kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ŞELALE KADAK(skadak@sabah.com.tr )

Akışık 300 milyon doları Exim'den çekerse ne olur?

Türkiye'yi yeniden güçlü bir ekonomiye kavuşturmak için ilk başta ihracatın artırılmasına çalışılacağını Başbakan Bülent Ecevit de, Devlet Bakanı Kemal Derviş de üstüne basa basa söylememiş miydi? Peki öyleyse ihracatın desteklenmesi için hiçbir şey yapılmadığı gibi, neden var olan kaynaklar da elden alınmaya çalışılıyor?

Doğrusu ihracatçılarla konuşunca işin içinden çıkamıyoruz. Onlar da çıkamıyor zaten. Devlet Bakanı Tunca Toskay'ın bir bakan gibi değil de 'işadamı' gibi 'Eximbank'ın 1 milyar dolara ihtiyacı var' şeklinde açıklamalar yapmasını ise ihracatçılar hiç mi hiç anlamıyor.

İHRACATÇI SIKIŞTI
İhracatın önünü açacak olan Eximbank'ın bir türlü istediği kaynağa ulaşamadığı biliniyor. Üstelik bu konuda hiçbir çabanın olmadığı da. Halen Eximbank'ta 400 milyon dolarlık kredi talebi bulunuyor. İhracatçı bu kredinin verilmesi için beklerken, öğreniyoruz ki, Eximbank'ta paraları bulunan Ziraat ve Halk bankası bu fonlarını geri çekmek istiyor. Çekmek istedikleri rakam tam 300 milyon dolar. Yani kaynak için çırpınan Eximbank'ın içinden çıkacak olan bu para, ihracatçıya gidecek olan kredinin önünü kapayacak kadar büyük.

Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Güngör Keşçi'yle konuşuyorum. "Şimdiye kadar aksi yönde bir açıklama gelmedi. Ziraat ve Halk bankaları bu parayı istiyorlarmış. Ne olursa olsun bu fonun azalması anlamına gelir. Türkiye'de küçüğü, büyüğü, partilisi, başbakanı, bakanı herkes ihracattan bahsederken, yapılmak istenene anlam veremiyoruz" diyor.

TOSKAY'A DA TEPKİ
Kamu bankalarının bilanço küçültmeye ve kendilerine çeki düzen vermeye çalıştıkları biliniyor. Özel sektörden kamu bankalarının başına geçen Vural Akışık'ın hızlı bir şekilde kredi hesaplarını kapatmaya çalıştığı, İstanbul Sanayi Odası Meclis Toplantı'sında Başkan Hüsamettin Kavi tarafından da dile getirildi. Kavi, Halk ve Emlak bankalarının tahsilata giriştiğinden yakındı ve sanayiye etkisinin çok kötü olacağını duyurmaya çalıştı. Akışık belli ki, bir yandan firmalara kullandırılan kredileri tahsil etmeye çalışıyor, diğer yandan da Eximbank'taki bu fonu geri almaya.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Okan Oğuz, Eximbank kadar sağlam bir fon kullanım yeri olmadığını ve faizlerini tıkır tıkır ödediğini anlatıyor ve bu nedenle de kamu bankalarının fonlarını çekmek istemelerini bir türlü anlayamıyor. "Amaç sanayiciye kredi vermekse, Eximbank kanalıyla bu yerine getiriliyor. Üstelik de çok sağlam bir yer" diyor. Oğuz, tepkilerini katıldığı pek çok toplantıda dile getirmeye çalışıyor. Ancak onun da diğer sanayiciler gibi anlamadığı, Eximbank'tan sorumlu Devlet Bakanı Tunca Toskay'ın, kabinenin bir bakanı gibi değil de bir işadamı gibi konuşuyor olması. Eximbank'ın kaynağa ihtiyacı olduğu, bankanın kendi borçlarında bile zorlandığı yolunda demeçler veren Toskay'ın, ihracatçının tepkisini çektiğini belirtelim. İhracatçılar, "Bakanlık koltuğunda o oturuyor. Şikayet edeceğine, çözüm arayışına gitmesi gerekmez mi" diye soruyor.

Özetle, Eximbank'tan kredi bekleyen ihracatçı Türkiye'ye milyarlarca dolarlık döviz girdisi için bir 'yetkilinin' olaya el koymasını bekliyor.

Program incelenmeden eleştirilmez!
İstanbul Sanayi Odası'nın bu ayki meclis toplantısında konuk konuşmacı olarak davet ettiği Yönetim Danışmanı Ali Nail Kubalı, bir çok sanayicinin tepkisini çekti. Kubalı'dan Türkiye'nin yeni ekonomik programı üzerine bir konuşma yapması istenmişti. O da özetle programın Türkiye'yi sürpriz krizlere karşı koruyacak önlemleri içermediğini öne sürerek 'başarı şansı yok' demeye getirmişti. Kuşkusuz moralsiz, krizlerden yorgun ve zayıf düşmüş sanayicinin duymak istedikleri bunlar değildi. Kimbilir belki de daha pozitif bir konuşmaya odaklanmışlardı. Konuştuğum bazı sanayiciler, Kubalı'ya hazırlık yapmadan geldiği ve programı tam okumadan eleştirdiği için veryansın etti.

Hemen belirtelim Kubalı'nın bazı ilginç saptamaları da yok değildi. Kubalı, "Göstermelik tüketim dünyanın her yerinde vardır. Marka giyinmeye çalışmak gibi. Ama göstermelik yatırımı ben bir tek Türkiye'de gördüm. İyi yönetmiyoruz. Güven vermiyoruz" diyordu. Ama yine de kimi sanayiciler konuşmanın genelindenw pek memnun olamadı.

DİNÇKÖK PATLADI
Meclis Başkanı Ömer Dinçkök'e gelince. Her zaman çok az ve çok öz konuşmasıyla dikkat çeken Dinçkök'ün, bütün konuşmaları dinledikten sonra yaptığı yorum sanayicilerinin alkışlı desteğini almaya yetti. Dinçkök diyordu ki devlet kontratını tutmadı. Dövizin fiyatını 1.5 yıl önce ilan etti ve Şubat ayına gelindiğinde bu kontratı bozdu. Bu yüzden de artık hiçbir kontrat geçerli değil. İş ahlakı kalmadı. Ne stabilite ne de kredibilite kaldı. Artık vasıflı insanların siyasete girmesi için çaba göstermeliyiz. Siyasette fırsat eşitliği yaratmalıyız.

Yaşanan krizlerin işdünyasında açtığı yaralar kolay unutulmayacağa benziyor. İşadamları sakin durmaya gayret sarfediyor, hepsi bu.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır