüzgara o açmalı yelkenini, yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla... Halatlarını çözmeli, seni çok ama çok özlemeli... Dostları olmalı insanın; ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen... Düşünmediklerini düşündüren, seni bir cambaz ipinde güvende tutabilen... Gerektiğinde senin için ateşi yutabilen, yolunu ışıtan ustan olmalı... Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini... Sana vermeli bir kış gününde üzerindeki tek gömleğini...

DOĞRU SÖZ: Senden iyilere yerini vermesini bil...

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır