kapat
27.05.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

ciceknet

Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

Finansbank

 
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )

Eski ozanlar asla yaşlanmaz

Shakespeare'in askerler için söylediği sözü, ozanlara uyguladığım için kusura bakmayın ama Bob Dylan'ın 60 yaşına bastığını duyunca, hemen aklıma bu ünlü deyiş geldi.

60'ların sesi Bob Dylan da 60 yaşına gelmiş.

İnanılmaz bir hızla geçip gidiyor zaman.

Mikis Theodorakis ortak çalışmamamızın altın plak törenine katılmak üzere ilk kez İstanbul'a geldiğinde 63 yaşına basıyordu.

"İnanamıyorum." diyordu. "Ben, Mikis 63 yaşında! İnanamıyorum!"

Theodorakis şimdi seksenine yaklaşıyor.

İnsan yaşlılığı hep başkaları için düşünür; sanki o insanlar yaşlı doğmuşlardır.

Sonra bir gün gerçeği kavrayıverir.

Kendisi de yaşlılar kopartımanına geçmiştir.

Bu ani geçişin nasıl olduğunu kimse hatırlamaz.

***
Gençliğimizin kahramanlarından biriydi Bob Dylan.

Vietnam savaşında yaralı askerin ağzından "Herşey yolunda anne!" diye sesleniyordu "Sadece kanım akıyor!"

O bilhassa detone ve şarkıcılığa özenmeyen sesiyle "Blowing in the wind" dediğinde, 68 kuşağı gerçekten o rüzgârın önüne kapılmış yapraklar gibi titriyordu.

Şarkı söylüyordu ama bir "ses sanatçısı" değildi. Olmayı da hiç istemedi zaten!

Bir derdi vardı, onu aktarmaya çalışıyordu insanlara.

Olgunluk çağında; "Rüyalarımı görebilseydiniz beni idam ederdiniz!" diye sesleniyordu.

***
Geçen yıl San Remo besteci ödülünü aciz kulunuza verdiklerinde daha önce kimlerin aldığını sormuştum.

Gelen cevap yürek titreticiydi: Bob Dylan, Leonard Cohen, Jacques Brel, Leo Ferre!

"Hey gidi dünya hey!" diye düşünmüştüm.

Ankara'da çılgın gibi Dylan şarkıları söylediğim gençlik yıllarımda, bir gün onunla aynı ödülü paylaşma onurunu taşıyacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.

Brel'le de öyleydi, Cohen'le de, Ferre'yle de!

Ama yaşam insana her zaman kötülük etmiyor; bazen güzel sürprizler de hazırlıyor.

Şimdi evimde, Floransa yapımı el işi gitarla simgelenen ödüle bakınca, bu yiğit ozanları hatırlıyorum hep.

Ve anlıyorum ki bu ozanların hepsi de mantıksız adamlardı.

Mantık denilen sınırların ötesine geçip içinde yaşadıkları dünyayı değiştirmeye ve daha iyi bir dünya yaratmaya çalışmışlar ve yükselttikleri ses milyonlarca insanda yankı bulmuştu.

Bernard Shaw'un anlattığı türden bir mantıksızlıktı bu.

Hani üstad diyordu ya:

"Mantıklı adam, dünyaya kendisini uydurmaya çalışır.

Mantıksız adam ise dünyayı kendisine uydurmaya çalışır.

İşte bu yüzden dünyanın gelişmesini mantıksız adamlara borçluyuz."

***
Nice mutlu yıllara Bob Zimmerman! Yani şair Dylan Thomas'ın manevi oğlu!

İyi ki tehlikeli ozan rüyalarını göremediler senin.

Bu yüzden şarkıların, sen kaybolduktan sonra da devam edecek.

 
Ekonomik programın başarıya ulaşacağına inanıyor musunuz?

Evet
Hayır

 


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır